Geride bıraktığımız birkaç hafta içinde ABD'den ve AB ülkelerinden küresel belirsizliği azaltacak önlemler geldi. Şimdilik kağıt üzerinde alınan kararlar bir de uygulanırsa, o zaman gelişmiş ülkeler de gelişmekte olan ülkeler gibi 2008 krizinden kurtulmuş olacak. Tabii, bu süreç en az iki yılı alacak gibi görünüyor.
ABD'den daha önce detaylarına değindiğim "büyüme ve istihdam" yaratacak 447 milyar dolar büyüklüğünde bir paket açıklanmıştı. ABD ekonomisinin belli bir seviyede büyüme hızına ulaşması çok önemli. Çünkü küresel ekonomiye ivme veren ülke. Savaş dahil bazı kamu harcamalarının kısılmasından, bütçe gelirlerinin artırılmasına kadar geniş yelpazeyi kapsayan paket ABD'yi düzlüğe çıkaracak.
Bu arada Avrupa'da da krizdeki ülkeleri rahatlatacak birkaç adım atıldı.
ORTAK TAHVİL
Birincisi, Avrupa Merkez Bankası (AMB) 4 büyük merkez bankası ile uzlaşmaya vardı dolar likiditesini sağlayabilmek için. Bunlar FED, Japonya Merkez Bankası, İsviçre Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası. Avrupa mali kurumları euro yükümlülüklerini şimdilik karşılayabiliyor, AMB sayesinde. Ama, dolar yükümlülüklerinde zorlanıyorlar. Dolayısıyla, bazı, özellikle Euro Bölgesi Avrupa bankalarının dolar yükümlülüklerinin "default riski" çok yüksek. Domino etkisi oldukça fazla olan bu gelişme, tüm piyasa aktörlerini korkutuyordu. Uzlaşmaya varılan merkez bankaları Avrupa bankaları için dolar likidite ihtiyaçlarını verecek ve bu kurumlarda yükümlülüklerini yerine getirebilecek. Gerçekten küresel ekonominin kötü süreçten geçtiği bir dönemde bir de bankacılık sektörü eklenirse... Akıldan geçirmek bile yetiyor, filmin sonunu görmek için. Yılın kalan 3 ayında, swap olarak tanımladığımız "takas işlemi" ile euro dolar değişimi yapacaklar.
İkincisi ise, Euro Bölgesi ülkelerinin ortak euro tahvil ihraç etme konusunda fikir birliğine varmalarına ramak kalması. Ne yazık ki, vardılar yazamadım. Zira, Almanya Başbakanı Merkel son günlerde yarım ağızla tamam dese de, çok gönüllü olmadığı görünüyor, sanki her an vazgeçecekmiş gibi.
Euro Bölgesi'nin ortak tahvil çıkarmasının, borç çıkmazı içindeki ülkelere ilaç gibi geleceği ortada. Yunanistan, İspanya ve diğer kamu borçlarını çevirmede zorlanan ülkeler, bireysel olarak borçlanma araçları ihraç etmeleri durumunda rahat talep yaratamadıklarından faizleri yukarı çekmek zorunda kalıyor. Sonuçta, kamu açığı finansmanın maliyeti de yükseliyor. Bu bağlamda, tahvilin arkasında Almanya gibi sorunsuz Avrupa ülkeleri olacağından talep de bir sorun olma olasılığı düşüyor.
NEDENLER AYNI!
Yukarıda özetlediğim gelişmeler, sürekli piyasa aktörlerinin bahane ettikleri unsurları ortadan kaldıracak. Yani, "piyasaların neden tadı yok" diye sorduğumuzda, "ABD'nin ve Avrupa'nın gidişatını görmüyor musun" yanıtı veremeyecekler en azından.
Yine de piyasa aktörlerine iniş ve çıkışlar için neden mi yok... Hayırdır, neden düşüyor hisse senetleri? Öyle yanıt geliyor ki, sanırsınız ki o gelişme gece yarısı olmuş. Yazımda kullanmak için şimdi piyasa verilerine bir göz attım. İMKB düşüyor, dolar ve altın yükseliyordu. İMKB'nin ve diğer borsaların düşme nedeni neymiş biliyor musunuz? Yunanistan'ın iflas riski. İnanılır gibi değil!
Borsaların haftaya düşüşle başlaması için elle tutulur bir neden yok aslında. Sadece kar realizasyonları yüzünden geriliyor. İki haftada endeks yüzde 7 çıkmış. Diğer borsalarda da kısa süreli aşırı karlar oluşmuştu. Şimdi sıra kaymağı yemede. İMKB 58 bin 400 puanı aşması durumunda 59 bin 200 seviyelerine kadar gidebiliyordu 200 gün hareketli teknik analize göre. Aşağı hareketinde ise 56 bin 700 önemli destek noktası olarak görünüyor.
Sözün özü, her ne kadar piyasaları olumlu etkileyecek gelişmelere tanık olsak da, küresel belirsizlik bir süre daha yakamızı bırakmayacak. Yani, hafif yukarı yönlü ama dalgalı seyre devam...
