• BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C
Bir mezuniyet öyküsü ERKİN USMAN Bir mezuniyet öyküsü erkin.usman@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01.04.2018, 00:00

Nejat Kuymulu, Karşıyaka Lisesi'nde iz bırakmış bir isim.
O şimdi bir hukukçu. İlginç anıları yumak yumak.
İşte Nejat Kuymulu ve birkaç anı.

Yıl 1961...
Lise son sınıf mezuniyet sınavlarında üç derstten ikmale kalmıştım.
Yaz boyu. İşte 19 yaşında KSK'de basketbol oynayan bütün takım arkadaşlarım gibi vaktimin çoğunu salonda geçirmişim.
Bir taraftan da, (sözüm ona) çaktığım cebir, fizik ve kimyadan güz sınavlarına hazırlanıyorm.
Cebir'den sorun yok. Hocam (Mehmet Erişkin ağabeyim) haftada üç saat ders veriyor.

Eylül'de ilk önce "cebir sınavına" giriyorum.
(Benim kuşağımdan olanların anıları tazelensin, sonraki özellikle test çocukları şimdiki kuşaklar öğrensin diye anlatıyorum.
Bütük sınavlar sözlü, kara tahta önünde ve biri kendi öğretmenim olan 3 hoca tarafından teker teker odaya alınarak yapılıyordu.) Sorulan iki soruya cevaplarımı saniye sektirmeden kara tahtaya geçiriyorum.
Matematik Hocamız Şükran Hanım, memnun gözlerle bakan iki mümeyyiz hocaya "İşte böyledir bu. Sene içinde çalışmaz eylülde gelir hep bunu yapar" diyor.
Aslında başarı Mehmet Erişkin'in...
Benim gibi haytaya matematik öğretmişti.
10'la geçiyorum.

Üç gün sonra Fizik sınavına giriyorum.
İki soruyu da, nur içinde yatsın, Ali İkiz Hocam'ın yardımlarıyla yapabiliyorum.
Mümeyyizler, belli ki üçüncü bir soru soracaklar. Ama, Ali Hocam:
"Bu delikanlı sıkı sporcudur.
Bizim basket takımının da kaptanıdır" diye beni omuzluyor.
Yeni bir soru sorulmadan 5'i kıvırıp, cebe koyuyorum.

Ertesi gün.
Son sınav kimya!...
Geçersem mezun oluyorum.
Çakarsam, bir yıl bekleyeceğim. İki soru soruluyor. Biri kesin... "Aromatik"ten geliyor.
Bu nedenle sadece buna yüklenmişim.
Nitekim, soruyu eksiksiz cevaplandırıyorum.
İkinci soruyu bilmiyorum.
Sevgili Şule Hocam, gözlüklerinin altından kızgın kızgın bakarak "Bir sorumuz daha var" diyor.
O'nu ve diğer iki hocayı şaşırtan cevap veriyorum: "Olmaz Hocam, iki sorudan birini yaptım ve 5'i hak ettim" diyor ve çıkıyorum.
Üçüncü soruyu sormalarına fırsat versem, nereden geleceği gün gibi aşikar... Zaten çakacağım.
(O gün oynadığım bu oyunun Şule Hanım ve diğer hocaları bir vicdan sorunu ile başbaşa bırakmak olduğunu düşünüyorum).
Öğleden sonra sınav sonuçları duvara asılıyor. Kimya'dan 3'le çakıyorum.
Kös kös eve dönüyorum. Rastlantı bu ya!.. O saatte hiç olmazken Nafi (benden 14 yaş büyük) ağabeyim evde...
Sonucu soruyor, anlatıyorum.
"Kalk, okula gidiyoruz. Hocalarla ben konuşurum..." diyor.
Sonucun değişmeyeceğini söylüyorum, ısrar ediyor, gidiyoruz.
Şule Hanım ve diğer hocalar işlerini bitirmiş, okuldan ayrılmışlar.
Nafi Ağabeyim müdür muavini Refik Bey'in odasına dalıyor.
10 dakika sonra dışarı çıktığında merakla ne olduğunu ve neler konuştuklarını soruyorum.
"Bırakırlarsa, bir yıl boşuna bekleyeceğini, amacının hukukçuluk olduğunu, mezuniyetten sonra kimya ile işinin hiç olmayacağını anlattım.
Zaten seni çok iyi tanıyor Şule hanım..." diyor ve ekliyor:
Ertesi gün, umutsuzca okula gidip listeye baktığımda notumun düzeltildiğini (5) yapıldığını hayretle gördüm. İşte ben böyle mezun olmuştum."

GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN