• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
ABD ara seçimlerinin Türkiye’ye etkisi

BÜLENT ERANDAÇ

ABD ara seçimlerinin Türkiye’ye etkisi

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 05 Kasım 2026

ABD'de Donald Trump başkanlık koltuğunu kaybetmedi; 2026 ara seçimlerinde partisi Cumhuriyetçiler, Kongre kontrolünü Demokratlara kaptırdı. Trump, 20 Ocak 2029'a kadar görevine devam edecek. Dolayısıyla önünde hâlâ iki yıldan fazla bir süre bulunuyor. Yeni dünya düzeni inşa ediliyor (2040); iki yıl içinde dünyada köprülerin altından daha çok sular akacak. 2 yıl önce seçimleri kazanan Cumhuriyetçi seçmen yorgunluğu ve tepkiler önemli. Sandıkta kararsız ve merkez seçmenin Demokratlara kaydığı gözlendi. Seçmenlerin yaşam maliyetleri ve ekonomik gidişata dair biriken huzursuzlukları, faturanın iktidardaki Cumhuriyetçilere kesilmesine neden oldu. Dış politika ve bölgesel gerilimler nedeniyle (özellikle İran savaşı, Hürmüz'ün kapanması ve katil-kasap Netanyahu'nun Gazze'deki soykırımına genç seçmenlerin tepkisi) yaşandı.

