• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Ah bu kaygıların gözü kör olsun! FİLİZ İÇKE ÖNAL Ah bu kaygıların gözü kör olsun! filizicke@hotmail.com Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 23.08.2020, 00:00

Korona virüs artık hayatlarımızın bir gerçeği. Ne yazık ki... Üstelik bu gerçekle daha ne kadar yaşayacağımızı -ya da yaşayıp yaşamayacağımızı da- bilmiyoruz.
Gündelik telaşlara kapılıp giderken anlık unutmalarımız olsa da, kendini hep bir şekilde hatırlatmayı başarıyor bir şekilde. Üzülüyoruz, sıkılıyoruz, bunalıyoruz ve daha fazlası...
Canım arkadaşım Psikolog Armağan Pınar Adanar aradı geçenlerde. "Korona ile birlikte kaygıların da çok arttığını görüyorum. Bununla ilgili bir öneri listesi hazırladım. Köşende yer vermek ister misin?" diye sordu. "Seve seve" dedim.
"Salgın sebebiyle evlerinizden çıkamadığınız şu günlerde zaman zaman kendinizi bir hapishanede, parmaklıklar ardında hissediyor olabilirsiniz. Evden çıktığınızda da korkularınız artıyor olabilir.
Konsantrasyon zorlukları, sağlığa dair endişeler, korku, depresyon, kaygı gibi ruh sağlığı sorunlarında bu dönemde artış olduğu bir gerçek" diyen Psikolog Armağan Pınar Adanar, ruh sağlığımızı korumak için şu önerilerde bulunuyor:
Düzenli uyuyun: Her gün ortalama 7-8 saat uyumamız son derece önemli.
Ne az, ne fazla... Ruh sağlığı uyku konusunda dengeyi mutlaka korumalıyız.
Tedbirli olun ama aşırıya kaçmayın: Tedbirli olmak her zaman iyidir ama abartmadan. Örneğin aşırı el yıkamak veya sürekli temizlik yapmak, kaygı sorunlarını tetikleyebilir.
Sağlığınıza özen gösterin ama kendinizi dinlemeyin: Sağlıklı beslenin, düzenli fiziksel egzersiz yapın, dinlenmenize dikkat edin. Ama unutmayın ki gün içinde defalarca ateşinizi ölçmek sağlığınıza katkı sağlamayacak, sadece üzerinizdeki stres ve kaygıyı arttıracaktır.
Günlük rutinler oluşturun: Planlı programlı hareket etmek her zaman size daima daha verimli ve etkin bir hayat sunar. Günlük bir düzen oluşturmanız, kendinizi daha enerjik ve mutlu hissetmenizi sağlayacaktır.
Sevdiklerinizle iletişimde kalın:
Teknolojiyi kullanarak sevdiklerinizle görüşmeniz sizi gerçek hayata bağlar, en önemlisi ruh sağlığınızı korur.
Televizyon ve sosyal medyada geçirdiğiniz vakti sınırlayın: Gündemden elbette haberdar olun ancak kaygınızı tetiklememek için haberlere ulaşımınıza sınır getirin. Gözünüz sürekli son dakika haberlerinde olmasın örneğin.
Kendinizi sakinleştirin: Nefes egzersizleri, farkındalık, meditasyon gibi çalışmalar yapmak bu süreçte ruh sağlığınıza fayda sağlayacaktır.
Anda kalın: Bir belirsizlik döneminden geçtiğimiz için, uzak geleceğe odaklanmak kaygımızı arttırabilir. Bu nedenle anda kalmak ve ana odaklanmak bizlere çok daha iyi hissettirecektir.
Ev içinde kişisel bir alan yaratın:
Kendinizle baş başa kalmak ve bireysel zaman geçirmek rahatlatıcı olacaktır. İster resim, ister müzik, isterseniz dans veya sadece kitap okumak.
Birini mutlaka her gün yapın.
Sporunuzu yapın: Spor yapmak hem bedensel hem ruhsal sağlığımız açısından son derce önemli. Unutmayın, sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.


YA KUYUYA DÜSERSEM?
Bu öneriler işe yaramıyor, stres ve kaygı düzeyiniz giderek yükseliyorsa da psikoterapi desteği almanın zamanı gelmiş demektir. Önceki sohbetlerimizden hatırlıyorum da, kişinin bu duruma gelmesi ile ilgili kuyu örneği vermişti sevgili Armağan. Aynı durum depresyon, bağımlılıklar vs için de geçerli.
"Bir yakının kuyuya düşse ne yaparsın?" diye sormuştu. "Elimi uzatırım" demiştim hiç düşünmeden. "Bravo" demişti, "Şimdi sen de düşmüş oldun!" Ve eklemişti: Müdahale etmen fayda etmez, yardım istemen gerekir. Bizi ya da sevdiklerimizi o kuyulardan çıkaracak olanlar psikiyatri doktorları ve psikologlar sadece. Yardım istememiz yeterli...


ÜÇÜNCÜ EBEVEYNİNİZ NE KADAR SAGLIKLI?
PSİKOLOG Tunç Tataker'le yıllar önce bir kez röportaj yapmıştık. Mesleğini bir süredir Amerika'da sürdürüyor. Twitter'daki paylaşımlarını zevkle takip ediyorum. Bir tanesini sizlerle paylaşmak için kaydetmiştim: "Bir çocuğun 3 ebeveyni vardır. Annesi, babası ve anne baba arasındaki ilişki. İstedikleri kadar iyi ebeveyn olsunlar, aralarındaki ilişki kötüyse o çocuğun bir de kötü ebeveyni var demektir. İşte çocuğun başına ne gelirse o sağlıksız üçüncü ebeveyn yüzünden gelir." Sizce de üzerinde uzuun uzun düşünülmesi gereken bir tespit değil mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI