Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke merkez bankalarının bir süredir başlattıkları faiz düşürme furyasına Merkez Bankası Para Politikası Kurulu katılmadı ve mevcut faiz oranlarını aynı seviyede bıraktı. Gecelik fonlamada uyguladığı yüzde 11.5 ve 1 hafta repoda geçerli olan yüzde 5.75 seviyesi yaklaşık bir ay aynı düzeyde kalacak.
Para Politikası Kurulu'nun aldığı bu kararların nedenlerine ve yansımalarına değinmeden önce, dikkat çeken başka bir kararını ön plana çıkaralım...
Merkez Bankası, birkaç ay önce bankaların TL yükümlülüklerinde opsiyonel bir uygulama getirmişti. Eğer bankalar isterlerse TL yükümlüklerinin bir kısmını döviz ya da altınla karşılayabiliyorlar. Dövizde yüzde 20, altında yüzde 10'la başlayan kullanım oranı kademeli olarak sırasıyla yüzde 50 ve yüzde 25'e kadar çıkarılmıştı Merkez Bankası tarafından. Dün alınan kararla dövizdeki oran bir basamak daha yukarı çekilerek yüzde 55'e yükseltildi. Aynı zamanda, ilave yüzde 5'lik dilim için gerekli olan zorunlu karşılığın 1.9 katsayısıyla çarpımına karşılık gelen tutarda döviz verilmesi imkanı da getirildi.
NEDEN DÖVİZ?
Merkez Bankası'nın TL yerine döviz ve altın kullanılması kararı ile ulaşmak istediği birden fazla amaç var. Birincisi, maliyetler arası farkı aşağı çekiyor, ikincisi, döviz rezervini güçlendiriyor. Üçüncüsü ise, piyasada likidite bırakıyor. Hepsinin sonucunda, kurlara otomatik ayar getirmeye çalışıyor. Daha açık bir ifadeyle, kurlar yükseldiğinde Merkez Bankası bankalara döviz satmayacak, bankalar dövizi tutup TL yükümlülüklerinde kullanmayacaklar. Tersi durumda da, kurlar düştüğünde dövizi tutmayıp yükümlülükleri için tahsis edecekler. Böylece, kurlar ayar yerine otomatik dengeye gelecek.
Merkez Bankası hedeflerine ulaşmış mı bugüne kadar derseniz, yanıt evet. Çünkü, bankaların 6 Temmuz itibariyle bu opsiyonlarını kullanma oranı yüzde 98'i aşmış. Dövizde oranın 50'den 55'e çıkarılması ile Merkez Bankası'nın rezervinde 2.9 milyar dolar artış olacağı gibi bankalara da 2.8 milyar TL likidite sağlamış olacak. Kısacası amacına ulaşıyor Merkez Bankası.
FAİZLERİN SEYRİ
Gelelim faiz kararlarının nedenlerine ve olası yansımalarına...
Şu vurguyu yapalım; Merkez Bankası Türkiye ekonomisinin gidişinden memnun olmasına karşın, küresel belirsizlileri göz önünde bulunduruyor ve temkinli duruşunu sürdürmek istiyor. İşte bu yüzden, bir süre daha esnek para politikasından yana olduğundan faiz koridorunu ne arttırdı ne de genişletti. Faiz koridorunun üst sınırı yüzde 11.5'de kaldı. Piyasa yapıcı bankalar yüzde 11 ile Merkez'den likidite alabilecekler. Borç almada ise yine yüzde 5 oran uygulanacak. Yani, bankalar borç verirse ancak yüzde 5 getiri elde edecekler. Üst sınırla karşılaştırdığımızda bankaların Merkez Bankası'na likidite vermeyeceklerini söyleyebilirsiniz. Hatırlayacağınız gibi birçok merkez bankası, buna AMB de dahil, mevduat faizlerini, sıfıra kadar çekti.
Bir sonraki toplantıya kadar miktar ihalesi açacağı günlerde 1 hafta vadeli fonlama miktarı yarım milyar ile 6.5 milyar TL arasında olacak. Vereceği toplam paranın diğer kısmını ise 11-11.5 oranından verecek yani. Dolayısıyla ortalama fonlama faizi yüzde 9-10 aralığında devam edecek gibi görünüyor.
Alınan bu kararlar sonucunda, faiz geçişkenliğine bağlı olarak, TL/ faiz oranlarının çok az aşağı doğru, kısmen yatay bir seyir izleyeceğini öngörebiliriz. Tabii diğer faktörler sabitken... Faiz derken, mevduat ve kredileri kastediyorum. Devlet iç borçlanma senetlerinin, yani tahvil ve bonoların faiz oranlarının da paralel bir trend izlemesini bekleyebiliriz. Ancak, mali performans faktörünün etkili olduğunu da unutmayalım.
Sözün özü, enflasyon, cari açık ve büyüme verilerinde düzelme olmasına karşın Merkez bu ayı pas geçti. Bir yerde doğru da yaptı furyaya katılmayarak. Çünkü, indirimin etkisi olmayacaktı.
