• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Başkan Erdoğan savunma sanayini Anadolu’ya yayıyor

BÜLENT ERANDAÇ

Başkan Erdoğan savunma sanayini Anadolu’ya yayıyor

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 29 Eylül 2026

Dünya Silah Ticareti Analiz Merkezi Türkiye'nin silah ihracatında dünyada 8. olduğunu açıkladı. Türkiye 2025 yılında 4 milyar 230 milyon dolarlık rekor hacme ulaşırken, içinde bulunduğumuz 2026 yılının ilk 8 ayında ise savunma ve havacılık ihracatı 6.3 milyar dolara ulaştı. Türkiye son 12 aylık toplam dış satım 10,9 milyar dolar seviyesini yakalayarak yeni bir zirveye imza attı. Dünya Silah Ticareti Analiz Merkezi'nin (ÇAMTO) yayınladığı son veriler, Başkan Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin ilmek ilmek dokuduğu bir stratejinin küresel tescili niteliğinde. Bu başarı, küresel jeopolitikte Bölgesel Güç -Küresel aktör Türkiye'nin "Kendi kendine yetebilen ve oyun kuran" bir gücün doğuş ilanı.

STRATEJİK ORTAKLIKLAR
Peki, Türkiye bu noktaya nasıl geldi? 2000'li yılların başında yüzde 80'leri bulan dışa bağımlılık oranı, Başkan Erdoğan'ın liderlik yaptığı 2002-2026 sürecinde yerli ve milli ekosistemin büyümesiyle tamamen tersine döndü. Amerika-Avrupa'nın örtülü ya da açık ambargolarına karşı bir reaksiyon olarak başlayan yerlileşme hamlesi, bugün küresel pazara yön veren bir aksiyona dönüştü. Türkiye'nin stratejik savunma devrimini rakiplerinden ayıran en temel unsur, "harp doktrini değiştiren teknolojiler" üretmesidir. Bugün Türk savunma sanayii denildiğinde akla sadece geleneksel mühimmatlar gelmiyor. Bayraktar TB2, Kızılelma ve ANKA-III gibi insansız hava platformları, askeri literatürü yeniden yazdı. Karada zırhlı araçların lojistik başarısı, denizde MİLGEM projesiyle taçlanan korvet ve fırkateyn yetkinliği, Türkiye'yi asimetrik savaş tehditleriyle boğuşan ülkelerin ilk kapısını çaldığı "güvenilir bir partner" haline getirdi. Türkiye'nin stratejik savunma sanayi devrimin bir diğer kritik ayağı ise pazar çeşitliliğidir. Türkiye artık sadece geleneksel müttefiklerine değil; Asya'dan Afrika'ya, Körfez ülkelerinden Avrupa'nın göbeğine kadar 180'den fazla ülkeye teknoloji ihraç ediyor. Üstelik bu ilişkiler salt bir "satıcı-alıcı" ilişkisi değil; ortak üretim, teknoloji transferi ve uzun vadeli stratejik ortaklıklar içeriyor.

ÜRETİM ÜSSÜ
Örneğin, İtalya'nın 140 yıllık havacılık devi Piaggio Aerospace'in Selçuk Bayraktar/ Baykar tarafından satın alması sonucu gerçekleşen tarihi devirle birlikte Piaggio tesisleri P.180 Avanti EVO jetleri ve Baykar'ın geliştirdiği milli SİHA'lar için Avrupa'da stratejik bir üretim üssü haline geldi.
2027 yılında Türkiye için artık hedef, ilk 5'in kapısını zorlamak. Başkan Erdoğan'ın "Savunma sanayisinde yerli ve milli atılım" Paradigması bağlamında yeni savunma tesisleri Anadolu'ya yayılıyor. Samsun'da yükselen dev üretim tesisleri, Çorum'un mühimmat hamleleri ve Kırşehir'de temelleri atılan İHA/SİHA Test ve AR-GE Merkezi, büyük stratejik hamleleri oldu. Türkiye'nin yeni savunma üsleri ardı ardına devreye girecek. Yeni stratejik test alanları, hava savunma radar entegrasyon merkezleri ve mühimmat depoları; coğrafi olarak geniş açık alanlara sahip olan İç Anadolu (Kırşehir, Yozgat) ile deniz kontrolü ve lojistik transfer kolaylığı sağlayan Orta Karadeniz (Samsun) kıyılarında yoğunlaştırılıyor. Bu bağlamda, Samsun (MKE Çarşamba Üretim Tesisi), Kırşehir (MKE İHA/SİHA Test ve AR-GE Merkezi) ve Çorum (barut ve mühimmat yatırımları) gibi öne çıkan illere ek olarak yeni Anadolu şehirleri yüksek potansiyel taşıyor.

ANADOLU ŞEHİRLERİ
Konya/ Kayseri:
Güçlü makine imalatı, otomotiv yan sanayisi altyapısı ve askeri lojistik/bakım merkezleri (Kayseri 2. Hava Bakım Fabrikası gibi) sayesinde mekanik zırhlı araç ve motor parçası üretiminde öncelikli... Sivas/ Yozgat: Savunma sanayisine entegre optik, mekanik bileşen üretimi ve mühimmat yan sanayisi kurulması için iç bölgelerin sunduğu stratejik güvenlik avantajıyla öne çıkıyor. Gaziantep / Adana: Doğu Akdeniz sanayi havzası kapsamında, güçlü metal sanayileriyle lojistik destek üssü ve taktik teçhizat üretimi için planlanıyor. Eskişehir: Mevcut hava sanayisi ve TEI motor altyapısı sayesinde havacılık bileşenlerinin Anadolu alt yüklenicilerine dağıtıldığı bir ana üs konumunu koruyor.

SAVUNMA SANAYİ VİZYONU
Savunma sanayisini Anadolu'ya yaymak ülkemizin kaderini şekillendirecek ekonomik ve siyasi bir vizyon. İşin ekonomik boyutuna baktığımızda, karşımıza muazzam bir bölgesel kalkınma modeli çıkıyor. Büyük metropollere sıkışan sermaye, nitelikli iş gücü ve lojistik yükü, bu hamleyle Anadolu'nun bakir ve potansiyeli yüksek şehirlerine can suyu olacak.
Nitekim önümüzdeki aylarda Kırşehir'de yükselecek tek bir merkezin bile milyonlarca liralık yatırım ve binlerce kişilik doğrudan istihdam yaratması öngörülüyor. Bu durum nitelikli genç nüfusun büyükşehirlere göçünü engelleyecek, tersine göçü tetikleyecek ve yerel tedarikçileri küresel birer aktöre dönüştürecek. Siyasi açıdan kritik savunma tesislerinin Anadolu'nun iç kesimlerine dağıtılması, devletin kalkınmayı sadece batı kıyılarına değil, ülkenin her bir köşesine adilce paylaştırdığının en somut kanıtıdır. Milli ve yerli savunma sanayisinin Anadolu'ya yayılması, Türkiye'nin hem ekonomik refahını tabana yayma hem de jeopolitik risklere karşı sarsılmaz bir çelik kalkan oluşturma hamlesidir. Yarının güçlü Türkiye'si, Samsun'un, Çorum'un, Kırşehir'in, Yozgat'ın, Karaman'ın, Konya'nın tezgahlarında dövülen milli teknolojiyle yükselecek.

SON SÖZ
27 Eylül 1538 tarihinde kazanılan Preveze Deniz Zaferi'nin ve Deniz Kuvvetleri Günü'nün 488. yıl dönümü kutlu olsun. Son söz, Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler'den.... 'Bugün tüm dünyada güvenlik dengelerinin yeniden şekillendiği, bölgede risk ve tehditlerin giderek çeşitlendiği son derece kritik bir dönemden geçildiğini söyledi. Yakın coğrafyada yaşanan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, çatışmalar ve hatta savaşların, güçlü devlet yapısının, milli birlik ve beraberliğin, dirayetli ve istikrarlı liderliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurgulayan Güler, şöyle konuştu: "Böylesine çetin bir dönemde Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde huzur ve güvenliğini korurken uluslararası güvenlik mimarisinin de etkin aktörlerinden biri haline gelmiştir. Ülkemizin bugün ulaştığı bu müstesna konumu, ihtilaflı meselelerin çözümündeki yapıcı tutumumuz ile uluslararası arenada yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinde de açıkça görüyoruz. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde başta Birleşmiş Milletler ve NATO olmak üzere uluslararası platformlarda ülkemizin ortaya koyduğu çok yönlü yaklaşım, krizlerin çözümüne, barışa, adalete ve istikrara katkı sunmayı amaçlayan bir anlayışın yansımasıdır."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.