FİLİZ ÖZKOL TÜM YAZARLAR
Unutursam Fısılda
25.12.2017 | Arşiv

Unutursam Fısılda

filizozkol@yeniasir.com.tr

Vizyona girdiği tarih 29 Ekim 2014.
Bir Çağan Irmak filmi. O tarihlerde bir takım eleştiriler almasına rağmen yılın en iyi filmlerinden biriydi.
Çağan Irmak nedense benim aklımda bizim kuşağımız ve özlediğimiz geçmiş demek.

UNUTULMAYACAK FİLM

İçinde tüm aile değerlerimizi barındıran 1970 kuşağını, sosyal ve politik yaşantısını beyaz perdeye en iyi biçimde aktarabilen bu filmiyle yine gönlümüze taht kurmuştu. Egeli oluşundan mı ne kanım kaynıyor her filmini izlerken. Issız Adam, Dedemin Masalları, Babam ve Oğlum hala hafızalarımızda yerini koruyor. Duyguyu bu kadar güzel işleyebilen kişiye az rastlanır diye düşünenlerdenim.
Şimdi 'Nereden aklına geldi bu film üzerinden üç yıl geçmesine rağmen?' diyeceksiniz. Filmin ilginç bir hikayesi vardı. Aile içinde yaşanan bir yüzleşmeyi Çağan Irmak, post-modern bir intikam/af dileme/dilememe süreciyle birleştirmeyi başarmıştı.

AKIL SAĞLIĞI YERİNDEYKEN

Ana çerçevesi iki müzik insanının aşkı üstüne kurulsa da, nadasa bırakılan ablakardeş ilişkisi, hızlı gelen şöhretin bedeli, hayaller-sektör gerçekleri gibi yan hikâyelerinin zenginliği, filmi pek çok farklı duygu açısından besliyordu. Uzun yıllar hafızamda kalacak olan bu hikayenin içinde aslında hepimizin duyguları vardı.
Hele filmin son sahnesinde 'Alzheimer'ın verdiği unutkanlıkla mücadele eden ünlü sanatçının gösterdiği direnişi akıl sağlığımız yerindeyken maalesef yapamıyoruz.
"UNUTMAK İSTİYORUM" cümlesinin ardındaki acı gerçeği bu hastalığa yakalananlar çok iyi biliyor. Hatırlamak için gösterdikleri çabayı keşke akıl sağlıkları yerindeyken yapsalar veya hepimiz yapabilsek.

HAFIZAYI İNKAR TEHLİKELİ

İzmir'e ne zaman gelsem; çok sevdiğim arkadaşım Canan'da kalırım. Sabahlara kadar yaptığımız her türlü sohbetlerin birinde annesinin şu anda 'Alzheimer'ın pençesinde yaşaması bizi çok duygulandırır.
Geçmişine ait ne kadar anıları varsa bizi ağlama duvarına çevirir. İzmir ziyaretlerimde en çok bu buluşmaları özlerim. İnsanın bu dünyada sanırım senkronize olarak anlaşacağı çok az arkadaşı vardır ve ben bu konuda şanslıyım Canan'ı tanıdığım günden beri. Dostlar olmadan bu hayat çekilmiyor. Bizi bize anlatan yine en iyi dostlarımız. Unuttuğumuz birçok anımızı sevdiğimiz insanlar bize anımsatır. Onların sayesinde geçmiş yolculuğumuzu yaparız. Onlar bizim bahçemizin kenar süsleri ve çiçekleridir.
Ne kadar çoksa o kadar şanslıyız. Hele bu son dönemlerde değişen değerlerin dünya üzerindeki etkileri bize geçmişi daha çok hatırlatır oldu. Sığındığımız ve bizi sıcak tutan duygular yine geçmiş anılarımız... Bir arkadaşım "Ben geleceği bakarım" demişti. Ne kadar yanlış düşündüğünü söylesem de bir türlü kabul ettirememiştim. Oysa sinirli, agresif hallerinin bir türlü kabullenemediği anıları olduğunu kendisi de bilmiyordu. Hafızamızı inkar etmek tehlikeli bir duygudur.
Arafta kalmak gibi bir şey. Tarih kitapları boşuna yazılmamış. Herkes öncesini arıyor. Nüfus kütükleri, soy ağaçları hep geçmiş bilgilerimiz için varlar.

BİRBİRİMİZİN AYNASIYIZ

Psikologların kapısını çalanlar bilir. Doktorlar önce geçmişimize dönerek tedaviye başlarlar. Yine bir doktor arkadaşım 'Bu tür insanlar kabullenme duygusuna teslim olamadıkları için zor iyileşiyorlar' demişti.
Başucu sevdiklerimiz olmasa biz bu dünyada ne konuşabiliriz?Yaşamadığımız bir gelecek için ne kadar fikir yürütebiliriz ki?..
Oysa zengin bir anı dağarcığı bizim geceler boyu sohbetlerimizi uzatır. Uykusuz kaldığımız arkadaş toplantılarınızı düşünün. Her birimiz birbirimizin aynasıyız. Her unuttuğumuz bir şeyi hatırlatan biri çıkacaktır ve onlar bizim sevdiklerimiz olacaktır. Evet dostlar hayata ait hiçbir şeyi unutmayalım.
Eğer birilerimiz unutursa birbirimize fısıldayalım.
Teşekkürler Çağan Irmak, bize yine kaybolan değerlerimizi hatırlattığın için.
Sen fısıldamaya devam et. Biz dinlemeye hazırız. En güzel anıların birikiminin bol olduğu güzel bir hafta diliyorum...