• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hakan Fidan’ın stratejik turu

BÜLENT ERANDAÇ

Hakan Fidan’ın stratejik turu

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Mart 2026

ABD. İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan kirli savaşın çok kritik bir aşamasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, üç günlük Körfez turu kapsamında 18 Mart'ta Riyad'ı, 19 Mart'ta Doha'yı ve 20 Mart'ta Abu Dabi'yi ziyaret etti. Fidan'ın savaşın ardından gerçekleştirdiği stratejik diplomatik tur, hem savaşın geleceğine ilişkin değerlendirmelerin yapılması hem de Türkiye'nin Körfez bölgesiyle son dönemde giderek geliştirdiği ilişkilerin savaştan nasıl etkileneceğinin görülmesi açısından önemli oldu. Başkan Recep Tayyip Erdoğan Körfez ülkeleriyle ilişkileri ilmek ilmek örmesinin somut sonuçlarını Hakan Fidan çok yakından hissetti. Bakan Fidan, Suudi Arabistan liderliğinde Türkiye, Katar, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dışişleri bakanlarını bir araya getiren toplantıya katıldı.

BİLDİRİ YAYINLANDI
Suudi Arabistan tarafından organize edilen toplantıda İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Azerbaycan, Ürdün ve Türkiye'yi de hedef alan saldırılarının kınanması ve durdurulmaması durumunda alınacak önlemleri konuşuldu ve anlamlı bir bildiri yayınlandı. İran'ı kınayan ortak bildiri, BM Şartı'nın 51. maddesinde yer alan kendini savunma hakkına da atıfta bulunarak, Tahran'ın misillemelerinin devam etmesi durumunda askeri yanıt verileceğini de kayda geçirdi. Dışişleri Bakanı Fidan'ın Körfez turu boyunca verdiği önemli mesajlardan biri savaşın süresinin ABD'nin alacağı tutuma göre belirleneceği oldu. Dışişleri Bakanı, şu değerlendirmeyi yaptı: "Körfez ülkelerinde savaşın iki üç hafta daha süreceği değerlendirmesi yapılıyor. Tabii burada belirleyici olan ABD'nin tutumu olacak. Savaşın uzamasının hem bölgeye daha çok yayılabileceği hem de küresel ekonomi ve enerji güvenliği açısından yaratacağa olumsuz etkileri muhakkak görülmelidir Sürecin kontrolden çıkması durumunda çok daha kaotik bir ortama girilebileceği uyarısında bulunuyoruz. Bu toplantıda biraz da bu konudaki son uyarılarını yaptılar. Son yoğun saldırılar da bunu tetikledi. Risk arttı." Gerilimin Körfez ülkelerinin bundan sonraki politika ve stratejilerini temelden etkileyeceği öngörüsünde bulunan Dışişleri Bakanı, bu ülkelerin özellikle güvenlik ve savunma sanayi alanlarında yeni seçenekler üzerinde düşünebileceği mesajını vermesi çok dikkat çekti.

DÖRTLÜ İTTİFAK SÜRECİ
Bakan Fidan'ın Riyad'daki görüşmeleri sırasında Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısırlı muhataplarıyla ayrı bir toplantıda buluşması bu ülkeler arasında son birkaç aydır gündemde olan "ittifak" tartışmalarını alevlendirmesi açısından etkili oldu. Suudi Arabistan ve Pakistan arasında geçen sene sonlarında geliştirilen askeri işbirliğine Türkiye'nin de katılabileceği uluslararası çevrelerde ele alınmış, Pakistan'dan bu yönde gelen onaylayıcı açıklamalarla daha somut hale gelmişti. Türk diplomatik kaynaklar, Ankara'nın "bölgesel sahiplenme" ilkesi çerçevesinde bölgesel sorunların ele alınması için iyi bir mekanizma için çalışmaların sürdüğünü ifade ettiler. Körfez ülkeleri neden İran'a misillemede bulunmuyor? ABD İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başlayan savaşta o günden bu yana İran, askeri üslerine yönelik saldırılarının yanı sıra, havaalanları, oteller, yerleşim alanları ve özellikle enerji tesisleri de dahil olmak üzere sivil altyapıya yönelik saldırıları sürdürüyor. İran Hürmüz Boğazı'nı kapatarak Körfez ülkelerinin petrol ve gaz çıkışını da engelliyor. Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hedef alınan ülkeler arasında yer alıyor. Perşembe günü, İsrail'in dünyanın en büyük doğal gaz yataklarının bir parçası olan İran'ın Güney Pars bölgesine saldırmasının ardından, Katar'ın Ras Laffan enerji kompleksine de bir füze saldırısı düzenlendi. Şimdiye kadar Körfez ülkeleri, defalarca hedef alınmalarına rağmen İran'a karşı misilleme yapmamayı tercih ettiler. Peki Körfez ülkeleri neden karşılık vermiyor? Bu ülkeleri ne harekete geçmeye itebilir? sorusu akıllarda dolaşıyor. Ancak Körfez ülkeleri şimdiye kadar İran'a karşı kendi başlarına saldırı düzenlemeyi ve savaşa doğrudan müdahil olmamayı tercih ediyorlar. Körfez liderleri saldırıları sona erdirmenin tek yolunun diplomasi olduğunu düşünüyorlar. Ancak.. İran, Körfez ülkelerini kendisine karşı genişleyen bir koalisyona doğru ittikleri de bir gerçek. Çünkü İran, Körfez ülkelerine saldırarak bu ülkeleri düşman haline getiriyor ve kimsenin istemediği daha geniş kapsamlı bir savaşa yol açma riskini tetikliyor.

MİSİLLEMEYİ NE TETİKLEYEBİLİR?
Askeri ve enerji uzmanları özellikle enerji ihracatını aksatan saldırılar devam ederse veya tırmanırsa "siyasi hesaplar hızla değişebilir" görüşünde. Uzmanlar, "Düşünce yapısını değiştirebilecek olasılıklardan biri de enerji tesislerine yönelik büyük bir saldırı olabilir" diyorlar. Böyle bir gelişme olursa Körfez ülkeleri çatışmayı artık sadece ABD ve İsrail'in değil, kendi çatışmaları olarak da görmeleri söz konusu olabilir. Her ne kadar, Körfez ülkeleri şimdilik misilleme yapmamış olsa da, İran'ın stratejisi "inanılmaz derecede yüksek riskli" Körfez ülkelerinin, özellikle sivil hedeflere yönelik saldırılar artarsa İran tarafından ucu açık bir şekilde saldırıya uğramayı da kabul etmeyecekleri de değerlendiriyorlar.
Sonuç olarak Körfez ülkeleri bir taraftan güvenliklerini sağlayacak yeni ittifakların arayışı içine girerlerken savaşın uzaması halinde birlikte karşılık vermeleri de gündeme girebilir. Dışişleri Bakanımız Fidan'ın Körfez turunun çok önemli bir boyutu da Türkiye'nin bölgesel ittifaklar kurma yolunda özellikli ve derinlikli çalışmaları gözden uzak tutulmamalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.