• 2018 RUSYA
    DÜNYA KUPASI
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
Büyüme istihdama ne kadar yansıyor? CAHİT SÖNMEZ Büyüme istihdama ne kadar yansıyor? cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 17.04.2018, 00:00

Geçen yıl yakalanan yüzde 7,4 oranındaki potansiyel üstü büyümenin hem kişi başına düşen milli gelire hem de istihdama olumlu yansıması beklenir. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan istihdam verilerinden işsizlik oranının halen iki hanelerini koruduğunu görüyoruz. Ekonomi yeni istihdam kısmen yaratıyor olmasına rağmen bazı faktörler nedeniyle işsizlik oranının aşağı geliş hızı yavaş oluyor. Özellikle işgücüne yeni katılımlar olduğunda olumlu yansıma sınırlı kalabiliyor.
TÜİK'in açıkladığı verilere göre geçen yılın eş dönemine göre yaklaşık 780 bin kişi istihdam edilmiş. Alışageldiğimiz gibi bunların yarısından biraz fazlası hizmet sektörü tarafından istihdam edilmişler.
Sanayide yani üretimde istihdam edilenler sadece yüzde 19,9 seviyesinde. Tarım aldığı pay sanayi kesiminin biraz altında kalmış; yüzde 17,7. Görüldüğü gibi hizmet sektörünün ekonomi üzerindeki ağırlığı devam ediyor. Her ülkede olduğu gibi...

SANAYİ ÜRETİMİ GEREKLİ

Hatta gelişmiş ülke ekonomilerinde hizmet sektörünün ağırlığı yüzde 70'lere kadar çıkıyor. ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'nin de içinde bulunduğu G-7 ülkelerinde yüzde 70'lerin de üzerine çıkıyor.
Tabi hizmet sektörünü dışarı taşıyamadıkları buna karşın sanayi üretim merkezlerini ucuz işçilikten yararlandıkları Çin ve Uzakdoğu ülkelerine taşıdıkları için ekonomileri üzerinde böyle bir dağılım ortaya çıkıyor.
Gelişmiş ülkelerde sanayiden öte hizmet sektörünün ağır basması yeterince sanayi malı üretimini yapmamalarından kaynaklanmıyor.
Aslında yeterince sanayi ve katma değeri yüksek üretime önem verdikleri için Euro Bölgesinde işsizlik yüzde 8 sınırına doğru geriledi. Kısacası altın kural şu; istihdam yaratabilmek ve kalıcı olmasını sağlamak için üretim yapılması gerekiyor.
Başka bir veriye dönersek...
Olumlu diyebileceğimiz bir gelişme ise sosyal güvenlikten mahrum çalışanların oranı yüzde 32,5'lara inmiş. Yine de yüksek bir oran. Neredeyse istihdam edilenlerin üçte biri kayıt dışındalar. Kayıt dışında kalmalarının nedeni malum... İşgücünü daha ucuza getirebilmek. Zaten merdiven altı çalışanlar asgari ücret ya da altı bir gelire razı oluyorlar.

SENKRONİZASYON ÖNEMLİ

Çarpıcı daha doğrusu kronikleşen sorunu yansıtan diğer bir veri ile devam edelim...
İşgücü ihtiyacı ile eğitim sistemi senkronize gitmiyor. Daha açık bir ifade ile hem lise hem de üniversite düzeyinde kazandırılan vasıf ile ihtiyaç duyulan vasıf örtüşmüyor. Daha da önemlisi işverenler mavi yaka olarak tanımladığımız vasıflı işçi bulmakta zorlanıyorlar. Bir ekleme daha yapalım bu soruna; belli eğitim almışların bir kısmı da eğitimine uygun olmayan başka alanlara yönelik işlerde istihdam ediliyorlar.
Finans, pazarlama ve dağıtım gibi sektörlerde buna çok rastlıyoruz.
Genç işsizlikte Ocak ayında hafif bir iniş söz konusu olmuş. 15-24 yaş grubunda bulunanların geçen yılın Ocak ayında yüzde 24,5'i işsizken bu oran yılbaşında yüzde 19,9'a düşmüş. Genç istihdamda eğitim arttıkça çalışan sayısı da artıyor. Üniversite mezunlarının yüzde 70,6'sı çalışırken, okur yazar olmayanların sadece yüzde 16,7'i çalışabiliyor. Lise altı eğitimlilerde de yüzde 43,1'i istihdam edilmiş.
Sözün özü istihdamı artırmak için mevcut ekonomik yapı içinde devlet teşviklerine başvurmak tam anlamıyla kalıcı olamıyor. İşgücü piyasası içinde sahip olduğumuz üretim faktörlerinden eğitime kadar yayılan geniş yelpazeyi kaplayan kapsamlı bir reform paketine ihtiyaç var.

GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN