ABD-İsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, ateşkes anlaşması yapılarak durmuştu. 15 günlük ateşkes sürecinde ABD ile İran arasında 2. İslamabad masası kurulması yolunda başta Pakistan, Türkiye olmak üzere çeşitli ülkeler çaba sarf ederken, HÜRMÜZ BOĞAZI üzerinde manidar, tuhaf, trajikomik bir BİLEK GÜREŞİ de yaşanıyor. Cuma günü İran Hürmüz Boğazı'nı açtığını açıklamış, ABD Başkanı Trump İran'a teşekkür etmiş, Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerin yeniden başlayabileceğini de sözlerine eklemişti. Bir gün sonra İran, ABD'nin ablukayı devam ettirmesi sebebiyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığını bildirdi. Yapılan açıklamada, "Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kontrolü önceki hâline geri döndü ve bu stratejik su yolu artık silahlı kuvvetlerin sıkı yönetimi ve kontrolü altında bulunuyor" ifadelerine yer verildi. Trump çıldırdı, Hürmüz bölgesi 24 saat içinde ateş denizine dönüştü. Hürmüz'den geçmeye çalışan gemilere ateş edildi.
DÜNYA PANİKTE
Hürmüz Boğazı'nı açmayı başaramayan ABD, İngiltere'nin 1956 yılında yaşadığı Süveyş Kanalı bozgunuyla eş değer bir kaderi yaşamak üzere. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması veya "aç-kapa" senaryoları, tarihsel olarak 1956 Süveyş Krizi'ne benzer bir kaderi ve jeopolitik sonuçları çağrıştırıyor. Geçen hafta yazmıştım; Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin ABD ve İngiltere için bir "Süveyş Bozgunu" etkisi yaratabileceğinden bahsetmiştim. 1956 Süveyş Krizi, İngiltere'nin küresel bir süper güç olarak hâkimiyetinin sona erdiği ve "güneş batmayan imparatorluk" döneminin kapandığı nokta olarak kabul edilen tarihi kırılmadır. 26 Temmuz 1956'da Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır, İngiliz ve Fransız çıkarlarının kontrolündeki Süveyş Kanalı'nı millileştirdi.
İngiltere, Fransa ve İsrail, kanalı geri almak için gizli bir plan yaptı. İsrail'in Sina'ya girmesinin ardından İngiliz ve Fransız birlikleri "koruma" bahanesiyle müdahale etti. İngiltere bu girişimde ABD'nin (ekonomik baskı) ve Sovyetler Birliği'nin çok sert muhalefetiyle karşılaştı.
ABD'nin finansal destek vermemesi ve İngiliz sterlini üzerindeki baskısı, İngiltere'nin geri çekilmesine neden oldu. Bu durum, İngiltere'nin artık ABD'den bağımsız olarak Orta Doğu'da veya dünyada tek başına hareket edemeyeceğini gösterdi. 1956'da Süveyş'i kaybetmek, İngiltere'nin 200 yıllık küresel hegemonyasının sonu ve ABD'nin küresel bir güç konumuna dönüşmesinin yolunu açtı. Süveyş kaderi yaşayan ABD'nin de 1956'da İngiltere'nin Süveyş Kanalı'nda yaşadığı prestij ve kontrol kaybına benzer şekilde, hegemon gücünü kaybetme sürecine girdiği değerlendiriliyor. "Ne olacak bu Amerikan'ın hali?" durumu, küresel güç dengelerinde bir dönüm noktası olarak konuşuluyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler fiilen kapanma noktasına gelirken; bu durum, Babülmendep Boğazı (Güney Okyanusu-Kızıldeniz- Süveyş hattı) ile birlikte küresel enerji arz güvenliğini tehdit eden kritik bir unsur olarak görülüyor. ABD ile İran arasında eğer bir anlaşma olmadığı takdirde kıyamet senaryoları yeniden gündeme girecek ve jeopolitik riskin devam edeceği, petrol fiyatları üzerinde oynaklığa sebep olduğu görülüyor.
