ABD Merkez Bankası FED'in geçen ay yaptığı toplantının tutanakları geçen hafta açıklandı. Aslında tutanaklarda kısmen beklediğimiz tespitler yer almasına, piyasa aktörleri felaket algısına kapılıp pozisyonlarından kaçarak, nakde dönmeyi tercih etti. Aslına bakarsanız resmen bir kaşık suda fırtına kopardılar. Tüm borsalar gibi İMKB'de yüzde 4'ler civarında aşağı geldi. Ancak, diğer gelişmekte olan piyasalardan negatif ayrışma sürecine devam ediyor.
FED'in tutanaklarında ne mesajlar olduğuna kısaca değinelim, ardından fırtınanın ardından gelecek olası gelişmeleri değerlendirelim.
FED, geçen yılın Eylül ayında "Üçüncü Parasal Genişleme Programı"nı açıklamıştı. Yaklaşık 600 milyar dolar büyüklüğündeki iki genişleme sonrasında gelen üçüncü genişleme paketinde yöntem ve miktar diğer ikisinden farklı olmuştu. Eylül'de açıklanan paket için diğerlerinde geçerli olan 6 ay süre verilmemiş, aylık menkul kıymet alımları bazı parametrelerin FED'in belirlediği seviyeye gelene kadar sürmesi öngörülmüştü. Formül aslında çok basit... İşsizlik oranının yüzde 6.5 düzeyine inmesi ve enflasyonun yüzde 2 sınırını aşmaması. Yöntemin farklılığı ise şuradan geliyor. FED uzun vadeli tahvil alımları ile piyasalara para enjekte ediyordu. Oysa, üçüncü genişlemede özel kesim ipoteğe dayalı menkul kıymet alımı ile parayı vermeyi tercih etti. Mantıksız da sayılmaz. Bankalar ve bazı mali kurumlar plase edilmiş mortgage kredilerinden doğan alacakları teminat gösterip menkul kıymet ihraç ediyor. Böylece, kaldıraç etkisinden yararlanarak daha fazla konut kredisi veriyor ve lokomotif görevi üstlenen emlak sektörünü canlandırıyorlar.
SORUN YARATIR MI?
FED, bu kararından beri 40 milyar dolarlık özel kesim ipotek kağıtları satın alıyor. Aynı zamanda, 45 milyar dolarlık tahvil alım programına da devam ediyor. Toplamda piyasalara 85 milyar dolar enjekte etmiş oluyor. Piyasa Komitesi'nde yaşanan çelişkilerin başında piyasalara verilen likiditenin sorun yaratacağı, bu yüzden alımın sonlandırılması gerektiği geliyor. "Hangi sorunlara neden oluyor" sorusunun yanıtını Açık Piyasa Komitesi Üyesi Esther George tutanaklara geçen muhalefet şerhinde veriyor; Bu düzeyde uygulanan parasal genişleme, gelecekte ekonomik ve finansal dengelerin bozulmasına neden olacağı gibi enflasyon beklentilerini de olumsuzlaştırır. George negatif bir faktörün daha altını çiziyor karşı görüş gerekçesinde... FED'in likidite vermek için aldığı yüksek miktardaki tahviller belirsizlik ve risk içermektedir.
Uzun dönemde normal denebilecek işsizlik oranı yüzde 5.2'den yüzde 6 seviyesine çekilmiş komite tarafından. Yine de genişleme programı için belirlediği yüzde 6.5 işsizlik oranı kırmızı çizgisi olacak. Politika faiz oranı sıfır ile çeyrek aralığında kalıyor uzun süredir olduğu gibi.
SİNYAL YOK!
16 sayfalık son toplantı tutanaklarını satır satır okudum. "Herhangi bir nokta var mı piyasaları rahatsız edebilecek" sorusuna konsantre olarak. Muhalefet şerhi dışında genişleme programının sonlandırılması ya da miktarının azaltılmasına yönelik bir sinyal alamadım. Zaten, üyelerden birisi her toplantıda muhalefet yapmıştır ve benzer karşı oyu yazmıştır.
Gelin görün ki, FED'in toplantı tutanakları kullanılarak piyasalarda fırtına kopartıldı. Daha yeni genişleme programına başlamış bir merkez bankası neden kısa sürede manevra yapsın? Öne sürdüğü koşullarda bir değişme mi oldu? Hayır... Ekim'den bu yana FED nezdinde değişen bir şey görünmüyor.
Kar realizasyonları için fırsat kollayan piyasa sihirbazları ne yazık ki yine şapkadan tavşan çıkarmayı başardı. Endeks, 75 binin altına inince de alıma geçtiler. İkinci bir not artırımına kadar bizim "meşhur tahterevalli" devrede olacak. Bu yılın ilk yarısı boyunca... Dolayısıyla, şu gerçeğin altını çizerek sonlandıralım yazımızı; İMKB'nin ilk yarıdaki yönünü dışarıdaki gelişmeler belirleyecek.
