• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Mesafe koymayı öğreniyorum

AYSUN METE

Mesafe koymayı öğreniyorum

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 16 Mayıs 2026

Hep aynı cümleler ile karşılaşıyorum:
"Küs kalınmaz." "Barışılmalı." "Affetmek gerekir." Ve dürüst olayım...
Ben de yıllarca affetmenin, geri dönmek anlamına geldiğini sandım.
Affettiysem konuşmalıydım.
Konuştuysam görüşmeliydim.
Görüştüysem yeniden yakınlaşmalıydım.
Sanki affetmek, bir kapıyı tekrar açmak demekti.
Ama artık anlıyorum ki benim için affetmek, içimdeki yükü bırakmak demek.
Temas kurmak zorunda olmak değil.
Küs kalmamak da her zaman temas etmek değil. Bazen sadece içimdeki öfkeyi bırakmak.
Ama "yük bırakmak" dediğim şey aslında ne?
Belki de her gün zihnimde tekrar eden o konuşmaları susturmak.
Ona ne söylemeliydim...
O neden böyle yaptı...
Ben neden bunu kabul ettim...
Bu içsel diyalogların ağırlığını fark ediyorum.
Yük bazen hatırlamak değil; hatırladıkça yeniden yaşamak oluyor.

AFFETMEK
Affetmek benim için unutmak değil.
O anı hâlâ hatırlayabilmek ama artık içimde sıkışmadan.
Göğsümde bir düğüm olmadan.
Midemde bir ağırlık olmadan.
Zihnimde o sahneyi tekrar tekrar döndürmeden.
Hafiflemek, geçmişi silmek değil; onun bugünüme sızmasını durdurmak.
Bazen hafifleme bir düşünce değişimi gibi değil, bedensel bir çözülme gibi oluyor.
Sanki omuzlarımdaki görünmez bir gerginlik yavaşça gevşiyor.
Derin bir nefes alabiliyorum.
Zihnimde sürekli dönüp duran o sahneler biraz daha sessizleşiyor.
Yük, çoğu zaman hatıraların kendisi değil; onlara eşlik eden suçluluk, öfke ve cevaplanmamış sorular oluyor.
Affetmek, bu soruların hepsine cevap bulmak değil; artık onların beni yönetmesine izin vermemek.
Bazen hafiflemek, haklı çıkmak ihtiyacını bırakmak demek.
Bazen de karşı tarafın değişmesini beklemeyi bırakmak.
Ve o an fark ediyorum ki, yük aslında karşımdaki kişi değil; onun içimde hâlâ sürdürdüğü etki ile ilgili.
Affetmek, o etkinin gücünü azaltmaya başlamak gibi. Yavaş yavaş.
Ve sanırım affetmek tam olarak burada başlıyor.
Belki de gelişim, bazen yeni bir şey öğrenmek değil; içimizde zaten olanı fark etmektir.
Ama bazen bunun üzerinde görünmez bir beklenti hissediyorum.
Sanki affettiysem, geri de dönmeliyim.
Ve açıkçası...
Ben buna hazır değilim.
Belki de ilk kez şunu kendime dürüstçe söylüyorum:
Birini affedip hayatıma almamak merhametsizlik değil, bazen sadece özsaygı.
Sınır koymak kalbi kapatmak değil.
Sadece kendini korumak.
Çünkü mesafe, her zaman öfkeyi büyütmüyor.
Bazen temas sürdükçe yara açık kalıyor.
Ve bazen uzaklık, iyileşmenin mümkün olduğu tek alan oluyor.
Affetmenin temas içinde mümkün olmadığı zamanlar var.
Bazen bir adım geri çekilmek gerekiyor ki içeride olanı görebileyim.
Ama bu bağın her zaman dışarıyla kurulması gerekmiyor.
Bazen en çok ihtiyaç duyduğum bağ, kendi içimle kurduğum bağ.
Belki de bu ay, başkalarıyla barışma ayı değil...
Geçmişteki kendimle barışma ayı.
Çünkü her barışma şifa olmuyor.
Her temas iyileştirmiyor.
Affetmenin karşı taraf için yapılan bir jest olmadığını yeni yeni öğreniyorum.
Aslında affetmek, kendimi serbest bırakmak.
Geri dönmek değil.
Sadece yükü bırakmak.

BİR ÇİZGİ DEĞİL
Kalbimde affedip, hayatımda mesafeyi koruyabileceğimi öğreniyorum.
Bunun kolay olduğunu söylemiyorum.
Affetmek düz bir çizgi değil.
Bazen bıraktığımı sandığım yük yeniden ağırlaşabiliyor.
Mesafe bazen sakinlik getirirken, bazen yalnızlık hissi de yaratabiliyor.
Ama yine de görüyorum ki, içimdeki düğüm çözülmeden dışarıda sağlıklı bir temas kurmak mümkün olmuyor.
Belki de affetmek hemen düzeltmek değil, sadece çözülmeye başlamak. Ve dürüst olayım... Bugünlerde buna çok ihtiyacım var.
Belki de bu yazıyı başkaları için değil, önce kendim için yazıyorum.
Bu mesafe sevgisizlikten değil.
Sağlıklı bir yerden yeniden buluşabilmek için.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.