Yerel seçim gündeminin giderek yoğunlaştığı bugünlerde iktidar kanadı yani Cumhur İttifakı'nın tam saha seçim hazırlığına giriştiğini gözlemliyoruz.
Evet henüz adaylar netleşmedi ama yakında tek tek isimleri duymaya başlayacağız. Ancak muhalefette böyle bir birlik görüntüsü olmadığı gibi daha çok ittifak kavgası yaşanıyor. Bu seçimlerde muhalefet için bırakın ittifakı kısmi işbirliği bile pek mümkün görünmüyor.
MORAL ÜSTÜNLÜK MOTİVASYONU
AK Parti, her seçim sonrası zafer sarhoşluğunu hızlıca üstünden atıp sadece seçim kazanmış olmanın getirdiği moral üstünlükle hemen bir sonraki seçime odaklanabilen bir parti. Zaten bu yüzden ekonomik manada yaşanan sıkıntılar dahil birçok konuda halktaki karşılığını kaybetmiyor.
Kendi içindeki küskünleri bile kolayca yeni süreçlere adapte edebiliyor.
Bu noktada 'Aman adapte olmasalar ne olacak Recep Tayyip Erdoğan faktörü oldukça mecbur adapte olacaklar' diyenler olacaktır mutlaka. Ancak durum öyle kolayca ve demokratik olmayan yöntemlerle anlatılacak kadar basit değil.
Evet elbette Başkan Erdoğan, partisi için akan suları durduracak kadar önemli ama bu kadar insanı 22 yıl gibi uzun bir süre ne sadece Erdoğan ne de herhangi bir çıkar birliği bir arada tutabilirdi.
HALK DİNAMİĞİ SAĞLAM YAPI
Burada bana göre kritik ölçüt halktaki karşılığını hep dinamik tutmasında yatıyor. Beğenirsiniz beğenmezsiniz AK Parti'de böyle bir gerçek var. Geçtiğimiz günlerde muhalif bir yazarın da dediği gibi yerel seçimler, AK Parti'nin bu son genel seçimde elde ettiği büyük moral üstünlük yüzünden muhalefet kanadında son derece umutsuz görünüyor. Onlar açısından tarihi bir seçim yenilgisi oldu burası çok doğru. Çünkü 20 yılın sonunda ilk defa kazanmaya, Erdoğan iktidarına son vermeye bu kadar çok yaklaşmışlardı.
Bunda ekonomik nedenler ve 6 Şubat'ta yaşadığımız büyük yıkımın etkisi çok fazla ama yine de yaşadığımız süreç muhalefetin hezimeti ile sonuçlandı. İşte tam da bu yüzden muhalefette 'Erdoğan iktidarını devirememiş olmanın hüsranı' daha uzun sürüyor. Haliyle bu hüsran yerel seçim hazırlıklarına bir türlü gelinememesinin temel nedenini oluşturuyor.
YEREL SEÇİM HEYECANI YOK
Muhalif seçmende de durum pek farklı değil. Orda da 'iktidar değişmedikten sonra yerel idare değişse ne olur değişmese ne olur' bakış açısı hakim. Doğal olarak bu düşünceler bu bahsettiğim kesim için yerel seçim sürecini değersizleştiriyor. Bir de buna muhalefet partilerinin her türlü ittifak ve işbirliğinden uzak bir şekilde, kendi başlarına seçimlere girecekleri gerçeğinin eklendiği düşünülürse pek de parlak bir tablo çıkmıyor ortaya. Dolayısıyla örneğin İYİ Partili bir seçmen için yerel seçim gündemi diye bir şey yok. Onun için partide paraları kimin götürdüğü daha ilgi çekici bir gündem. Aynı şekilde CHP'li seçmen için de kurultayda yeni genel başkanı desteklemeyenlerin akıbetine ilişkin gelişmeler çok daha fazla reyting alıyor. Diğer muhalif partilerin beklentileri zaten yerlerde olduğu için onlar açısından değişen de değişecek de pak bir şey yok.
Yerlerinde sayabilirlerse ne ala...
