• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
TBMM’de tarihi manifesto

BÜLENT ERANDAÇ

TBMM’de tarihi manifesto

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 02 Ekim 2026

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM yeni Yasama Yılı açılış hitabı, Gazi Meclisin saygınlığından toplumsal uzlaşıya, ekonomik koruma kalkanlarından anayasa reformuna kadar çok katmanlı mesajlar içeriyor. Erdoğan'ın muhteşem hitabı, Türkiye'nin siyasi geleceğine yön veren makro vizyonuyla hem de iç politikadaki güncel ekonomik/ sosyal meselelere dokunan yapıcı diliyle çok konuşulacak. Erdoğan hitabına başlarken TBMM'nin "Gazi" unvanına yaptığı vurguyla, tüm siyasi aktörleri günlük polemiklerin ötesine, milli bilincin ortak paydasına davet etti. Erdoğan'ın bu ifadesi kurumsal hafızayı ve meclisin tarihsel meşruiyetini tazeleyen güçlü bir hatırlatmadır. Çünkü milletvekillerimizin oturdukları koltuklar sıradan birer parlamento sandalyesi değil, bağımsızlık mücadelesinin kalbinde yer almaktadır.

CEPHE SİYASETİ
Erdoğan'ın konuşmasının merkezine yerleştirdiği iki temel kavram olan "büyük Türkiye mutabakatı" ve "yeni anayasa", önümüzdeki dönemin yönünü tayin edecek ana akslar olarak karşımıza çıkıyor. Erdoğan, "salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu 'cephe siyasetinin' raf ömrünün dolduğunu" vurguladı. Bu cümle, yıllardır kutuplaşmadan beslenen militan muhalefet ve mahfillerin siyaset tarzına kesilmiş net bir faturadır. Küresel ve bölgesel olarak Türkiye'nin etrafının bir ateş çemberine döndüğü kritik süreçte, içeride "iç cephenin tahkim edilmesi" milli bir zorunluluk olarak karşımızda. Erdoğan'ın kavramsallaştırdığı "Büyük Türkiye Mutabakatı", tam olarak bu iç cepheyi sağlamlaştırma iradesidir. Bu mutabakat, partilerin aynı düşünmesini değil, milli menfaatlerde aynı hizada buluşmasını ifade ediyor. Erdoğan'ın Meclis kürsüsünden konuşmasının ardından DEM Parti, MHP ve İYİ Parti sıralarına giderek liderlerle tokalaşması da bu mutabakat çağrısının sahaya yansıyan somut jesti oldu. Erdoğan'ın büyük mutabakatın en somut ve nihai meyvesi olarak yeni ve sivil bir anayasa olacağını vurgulaması çok dikkat çekti. Mevcut darbe anayasasının tortularından kurtulmak, Türk demokrasisinin rüştünü ispat etme mücadelesidir. Cumhurbaşkanı bu süreçte muhalefete de net bir mesaj göndererek, yeni anayasa özleminin "üretilmiş korkuların ve vehimlerin" esiri edilmemesi gerektiğini vurguladı ve ilk dört maddeye dair net tavırlarını hatırlatarak masaya oturacak taraflara güvence verdi. Bu çağrı, tüm siyasi aktörler için tarihi bir "samimiyet sınavıdır." Netice itibarıyla; Gazi Meclis'in anayasa yapma ehliyetine vurgu yapan bu hitap, Türkiye'yi prangalarından kurtaracak sivil bir toplumsal sözleşme için şartların hiç olmadığı kadar olgunlaştığını göstermektedir. Türkiye, on yıllardır vesayet gölgeleri altında, olağanüstü dönemlerin ürünü olan bir darbe anayasasıyla yönetiliyor. Erdoğan, tüm siyasi aktörlere şu mesajı veriyor: Eğer bu Meclis, milletin iradesiyle yeni bir toplumsal sözleşme yazamıyorsa, demokrasimiz henüz rüştünü, yani tam bağımsız olgunluğunu ilan edememiştir. Sivil bir anayasa yapabilmek, sivil siyasetin kendi ayakları üzerinde durabildiğinin en somut kanıtı olacaktır. Erdoğan'ın TBMM hitabının öne çıkan diğer hayati başlığı ise "Terörsüz Türkiye" vizyonuydu. Erdoğan, terör örgütünün kendisini feshetme ve silah bırakma noktasına geldiği tarihi kavşakta, TBMM'de 467 kabul oyu gibi muazzam bir çoğunlukla geçen "çerçeve yasa"yı içerideki kararlılığın en büyük nişanesi olarak değerlendirdi. Erdoğan bu tarihi mutabakata katkı sunan MHP lideri Devlet Bahçeli'ye ve DEM Parti Grubu başta olmak üzere yapıcı tutum sergileyen tüm aktörlere teşekkür ederken, terörsüz bir iklimin yeni anayasa şartlarını daha da olgunlaştıracağına dikkat çekti. Bir süredir dile getirdiği "Ankara merkezli siyaset" çağrısının temelinde mutabakatın yattığını; mesele Türkiye, demokrasi ve kardeşlik olduğunda siyasi farklılıkların bir kenara bırakılması gerektiğini savundu. Erdoğan'ın "mutabakat içinde rekabet" formülünden bahsetmesinin derinliği var. Devletin bekası, ülkenin bütünlüğü ve temel haklar gibi makro konularda (asgari müşterekte) birleşip, yönetim ve ekonomi vizyonlarında ise demokratik bir şekilde rekabet etmeyi savunmak demektir. Türkiye merkezli bu siyaset tarzı, meclis çatısı altındaki uzlaşı kültürünü kurumsallaştırmayı amaçlamaktadır. Türkiye Yüzyılı Hedefi: Ülkenin savunma sanayi, ekonomi ve teknoloji gibi alanlarda sağlam bir zemine oturduğunu belirterek, bu mutabakat ile Türkiye Yüzyılı'nın inşasının kararlılıkla tamamlanacağını ifade etti.

