• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Aslında merkez bankaları Frankenstain yarattılar

CAHİT SÖNMEZ

Aslında merkez bankaları Frankenstain yarattılar

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 05 Aralık 2013
2000'lerin başında para politikalarını gevşeten gelişmiş ülke merkez bankaları başta ABD Merkez Bankası olmak üzere 2008 küresel krizinden sonra piyasalara likidite yağdırdılar. Uzun süredir düşük faiz politikaları ile enjekte edilen dolar, euro, yen ve sterlin reel ekonomilere kanalize olmak yerine çoğunlukla mali piyasaları balon gibi şişirmenin ötesine gidemedi.
Avrupa Merkez Bankasının izlediği politika ile başlayalım...
AMB piyasaya likidite verirken açık piyasa işlemlerini 4 operasyonel yapı çerçevesinde yapıyor. Birincisi ana finansman operasyonu, ikincisi uzun dönem finansman operasyonu, üçüncü ve dördüncü ise ince ayar operasyonu ve mevcut imkanlar. Ana finansman operasyonunda haftalık vadede likidite veriyor. Uzun dönem finansmanda 3 aylık vadeyi tercih ediyor diğerlerinde de borç verme ve borç alma faiz oranları ile kısa vadeli işlem yapıyor.

Nereden nereye?
2007 yılında AMB'nin bu operasyonlarla piyasaya enjekte ettiği euro miktarının bilançosuna oranı yüzde 5'ler civarında idi. Küresel krizle beraber hemen musluğu açtığı için bu oran yüzde 15-20 aralığına kadar yükseldi. Kriz öncesi yüzde 3.75 seviyesinde olan politika faiz oranını hızlı bir şekilde önce 100 baz puan indirimle yüzde 2.75'e ve 2009 yılında yüzde 0.25'e kadar çekti. Faiz koridorunu da 50 puan genişletti. 2008 krizine kadar 100 puan olan koridoru 150'ye çıkardı, böylece manevra alanını artırmış oldu.
Bu arada AMB kriz sürecinde ek olarak 3 kez uzun vadeli yeniden finansman yöntemi ile euro enjekte etmişti. Şuan da yüzde 0.25 politika faiz oranını uyguluyor. Hem büyüme hızının tatminkar olmaması hem de deflasyon tehlikesi karşısında da gevşek para politikalarını sürdürmek zorunda kalacak.

Gelelim FED'e...
Amerika Merkez Bankası FED'in bilanço büyüklüğü 800 milyar dolar civarında idi. Krizden sonra AMB gibi dolar saçtığı için bilançosu bugün itibarıyla 4 trilyon dolar sınırına dayanmış durumda. FED repo ihaleleri ile parasal genişleme politikaları izliyor. Birinci ve ikinci parasal genişlemelerde 600 şer milyar dolar hatta üzerinde tahvil alımları ile piyasalara dolar enjekte etmişti. Üçüncüsüne ise geçen sene Eylül toplantısında verdiği karar ile başlamıştı, halende sürdürüyor. Bir yılı aşkın süredir her ay 85 milyar dolarlık tahvil ve ipotekli menkul kıymet alımına devam ediyor. Eğer Martta kadar bu tutarda alım sürerse 1,5 trilyon doları bulacak piyasalara verdiği dolar miktarı.

Sonuç ne oldu?
İngiltere Merkez Bankası da FED gibi tahvil alımları ile sterlin enjekte etti piyasalara. Krizin hemen sonrasında sadece 10 ayda 200 milyar sterlin üzerinde tahvil alımları ile açık piyasa işlemi yaptı. Politika faiz oranını da yüzde 3'den önce 150 baz puan indirerek yüzde 1.5'a ardından 100 baz puanla yüzde 0.50'ye düşürdü. Japonya 55 trilyon yenlik tahvil alımları ile piyasalara para saçıyor. Kanada, Avustralya ve İsviçre de benzer şekilde operasyonlar ile para enjeksiyonu yaptılar.
Sonuç? Mali piyasaların balon gibi şişirilmesi...
Başka? Aşırı likiditenin gelişmekte olan piyasalara gelmesiyle kredi genişlemesi ve sıcak paraya bağlı yapay büyüme...
Yakın zamanda FED çıkışa başlayacak. Tabi piyasalar izin verirse... 22 Mayısta Bernanke'nin çıkış imasına bile sert tepkilerle karşılık verdi piyasalar. Açıkçası piyasaları üzecek yada üzerine gidecek adım atamazlar. Çünkü kendi elleriyle itinayla büyüttüler piyasaları verdikleri likiditeler ile. Nasıl doğa müdahalelere tepki veriyorsa piyasalar da merkez bankalarının likiditeyi kısmasına tepki gösterecekler. Ee merkez bankaları siz yarattınız bu devi hadi gelin baş edin bakalım...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.