TÜRKİYE'NİN GÜCÜ
Kongre kontrolünü kaybetmesi Trump'ı tamamen kilitlemez ancak hareket alanını önemli ölçüde değiştirir: Kongre'yi aşmak için Trump'ın elindeki en büyük koz Başkanlık Kararnameleridir. Ticaret savaşları, gümrük vergilerinin artırılması, sınır güvenliği önlemleri ve enerji politikalarında Kongre onayına ihtiyaç duymadan tek taraflı ve şok edici kararnameler imzalayarak gündemi tamamen kendi lehine sarsabilir. ABD sisteminde başkanlar dış politika ve askeri operasyonlarda Kongre'den bağımsız olarak çok geniş yetkilere sahip. Trump, içerideki yenilginin üzerini örtmek ve adını tarihe yazdırmak için dış politikada büyük jeopolitik hamlelere girişebilir. Yeni ittifaklar kurmak, küresel ticaret anlaşmalarını bozup yeniden yazmak veya bölgesel krizlerde doğrudan arabuluculuk/müdahale rolleri üstlenmek gibi uluslararası hamlelerle önünü açmayı deneyeceği değerlendiriliyor. Trump içeride yasama ve soruşturma baskısı altında kalacak olsa da elindeki kararnameler ve dış politika yetkileri sayesinde küresel ölçekte ezber bozan, oyun kurucu hamleler yapma gücünü son güne (Ocak 2029'a) kadar koruyacağı belirtiliyor. ABD'de gerçekleşen ara seçimlerin ardından Washington'da kurumsal güç dengelerinin yeniden dağıtılması ve Cumhuriyetçilerin Kongre kontrolünü kaybetmesi, küresel siyasetin geçici dalgalanmalarına odaklanan kesimlerde bir belirsizlik algısı yaratabilir. Bu gelişmelerin etkisi Türkiye açısından bir risk oluşturmuyor. Türk devletinin köklü devlet aklı, Başkan Erdoğan'ın dünyanın en tecrübeli liderlerinin başında olması, dünyanın geleceğini çok iyi okuyarak gerçekleştirdiği jeopolitik derinliği ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla kendi tarihsel yürüyüşünü sürdüren ülkemizin kamuoyu için bu değişim, Atlantik'in ötesindeki lobilerin sınırlarını görmek ve Orta Doğu'da açılan yeni güç boşluklarında Ankara'nın hamle alanını genişletmek adına stratejik bir okuma fırsatı yaratacağı değerlendiriliyor. ABD seçimlerinin ardından Türkiye'nin yakın coğrafyasındaki artan güç konumu, Trump'ın görevini sürdüreceği 2029 yılına kadar uzanan süreçte çok kutuplu dünya düzeninin en kritik dengelerinden biri olmaya aday olduğu belirtiliyor. Bölgesel çatışmalarda üstlendiği arabuluculuk rolleri, savunma sanayisindeki yerlileşme hamleleri ve lojistik koridorların merkezinde yer alması, Türkiye'nin önümüzdeki üç yıl boyunca da proaktif bir dış politika yürütmesi söz konusu. ABD'de Trump'ın 2029'a kadar görevde kalması ve Kongre'de Demokratların etkili konuma gelmesinin ardından, Washington- Ankara ilişkileri hem Başkan Trump'la hem de Kongre ayağı ile yeni ilişkiler süreciyle devam edecek. Trump ve yönetimi ile Orta Doğu ilişkilerinde bir sıkıntı beklenmiyor. Asya-Pasifik'e yönelmekte olan ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye ile bölgesel istikrar için pragmatik ortaklıklarını desteklemesi, yani olası boşluğu Türkiye'nin doldurması sürecine devam edeceği belirtiliyor. Trump'ın Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta kesin ateşkes için yeni hamleleri sürecek; bu konuda hem Rusya hem de Ukrayna liderleri ile görüşen Başkan Erdoğan'la yakın temasının sürmesinin söz konusu olduğu ifade ediliyor. Kongre'ye hakim Demokratların olası engellerine karşın, Ukrayna'da gerçekleşecek ateşkes Trump'ın hanesine yazılacak bir gerçek. Caydırıcılık ve otonomi: Savunma sanayiinde yerlilik oranının yüzde 85'lerin üzerine çıkması, Türkiye'nin dış politikada ambargolardan bağımsız hareket etmesini sağlıyor. ABD'de Kongre'ye Demokratların hakim olması, Türkiye'nin savunma sanayii hamleleri için büyük bir sıkıntı çıkarması söz konusu olamaz. Küresel enerji arz güvenliği krizleri derinleşirken Türkiye'nin Hazar Havzası, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz gazını Avrupa'ya taşıyan ana koridor olma statüsünü güçlendirmeye devam edecek. 2029'a kadar kurulması planlanan bölgesel doğal gaz ticaret merkezi, Ankara'yı diplomatik bir masa kurucu haline getireceği söz konusudur. 2029 yılına doğru ilerlerken Türkiye, ABD seçimlerinin yarattığı küresel belirsizlik ortamını bir riskten ziyade fırsata çevirme potansiyeline sahip. Savunma otonomisi ve coğrafi avantajlarını birleştiren Ankara, büyük güçler arasındaki rekabette "taraf seçen" değil, yakın coğrafyasında oyunun kurallarını ve sınırlarını belirleyen "bölgesel bir süper güç" olarak konumunu tahkim edecek. Trump'ın Kongre hakimiyetini kaybetmesi, derin jeopolitik dinamikler ve yapısal güç odakları incelendiğinde Ankara-Washington hattındaki sıcak düzenin sanıldığından çok daha dirençli olduğunu ve Türkiye'nin tarihsel yürüyüşünün Kongre aktörlerinin değişmesinden etkilenmeyeceğini açıkça göstermektedir.

2028 SEÇİMLERİ
2028 Kasım ayında yapılacak ABD Başkanlık seçimini kimin alıp alamayacağı da geniş biçimde konuşulmaya başlanacak. Türkiye'de Başkanlık ve Meclis seçimlerinin 2028 Mart-Nisan aylarında yapılması gündeme geldi. Erdoğan'ın 2028 yılında yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesi ve 2033 yılına kadar görevde kalması güçlü bir vizyon olarak masada. 2028'de ABD'de Demokrat mı Cumhuriyetçi mi başkan seçileceği senaryosunu bugünden okumak, Türkiye'nin uzun vadeli dış politika planlaması açısından bakmamız ve hazırlanmamız gereken denklemdir. Türkiye, köklü devlet aklı ve askeri-diplomatik kapasitesiyle ABD'nin Orta Doğu'da geride bıraktığı bu stratejik boşluğu doldurabilecek yegane aktör. Ankara'nın etki alanını genişleten jeopolitik hamlelerinin kararlılıkla süreceği, bölgesel bir oyun kurucu olarak Türkiye'nin tarihsel yürüyüşünü hız kesmeden devam ettireceği değerlendiriliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.