STRATEJİK FELÇ
Hatırlayalım; geçen hafta ABD uçak gemisi George H.W. Bush'un rotayı Afrika'ya kırmıştı. Akdeniz-Süveyş Kanalı'ndan Kızıldeniz- Babülmendep Boğazı-Umman Denizi'ne geçiş daha kısa olmasına rağmen Yemen'deki Husilerden korkarak bunu yap-a-mamış ve Afrika Ümit Burnu'ndan daha uzun (10 bin mil daha fazla) bir yol izleyerek Umman Denizi'ne geçmişti. BUSH uçak gemisinin rotasını Afrika'ya kırması, ABD basınında "deniz hegemonyasının sonu - Washington, küresel ticaret yollarında 'stratejik felç' ile karşı karşıya" denilerek yorumlandı. ABD'nin önde gelen savunma ve strateji yayını War on the Rocks, USNI News kanalında, USS George H.W. Bush uçak gemisinin Kızıldeniz'i kullanmak yerine Afrika'yı dolanması, ABD basınında "zorunlu bir geri çekilme" olarak nitelendirildi.
Trump-ABD'nin "Milyon dolarlık füzelerle bin dolarlık Husi dronlarını vurmak sürdürülebilir değil" denilerek şu analiz yayınlandı: "İran'ın vekili Yemen'deki Husilerin Babülmendep üzerindeki kontrolü, Washington'ın 'Refah Muhafızı Operasyonu'nun sahada iflas ettiğini gösteriyor. Operasyon, Aralık 2023'te Husiler öncülüğündeki grupların ticaret gemilerine olan saldırılarına yanıt vermek amacıyla çok uluslu bir koalisyon kurulmasıyla icra edilmişti." Dünya genelinde küresel enerji ve ticaret akışını doğrudan etkileyen yaklaşık 52 önemli boğaz ve deniz geçidi bulunmaktadır. Bu stratejik noktalar, kıtaları birbirine bağlayarak deniz taşımacılığının ve ticaretinin kontrol noktalarını oluşturur.
Öne Çıkan Küresel Deniz Geçitleri ve Boğazlar:
Süveyş Kanalı: Akdeniz ile Kızıldeniz'i bağlayarak Avrupa ve Asya arasındaki en kısa yolu sağlar.
Panama Kanalı: Atlantik ve Pasifik okyanuslarını birleştirerek dünya ticaretinde kritik rol oynar.
Malakka Boğazı: Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu bağlayan, dünyanın en yoğun deniz ticaret yollarından biridir.
Hürmüz Boğazı: Petrol taşımacılığı için dünyanın en stratejik geçididir (Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlar).
Babülmendep Boğazı: Kızıldeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayarak küresel enerji akışında önemli bir yere sahiptir.
Cebelitarık Boğazı: Atlas Okyanusu'nu Akdeniz'e bağlar.
İstanbul ve Çanakkale Boğazları: Karadeniz'i dünya denizlerine bağlayan önemli geçiş noktalarıdır.
Macellan Boğazı: Güney Amerika'nın güney ucunda yer alır. Bu geçitler, yoğun gemi trafiği ve taşınan enerji miktarı (petrol, doğal gaz vb.) nedeniyle stratejik öneme sahiptir.
Amerika Hürmüz'ü açamıyor, Babülmendep'teki etkisini de kaybederek küresel ticaret yollarındaki gücü azalıyor mu tartışmalarını yoğunlaştırdı. Trump, Hürmüz'ü açma konusunda NATO'dan ve Avrupa'dan destek bulamadı. Körfez ülkelerinin Hürmüz'ün açılması için olası deniz harekâtına ihtiyatlı davranmaları da Washington'ın bölgedeki diplomatik ve askerî yalnızlığını derinleştiriyor.
Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında artan ABD kontrol kaybı, sadece bir lojistik sorun değil; aynı zamanda Çin ve Rusya gibi rakiplerin bölgedeki varlığını tahkim etmesi için bir alan açıyor. ABD, Hürmüz Boğazı'nda kurmaya çalıştığı baskıyı, Babülmendep'te verdiği açıkla kaybediyor. Dünyanın en büyük donanması, Umman Denizi'nde etkisiz konuma gelmesi sebebiyle okyanus rotalarını değiştirmek zorunda kalıyorsa; küresel deniz güvenliği bundan sonra nasıl olacak? Bu durum 3 küresel güç; ABD-ÇİN-RUSYA arasında ne gibi stratejik planları etkileyecek sorularını gündeme taşıyor.
