• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Seçim ekonomisinin piyasa ve ekonomiye etkileri II

CAHİT SÖNMEZ

Seçim ekonomisinin piyasa ve ekonomiye etkileri (II)

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 20 Şubat 2014
Seçim süreci içinde olduğumuzdan olası seçim ekonomisi uygulamasının piyasa ve ekonomiye yansımalarını değerlendirmeye başlamıştık bir önceki yazımda. Kaldığımız yerden devam edelim. Bir hatırlatma; seçim ekonomisi uygulamasının tam sinyallerini henüz alamıyoruz, belki de uygulanmayacak. Dolayısıyla, kaygıları göz önünde bulunduruyorduk son olarak.
Şimdi kaygı nereden çıktı demeyin. Kaygılarımızın yersiz olmadığını 22 Mayıs'ta Başkan Bernanke'nin çıkışın yaklaştığı vurgusu yaptığı konuşması sonrasında piyasa hareketlerinden görmüştük. TL yüzde 12 civarında değer yitirmiş, 10 milyar üzerinde yabancı sermaye çıkışı olmuş ve faiz oranları fırlamıştı. 22 Mayıs tarihinde 93 binlerde olan BİST 100 endeksi 3 ay gibi kısa süre içinde 65 binlere inmişti.
FED'in 85 milyar dolarlık tahvil alımını 75 milyar dolara ve ardından bir indirimle 65 milyar dolara düşürmesi sermaye akımlarını yeniden hareketlendirdi ve böylece yabancı sermaye Türkiye gibi riskli ülkelerden gelişmiş ülke piyasalarına gitmeye başladı. Bu durumda Merkez Bankası son olağanüstü toplantısında cari açığın finansmanı ve pahalı ithalat ile yukarı yönlü baskı altına girmiş olan enflasyonu TL faiz oranlarını yükseltmek kaydıyla kontrol altına alma seçeneğini kabullenmişti. Kısacası Merkez Bankası hem fiyat istikrarı hem de finansal istikrar hedefleri için yüksek seviyelerde bulunan yüksek faiz oranlarını kısa vadede aşağı çekemeyecek.

BÜTÇE DİSİPLİNİ

Biz seçim sürecinde en önemli ve kritik konu olan mali disipline geri dönelim...
Bu hafta başı Maliye Bakanlığı yılın ilk bütçe performans rakamlarını kamuya duyurdu. Ocak ayında bütçe harcamaları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16.4 artışla 30.9 milyar TL'den 36.1 milyar dolara çıkmış. Nominal çapa faiz dışı bütçe fazlasında fazla olmasa da bir bozulma görünüyor. Faiz dışarıda tutulduğunda diğer harcamaların toplamı 30 milyar 985 milyon TL seviyesinde gerçekleşmiş. Faizsiz harcamalardaki artış oranı da yüzde 20'ye ulaşıyor. Küçük bir not; faiz dışı bütçe giderlerinden cari harcamaları, yatırım harcamalarını ve faizsiz transfer harcamalarını kastediyoruz. Yani kamu personel maaş ve diğer harcamaları, yol, köprü, elektrik santralları, sosyal güvenlik ve sübvansiyon gibi harcamaları... Bu bütçe performansı ile faiz dışı fazla ancak 1.9 milyar dolar olabildi. Oysa 2013 yılının Ocak ayında faiz dışı bütçe fazlası 5.9 milyar dolara kadar tırmanmıştı.

HAREKET ALANI
Sonraki aylarda da benzer rakamlara tanık olursak nominal çapanın ağır ağır gevşetildiği sonucuna varabiliriz. Umarız gevşemez. Çünkü, mali cephesinden verilecek taviz Merkez Bankası'nın para politikaları uygulamasında hareket alanını daraltacaktır. Şimdilik FED'in belki ardından Avrupa Merkez Bankası ve diğer gelişmiş ülke merkez bankalarının gevşek para politikalarından kademeli çıkışa başlamaları kur oynaklığını doğal olarak artıracak. İşte bu dönemde Merkez Bankası'nın hiç olmadığı kadar ihtiyacı olacak hareket alanına.
Kısacası FED'in son aksiyonu sonrası bozulan küresel konjonktür hükümete seçim ekonomisi için hareket alanı açmayacak gibi görünüyor. Daha açık bir ifadeyle, Merkez Bankası gerek enflasyonist baskı gerekse yüksek cari açık yüzünden kredi kanalı ile iç talebi canlandıramayacak. Bırakın canlandırmayı mümkün olduğunca baskılama yolu seçmek zorunda kalacak. Dolayısıyla, geriye mali politikaların gevşetilmesi kalıyor. Eğer hükümet "Orta Vadeli Program"da öngördüğü yüzde 5 seviyelerindeki büyüme hedefini tutturmak istiyorsa zayıflamış iç talebi kamu harcamaları ile yükseltmekten başka çaresi olmayacak gibi görünüyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.