• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Deniz altında yirmi bin fersah FİLİZ ÖZKOL

Deniz altında yirmi bin fersah

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 14.02.2022, 00:00

1886 yılıydı. Avrupa ve Amerika denizcilerin nedenini bir türlü bulamadıkları garip bir olay herkesin dikkatini çekmişti. Bu olay; bir süreden beri, gemicilerin deniz üzerinde sık sık garip, "yaratık"a rastlamalarıydı. Bu, ince uzun, bazen etrafa gizemli pırıltılar saçan, balinadan da büyük ve çok hızlı hareket edebilen bir tuhaflıktı.
Jules Verne Denizler Altında 20000 Fersah kitabında anlatmaya çalışmıştı. Hikaye oldukça ilginçtir. O yıllarda denizlerde birçok gemi bilinmeyen nedenlerden batmaktadır.
Herkes bu şeyin bir canavar olduğunu düşünmektedir. Gemileri batıran bu şeyin ne olduğunu öğrenmek üzere bir grup oluşturulur. Grupta Fransız bilimci olan Arannox ve yardımcısı da bulunmaktadır.
Abraham Lincon isimli gemi ile araştırma yapmak üzere yola çıkarlar.

HAYAT BİR İLİZYONDAN İBARET
Japonya'ya yaklaştıklarında suyun içinde bir şey ile karşılaşırlar. Onu yakalamaya çalışsalar da karşı saldırıya uğrayarak Aronnox ve birkaç kişi gemiden kendilerine saldıran şeyin üzerine düşerler. Gemilerini batıran bu şeyin, herkesin düşündüğünün aksine bir canavar değil, denizaltı olduğunu çok sonraları öğrenirler.
Eskiden masal dinlemeye bayılırdık.
Annelerimizin anlattığı hikayelerin gerçek olup olmadığını araştırmazdık. Büyükler
doğru söylerdi. "Yalan " kelimesinin telaffuzunu ve anlamını henüz öğrenmemişken, her şey çok daha basit ve güzeldi. Hayatın bir ilizyon olduğunu düşünürsek, yaşadığımız ve gördüğümüz çok şeyin altında yatan nedenlerin çok farklı olayların yansımalarına kendi yakıştırdığımız senaryolara dönüştürdüğümüzü görebiliriz. Yaşamın hangi sathlarında dolaştığımızı ve yaşadığımız her neyse, ne kadar gerçek olduğunu nasıl tahmin edebiliriz ki. Son yıllarda dünyada rastladığımız olaylar karşısında hayretler içinde kalıyoruz. Nerden nereye geldik dediğimiz garip bir yaşam kaosu içindeyiz.

ÇEMBERİN DIŞINA ÇIKAMIYORUZ
Hayatın sadece biyolojik bir süreç olmadığı, hayatı anlamlandırmak ve derinliğini çözümlemek adına felsefeciler de teoriler ortaya koymuşlar da, sonuç alabilmişler mi? Gerçekten insan bu dünyaya neden gelmiştir? Cevabı hala bulamıyoruz. "HAYAT OLGUSU " dediğimiz bu kelimenin açılımındaki derinliği çözmek için nice bilim insanları yaşamlarını kurban etmişler de, sonuca ulaşamamışlar.
Sınırlı bir yaşam içinde hangimizi tam olarak tatmin etmiş yaşadığımız yıllar. Açgözlü ve obur bir insanoğlu olarak evrene damgamızı vuracağımızdan eminim. Dünya toplumu topluca bir zehirlenme yaşıyor.
Dünya gücünü elinde bulunduran ülkelerin, zayıf halka gördükleri diğer ülkeler üzerinde kurdukları bir tuzak olduğunu bildiğimiz halde, bu cazip oluşumdan kopamıyoruz. Çünkü yaşam ağları bu sistem üzerine kurulmuş ve çemberin dışına çıkamıyoruz.
Aslına bakarsanız hayat o kadar kısa ki... Hayatı anlamaya vaktimiz bile olmuyor çoğu zaman.. Sonu hissettiğimiz zaman da aslında yapacak çok şeyimiz olduğunu ama vaktimizin kalmadığını anlıyoruz. ve boşa geçen zaman diye hayıflanıyoruz. Doğumdan ölüme dek birçok deneyimden geçiyoruz. Her deneyim bir keşfediştir. Rutin yaşamak insanı yoruyor. Hayatta yapacak bir şeyimiz kalmadığı zaman, kendimizi mutsuz edecek olaylara saplanır dururuz. Hayat denizinin altında bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Çözdükçe derinleşiyor. Yüzmeye çalıştıkça derinlik daha da artıyor. Korkularımızla baş etmeye çalıştıkça da, en basit olayları bile gözümüzde büyütüyoruz. Görüyoruz ki bu dünya var
oldukça Jules Verne hikayesinin benzerleri hiç bitmeyecek. İnsanlığın sonu yok.

Hayat, duygulananlar için bir trajedi, düşünenler için bir komedidir. (anonim)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA