• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Türkiye yarına bırakır ama yanına bırakmaz

BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye yarına bırakır ama yanına bırakmaz

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22 Ağustos 2026

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Milli İstihbarat Teşkilatının 97. Kuruluş Yıl Dönümü Etkinlikleri'nde yaptığı konuşmada tarihe not düşecek ifadelerde bulunmuştu (10 OCAK 2024). Başkan Erdoğan,"Türkiye Cumhuriyetiküresel satranç tahtasındaoyun kurucu bir aktör olarakmüessir güç konumunugünden güne pekiştirmektedir"dedikten sonra, BüyükTürkiye'nin kodlarını şöylevermişti: "Türkiye Cumhuriyetibelki yarına bırakırama ihaneti kimsenin yanınakar bırakmaz. Bizi tehditedenlere cevabımızı çok netveririz." Başkan Erdoğan'ın bu konuşmasını; Soykırımcı-Siyonist Netanyahu ve İsrail'in ülkemizdeki casusluk şebekesinin MİT tarafından ortaya çıkarılması üzerine yaptığını bir kenara yazmakta fayda var. O günden günümüze kadar, Türkiye'nin çevresinde çok kritik gelişmeler oldu, oluyor. Başkan Erdoğan liderliğinde Türkiye, ülkemize yönelik kirli senaryolar kurgulayanların yanına bırakmıyor. Asimetrik tehditlerin arttığı ve çeşitlendiği bir dönemde güvenlik konseptini devamlı revize eden Türkiye; terör, yabancı casusluk, İslam düşmanlığı, Mavi Vatan ve iç politika eksenindeki tehditleri MİT'in radarına alıyor. Gerekli hamleleri Başkan Erdoğan ve Türk Devlet Aklı kesintisiz yapıyor.

DERİN MESAJLAR
Hatırlayalım. Katil-Soykırımcı- Siyonist Netanyahu, Şubat 2026'da Orta Doğu için "Altıgen İttifak" (Hexagon of Alliances) adını verdiği sinsi bir plandan bahsetmişti. Katil Netanyahu'nun bu "altıgen" çıkışı; İsrail'i merkeze alarak Hindistan, Yunanistan, Güney Kıbrıs ile bazı Arap, Afrika ve Asya ülkelerini kapsayan altı köşeli bir blok oluşturma hayaliydi. O küçük aklınca Siyonist Netanyahu; Doğu Akdeniz'e ve Kıbrıs'a yönelik Türkiye'ye tuzak kuracaktı. "Altıgen" hamlesinin, bölgesel gerilimi yayarak kendi siyasi ömrünü uzatma çabası olduğu gözlerden kaçmadı. Katil Netanyahu-İsrail altıgen kuramadı. Sadece İsrail-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi-Yunanistan ortaklığında bazı girişimlerde bulunmaya çalıştı. Peki Başkan Erdoğan veTürkiye ne yaptı? Yarına bıraktıama yanına bırakmadı.Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistanarasında Mekke OrtakSavunma Anlaşması imzalandı.14 ülkenin katılımıylaKızıldeniz Güvenlik İttifakısağlandı. Türkiye, DoğuAkdeniz ve Ege'de DenizKalkanları kurdu. O küçükaklınca Türkiye'yi hedefleyenKatil-Soykırımcı Netanyahukuşatıldı. Sınırı olmayan birülke olan İsrail için o günlergeride kaldı. Suriye hayallerivardı; Türkiye gerekeni yaptı,yapıyor. Kıbrıs Rumlarını silahlandırma ve Ege adalarına füze temin etme gibi zavallı işlere imza atıyorlar. Türkiye hamleleriyle Netanyahu'yu her gün biraz daha çukura yuvarlıyor. Başkan Erdoğan'ın "Gerekirse savaşırız" restini bir kenara yazmakta büyük yarar var. Çünkü Türkiye yarına bırakır ama YANINA BIRAKMAZ... MSB Bilgilendirme Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının gündeme dair soruları cevaplandırıldı: "İsrail'in EbuEz-Zuhur Hava Üssü'ne gerçekleştirdiğisaldırı Suriye'ninistikrarına, güvenliğine,ülkenin birlik ve bütünlüğüne,aynı zamanda altyapısınazarar vermeye yönelik bireylemdir. Suriye'nin egemenliğinive toprak bütünlüğünüihlal eden saldırıların kabuledilemez olduğunu herfırsatta vurguluyoruz. HemSuriye'nin hem de bölgeninhuzur ve istikrarı için, İsrail'inbu tür pervasız saldırılarınason vermesi ve uluslararasıhukukun gereklerini yerinegetirmesi elzemdir. Suriye'ye"tek ordu" ilkesi çerçevesindekendi altyapı ve askerîkapasite inşası faaliyetlerinedestek vermeye devam edeceğiz.Ülkemiz; Ege Denizi'ndekihak, alaka ve menfaatleriniuluslararası hukuk çerçevesindekoruma konusundakikararlılığını sürdürmektedir." TEKNOFEST Mavi Vatan Gölcük Tersane etkinliğinde konuşan T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, Mavi Vatan'ı "huzur bulduğumuz bahçemiz" olarak tanımladı ve ekledi: "Nasıl ki evimizin bir odasından vazgeçemiyorsak, bahçemiz olan Mavi Vatan'ın tek bir damlasından da asla vazgeçmeyiz." Baykar tarafından geliştirilen Bayraktar TB3'ün TCG Anadolu'dan kalkış ve iniş yapabilme yeteneğine de değinen Bayraktar, bu kabiliyetin deniz havacılığında yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. AKINCI ve Bayraktar TB3'ün hava gösterilerinin de Türkiye'nin bağımsızlık iradesini ortaya koyduğunu ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: "MaviVatan'da verilen mücadelesadece bir teknoloji hamlesideğildir. Bu çabamız, biradalet ve bağımsızlık mücadelesidir.Tüm kurumlarıylayıkılmış bu dünyanın yenideninşası, medeniyetimizin güneşyüzlü çocukları, sizler, TEKNOFESTkuşağı tarafındangerçekleşecek."