DEVLET GÜCÜ
Başkan Erdoğan'ın en somut ve halka dokunan bölümlerinden birisi de hiç şüphesiz ekonomi ve finansal piyasalara yönelik mesajlarıydı. Açılış konuşmasında Fon Krizinin iktisadi güvenlik ile toplumsal barışa yönelik bir tehdide dönüşmesine izin verilmeyeceğini söyleyen Erdoğan şöyle konuştu: "Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaleti gözeterek kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz." Cumhurbaşkanımız "Kimsenin hakkını kimseye yedirmeyeceğiz" çıkışıyla, devletin gücünü ve vatandaşı koruma iradesini en net şekilde ortaya koydu. Sermaye piyasalarının rasyonel kurallarla ve adaletle yönetileceğinin en üst makamdan taahhüt edilmesi, iktisadi istikrar için adeta bir can suyu niteliğindedir.

SONUÇ
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın TBMM'nin yeni yasama yılı açılışında gerçekleştirdiği hitap, yalnızca klasik bir dönem başlangıcı konuşması değil, Türk siyasetinin önümüzdeki döneme ait yol haritasını çizen tarihi bir manifesto niteliğindeydi. Erdoğan, Türkiye Yüzyılı hedefine yürürken Meclis'in itibarını en üste koyan, sorunları halının altına süpürmeyen ve değişen dünya düzeninde Türkiye'yi "mutabakatla" büyütmek isteyen tecrübeli bir lider duruşu sergiledi. Şimdi sıra, bu tarihi uzlaşı kapısından TBMM'nin yeni çalışma döneminde içeri girme olgunluğunu gösterecek tüm partilerin yapacakları çalışmalarda ve İÇ CEPHE TAHKİMATININ sürdürülmesinde. Erdoğan'ın salonu dolduran ve ekran başındaki milyonları yakalayan konuşmasının yankıları TBMM'nin yeni çalışma döneminde çok hissedilecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.