İzmir'de akşam saatleri... Vapurdan inen insanların yüzüne bakarsın bazen. Günün yorgunluğu omuzlarına çökmüş, gözler dalgın. Ama bir masaya oturulup ilk çay geldiğinde, biri küçük bir espri yaptığında... Her şey bir anda değişir. Çünkü gülmek, bu memlekette çoğu zaman bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Sinema da bunu en iyi bilen yerlerden biridir. Mesela G.O.R.A... İlk bakışta sadece bir komedi gibi durur. Ama aslında bizim kendimize gülme biçimimizdir. Absürt olanı normalleştiren, imkansızın içinde bile bir yol bulan o tanıdık hal... Arif'in uzayda bile "hallederiz" tavrı, belki de bu coğrafyanın en gerçekçi karakterlerinden biridir.
MİZAH DAHA ZARİFTİR
Bir de The Grand Budapest Hotel var. Orada mizah daha zarif, daha ince bir yerden gelir. Renklerin, simetrinin, detayların içinde saklıdır kahkaha. Gürültü yapmaz, bağırmaz. Ama tam yerinde gelir ve yüzünde küçük bir tebessüm bırakır. İki farklı dünya, iki farklı gülüş. Ama aynı ihtiyaç. Çünkü gülmek sadece eğlenmek değildir. Bazen dayanma biçimidir. Biz daha çok yüksek sesle güleriz. Kahkaha atarız, masaya vururuz, yan masayı da güldürürüz. İçimizde biriken ne varsa, o kahkahayla dışarı çıkar. Belki de bu yüzden bizim komedimiz biraz daha "gerçek" gelir. Çünkü içinde hayatın kendisi vardır.
İNCE BİR ÇİZGİ
Yabancı sinemada ise mizah çoğu zaman daha mesafelidir. İnce bir çizgide yürür. Herkesin anlaması gerekmez, hatta bazen herkes anlamaz. Ama anlayan için daha derin bir iz bırakır. Peki hangisi daha iyi? Aslında bu sorunun bir cevabı yok. Çünkü gülmek, herkesin kendi hikayesidir. Bir arkadaş ortamında en çok gülen kişi, belki de en çok yorulan insandır. Sürekli şaka yapan, herkesi eğlendiren biri... Belki de sessiz kaldığında düşünmek istemiyordur. Çünkü bazı insanlar için gülmek, hayatın ağırlığını hafifletmenin en güzel yoludur. Sinema salonunda ya da evde izlediğin bir komedi filminde attığın kahkaha... O an gerçekten mutlu olduğun anlamına gelmeyebilir. Ama o an, mutsuz olmadığın kesindir. Ve bu bile bazen yeter.
SEBEBİ ÖNEMLİ DEĞİL
İzmir'de bir akşam, Kordon'da otururken yan masadan yükselen bir kahkaha duyarsın. Tanımadığın insanların neye güldüğünü bilmezsin ama bir şekilde sana da bulaşır. İşte komedi tam olarak budur. Sebebi önemli değildir. Etkisi yeterlidir. Çünkü bazı duygular paylaşılmadan eksik kalır. Gülmek de onlardan biridir. Ve belki de en güzeli şudur: İnsan, neye güldüğünü unutur bazen... Ama kiminle güldüğünü asla unutmaz.
