Son haftalarda ABD ekonomisinden gelen ve beklentilerle uyuşmayan kötü veriler çıkış sürecini ciddi şekilde sekteye uğratıyor. Geçen yılın Şubat ayında dip yapan küresel kriz "olağanüstü önlemler" sayesinde yaptığı ivmelenme ile hızlı yol almış, deyim yerinde ise yürekleri ağzına gelmiş ekonomi yönetimlerine, hatta hükümetlere derin nefes aldırmıştı. Neredeyse, Yunanistan'da ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde sorun olmasaydı "tamam bu iş bitti" diyecektik.
Tabii işler biraz yoluna girince ekonomik sistemin sorgulanması da, G-20, IMF gibi organizasyonlar çatısı altında alınabilecek kolektif önlemlerde rafa kaldırıldı. En önemlisi, hükümetlerin krizden ders çıkararak heyecanla hazırladıkları yapısal reformlar başka bir bahara ertelendi.
Durum böyle olunca, tüketimi destekleyen Keynesyen önlemlerle ancak buraya kadar gelindi. Önlemler geri çekildikçe krizden çıkış hızı da doğal olarak zayıfladı. Şimdilerde yavaşlayan motorlar acaba duracak mı?Yeni bir resesyon sürecine mi giriyoruz soruları ağırlık kazanıyor.
TEMEL NEDENLER
Detaylara girmeden, bu soruların nedenlerine değinelim...
Birinci temel neden, kredi mekanizmasının yeniden sağlıklı çalışır hale getirilememesi. Özellikle, konut kredileri uzun vadeli olduğu için hem finansman maliyeti biraz yükseliyor hem de kreditörler kredi kullanımında seçici davranıyorlar. ABD'de hükümet konut kredilerine uyguladığı desteği takvim gereği Nisan ayında geri çekti. Baktığımızda ABD'deki konut satışlarına, verilen kredi oranlarında Nisan'dan sonra belirgin bir şekilde gerileme olduğunu gözlemliyoruz. Her ülkede olduğu gibi, ABD'de de konut sektörünün gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payı yüzde 12-13'lere ulaştığı gerçeğini gözönüne alırsak, ekonominin dinamosunun çalışmaz hale geldiğini söyleyebiliriz.
İkinci neden ise, istenilen düzeyde ekonominin istihdam yaratamaması. Endüstriyel üretim ve perakende tüketim düzeylerinin yükseldiği dönemlerde tarım dışı istihdam verileri artıyor, işsizlik başvuruları azalıyor. Oysa, son aylarda tüketimin azalmasına bağlı olarak sanayi üretimindeki artış yavaşladı ve iki hanelerden yüzde 7.7'lere kadar indi. Üretimin tempo kaybetmesi sonucunda işsizlik oranı da yüzde 9.5'larda direnç oluştu.
NE OLACAK?
Yukarıda özetlediğim iki faktörü yan yana getirdiğimizde şu tespiti yapabiliriz: Önümüzdeki aylarda ABD konut sektörü tekleme noktasına gelecek. Bu arada, yeni konut alımlarındaki düşüşün yanı sıra mevcut kredi alanların borçlarını ödemekte zorlanacaklar. Daha açık bir ifadeyle, kredi geri ödememe riski yükselecek, bankalar kredi hacimlerini kısacaklar. Eğer kredi geri dönüşlerinde sorun olursa, konutlarının haciz yoluyla satılması söz konusu olacak, konut arz cephesi de şişecek.
Küresel ekonomilerin lokomotifi olan ABD ekonomisinin içinde bulunduğu sorunların diğer ekonomilere yansımaları 3 kanaldan gerçekleşiyor. Birincisi, uluslararası sermaye akımlarının mobilitesi risk algılamalarına bağlı olarak yavaşlıyor ya da yön değiştirebiliyor. İkincisi dış ticaret hacmi azalıyor, ihracat talebi gerilediği için, büyümeye olumsuz etki yapıyor. Üçüncü ise, doların diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi, dış ticaretin yanı sıra mali piyasalardaki dengelerin değişmesine de neden oluyor.
Bugünlerde FED'in eli kolu bağlı ne yapacağını bilmiyor açıkçası. Başkan Bernanke'nin mesajları eskiden adrese ulaşırken, söyledikleri ve beklentileri son zamanlarda gelen makroekonomik parametreler tarafından desteklenmeyince tatminkar ve yeterli bulunmuyor ekonomi aktörlerince.
Krizden çıkış süreci daha uzayacağa benziyor. Biz de, ABD ekonomisini ve yansımalarını daha çok yazacağız gibi görünüyor...
