Birebir örtüşen nedenlerle piyasaların bir olumlu etkilendiğini, sonra aynı nedenlerle çakıldığını görüyoruz son birkaç haftadır. Altın neden yükseliyordu? Euro bölgesindeki kamu borçları çıkmazından ve ABD ekonomisinin büyüyememesinden, kısacası küresel belirsizlikten soluksuz yükseliyordu. Geçen haftanın son günlerinde ve bu hafta başında altın "serbest düşüşle" adeta çakılıyor. İnanılır gibi değil ama gerekçeler yine aynı; küresel belirsizlik. Hani altın güvenli limandı? Ne oldu? Peki, artık değil ise, güvenli liman tahtında altının yerine hangi enstrüman oturuyor?
Önümüzdeki günlerde piyasalarda izleyeceğimiz olası hareketlere yön verecek küresel gelişmelerin neresinde olduğumuza bakalım...
AH ŞU YUNANİSTAN!
Yunanistan tüm gayretlere rağmen uçurumun kenarından alınamıyor. Yunanistan son çeyreklerde benzer performansı gösterirse bu yıl sonunda yüzde 5.1 küçülecek. İyimser tahminlere göre 2012 yılı büyüme rakamı yine negatif yüzde 2.2 seviyelerinde olacak. Büyüyemiyor, bu yüzden işsizlik oranı da yüzde 16'ya tırmandı. Aynı zamanda, vergi gelirleri de aşağı iniyor. Gelirler azalınca bütçe açığı da kaçınılmaz olarak açılıyor. Şimdilik bütçe açıklarının milli gelire oranı yüzde 12 sınırında.
Hazine kağıtlarını geri ödememe riskinin yüksek olmasından dolayı rahatlıkla ihraç edemiyor. Sonuçta, Yunanistan hazinesi vadesi gelen tahvillerinin yükümlülüklerini karşılayamayacak. Yunanistan tahvillerine sahip banka ve banka dışı kurumlar ise varlıklarını likidite edemeyecekleri için onlar da karşı tarafa yükümlülüklerini yerine getiremeyecekler. Tam bir domino etkisi. Eğer diğer ülke bankalarının aktiflerinde bu tahvil ve bonolar olmasa idi, Avrupa, özellikle Euro bölgesi Yunanistan'ı kendi kaderine çoktan bırakmışlardı. Yani, Yunanistan'ın, tabi, İspanya, Portekiz ve İrlanda'nın kara kaşı kara gözü için kurtarma operasyonu yapmıyor Troyka".
Son gelişme şöyle;
Başta Yunanistan olmak üzere sorunlu ülkeleri izole edip domino etkisini minimize edebilmek. Bu kapsamda, Yunanistan'ın borçlarının bir kısmının silinmesi olasılığı da var. Diğer bir karar ise, G-20 ülkelerinin katkılarıyla "Euro İstikrar Fonu"nun 2 trilyon euro seviyesine çıkarılması. Tabi iki önlem birbiriyle bağlantılı.
Geçen haftaki yazılarımda da benzer önlemlerden bahsetmiştim. Önemli olan kağıt üzerinde kalmaması, uygulamaya geçirilmesi olduğunun da altını çizmiştim. Yeni önlemler için de bu altın kural geçerli.
Bu arada ABD'den beklenen haber gelmedi, FED "operasyon twist" ile yetinme kararı aldı. Bizim yavru kuşların da ağızları açık kaldı.
PİYASALARDA NE OLUR?
Kritik sorumuzla devam edelim... Bu gelişmeler ışığında piyasalardaki olası hareketler hangi yönlü olabilir?
Borsada yaşanan Standart and Poors rüzgarının etkisi çok kısa süreli oldu. Birkaç günde, sanki döviz notumuzda yükselmiş gibi gösterilen artırım kararı ile birçok kişinin tasarrufları "para sihirbazlarının" ceplerine indi. Şimdi not artırımı öncesi noktadayız, yani İMKB100 Endeksi 57 binler seviyesinde. Teknik analize göre, ilk direnç noktası 57.200 puan görünüyor. Eğer bu direnç seviyesini aşarsa 57.600'e gidecek. Ancak, direnç noktasına ulaşamadan aşağı yönlü harekete başlarsa, ilk destek noktası 56.400. Bu seviyeyi aşarsa, ikinci destek 55.800'de. Aslında, küresel belirsizlik faktörü olmasa İMKB yükselme hareketini sürdürecek. Çünkü, bazı uluslararası yatırım bankalarının da öngördüğü gibi temel veriler hisse senetlerinin fiyatlarının cazip olduğunu gösteriyor. Ama gelin görün ki, ABD ve Avrupa'dan gelen olumsuz haberler, olumlu faktörleri bir çırpıda silip süpürüyor.
Faiz cephesi biraz sakin, borsa ve kurlar gibi kaynamıyor. 2013 itfa tarihli gösterge tahvilin faiz oranı yüzde 8-8.5 bandında dalgalanıyor. Mali performansı baz alırsak yatay bant içinde dalgalanmaya devam edeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Altın ve dolar ne olur kısmına geldim, ama yerim doldu. Hani televizyonda da olur ya, en heyecanlı kısımda "az sonra" derler...
Yarın devam edeceğim.