KIZILELMANIZ OLSUN
Bayraktar, "Rotası ve menzili olmayan bir gemiye hiçbir rüzgârın faydası olmaz. Hayat denizinde yol alırken kendinize ait yüksek bir idealiniz, bir Kızılelma'nız olsun" dedi. Festival kapsamındagelecekte deniz operasyonlarındaönemli görevler üstlenmesiplanlanan otonom sualtı sistemleri de tanıtıldı.İnsan müdahalesinin sınırlıolduğu ortamlarda çalışabilenbu platformların, denizcilikteknolojilerinin geleceğindeönemli bir yere sahip olmasıbekleniyor. Deringöz otonom su altı aracı suya indirilerek kontrollü dalış gerçekleştirdi. Sonar, kamera, akustik modem ve kablosuz haberleşme sistemleriyle donatılan Deringöz; derinlik kontrolü, otonom seyir ve çevresini sensörleriyle algılama yeteneklerini sergiledi. Sentetik açıklıklı sonar kullanarak su altını tarayabilen araç, sivil ve askeri amaçlarla değerlendirilebilecek veriler topluyor. Kamikaze otonom su altı aracı Kılıç 10 da tanıtıldı. Deniz güvenliğinde asimetrik bir güç unsuru olarak değerlendirilen Kılıç 10; gelişmiş algılama, haberleşme, seyir ve otonomi özellikleriyle öne çıkıyor.


SONUÇ
TÜRKIYE'NIN bir ay içinde gerçekleştirdiği jeopolitik hamlelere BÜYÜK RESİM içinde bakalım. MEKKE ANLAŞMASI / KIZILDENİZ
GÜVENLİK İTTİFAKI / DOĞU AKDENİZ VE EGE'DE KURULAN DENİZ PARKLARI / TEKNOFEST MAVİ VATAN GÖLCÜK GÖSTERİLERİYLE DÜNYAYA VERİ LEN MESAJ ŞUDUR: AÇIN KAPILARI, BÜYÜK TÜRKİYE CUMHURİYETİ GELİ YOR. Başkan Erdoğan ve Türkiye'nin gerçekleştirdiği jeopolitik hamleler, Türk milletinin tarih boyunca kurduğu devletlerin ve sahip olduğu bağımsızlık karakterinin modern bir yansımasıdır.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan ve Türkiye Yüzyılı paradigması ile taçlanan bu tarihsel birikim, yeni dünya düzeninde yeniden güçlü bir aktör olarak sahneye çıkıştır. Türkiye'nin sadece kendi sınırları içinde değil, bölgesel ve küresel ölçekte söz sahibi bir güç olma iradesini ortaya koymaktadır. Batı veya Doğu bloklarına bağımlı kalmadan, kendi eksenini kuran lider bir ülke imajını vurgulamaktadır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.