İnsanlığın geldiği noktada, geliştirilen endüstriel teknolojilerin yaşam standartlarımızı olağanüstü bir düzlemde iyileştirdiğini kim inkar edebilir!? Geçen yüzyılda, kanalizasyonsuz pislik yuvası şehirlerde yaşayan insanların torunları artık hayal bile edemeyecekleri konforlarda hayat sürüyor. Bu da kuşkusuz bilim ve teknolojiden beklenen şeylerdi. Bunlar insanın yaratıcılık ve güzel yaşam isteklerini gerçeğe dönüştürebilmeli, mutlu ve sağlıklı bir aurada barış içinde refahın tadını çıkartmasına yardımcı olmalı idiler. Ancak yeni gelişmeler, tüm bu süreçte insan etkisini sıfırlama noktasına doğru ilerlediğimizi gösteriyor! Teknolojilerin sınırsız potansiyeli, doğal bir beklenti olan insani bir hakimiyet versiyonunu ortadan kaldıracak noktaya doğru ışık hızında ilerliyor. Chat-GPD 1000 versiyonunun çıktığı bir çağda, hangi insan eğitim sisteminin kör koridorlarında ömrünün 15 yılını harcar ki!? Sanırım bu noktada insanlık, ya herşeyi bilgisayar ve yapay zeka kontrolüne bırakacak ve derin bir hafıza kaybı sürecine girecek ya da Sibernetik, nano ve DNA Recombinant teknolojisinin yapay zeka modellemesi içine entegre olduğu bir organik&inorganik ekosistem içinde evrimini tamamlayarak, felsefi bir metafor olarak Nietzsche'nin 'Böyle buyurdu Zerdüşt' kitabında bahsettiği 'übermensch, üst insan' boyutuna geçecek. Gerçi dünyanın bir çoğu da insanlar tarafından oluşturulan sonu gelmez sorunları düşünüldüğünde, ilk seçenek yani derin bir hafıza kaybı ile tüm kontrolü bilgisayarlara vermek akılcı gibi geliyor insana!
BİLGİ OBEZİTESİ
Bilen okuyucularımız vardır, hafıza kaybı tıpta amnezi diye isimlendirilir ve bir çok nedeni vardır. Metabolik veya damar sistemine bağlı hastalıklar ile kafa travmaları hemen akla gelen nedenlerden. Geçici ve giderek ilerleyici olabildiği gibi, bu duruma yol açan faktörlere göre anterograd, dissosiyatif, retrograd ya da infantil tiplerine özgü farklılıklar da içerir. Unutma ve hatırlamanın gerçekleştiği organ olan beyin ise, esas olarak serebrum, beyin sapı ve beyincik bölümlerinden oluşur; elbette sadece bilinç değil, başta duyu organları olmak üzere vücudun çoğu aktivitesini de gerçekleştirir. Bu noktada zihinbeden tahayyülü ilginç tanımlamalara mazhar olmuştur. Beyin yazılım, vücut donanım gibi! Bu konu asırlardır insanlığın ve özellikle de felsefecilerin ele aldığı konuların başında geldi. Bilinç nasıl oluşur? Fiziksel organik bir yapı olan beyin dokusu, başta düşünce olmak üzere bilinç katmanlarını nasıl meydana getirir? vs. Özellikle beynin yaklaşık yüzde birini oluşturan kortekse odaklanan bu fonksiyonları ele alırken bilinçaltı ve ruh gibi kavramlar, kuşkusuz bu makalenin boyutlarını aşacaktır. Günümüz uygarlığının içinde yaşadığı dijitalleşme sürecinin geldiği noktada, insan, sosyal medya spektrumun sanal muhatabı olarak beyin aracılığı ile her tür bilgi (doğru ya da yanlış) bombardımanına maruz kalmaktadır ki, günümüz trendleri bu durumu 'bilgi obezitesi' (Infobesity), terimi ile kavramsallaştırmıştır. Çevrenizde,bu etkileşimin olumsuz yükünden arınmak için, 'dijital detoks' yapan kişiler mutlaka vardır! Çünkü yapageldikleri süresiz digital evrenin içinde, bir süre sonra 'tepkisiz bir ruh' haline yani ambale durumuna düşeceklerini hissetmektedirler.. Hatta bunun için de uydurulan bir terim var: Decision Paralysis... Yani dijital ortamdan alınan aşırı bilginin bireylerin karar verme süreçini bloke etmesi, bilgi değerlendirme yetilerinin yok olması ya da azalması anlamında...
BEYİN ÇÜRÜMESİ
İroniktir, yapay zeka dil modellerindeki yenilikleri ilgi kadar endişe ile izleyen geniş zümre, 2000'li yılların başında, her çalışma masasına yerleşmiş bilgisayar ortamının hayalini kurmaktaydı. Kişisel bilgisayardan kişiye özel yapay zeka asistanlarının olduğu bir zamana terfi ettik. Ama gelinen noktada oluşan yeni çağın dijital gereçleri, insanı tanımlayan bazı yeteneklerin ortadan kalkmasına yol açacak, ne yazık ki... Bu gelişmeleri yakından izleyen bazı kurumlar, geçen yıl insanlık için beyin çürümesi şeklinde çevrilebilecek 'brain rot' terimini tedavüle sürmüşlerdi! Gerçi küresel iklim değişikliklerinden habitat daralmasına, genetiği değiştirilmiş yiyeceklerden yapay zekaya kadar insanlığın sonunu getirebilecek bir çok major konunun konuşulduğu günümüz dünyasında, 'beyin çürümesi'nin kim üzerinde durur ki!? Halbuki konu tam da bu, insanlık bu yüzden geleceğini göremiyor!
BİLİNÇ VE YAPAY ZEKA
Bilirsiniz, ilaçlar dozunda kullanılırsa tedavi eder, aşırı doz ise ölümcüldür. 1940 yılında ilk modern bilgisayara, yaratıcıları John Mauchly ve J. Presper Eckert, ENIAC ismini vermişlerdi. Gelinen noktada 'bilgi sayan' ve ' bilgiyi saklayan' bu cihazlar, bunları sentezleyip analiz ederek değişik projeksiyonlar ortaya koymakta, üstelik saniyeler içinde. Bazı çalışmalarda, insanların yıllarını alacak bir entellektüel ya da bilimsel çalışma raporu, dakikalar içinde elde edilebilmekte. İnsanların çoğunluğu sosyal medya mecralarında zamanını tüketirken, yapay zeka dil modelleri hiç ara vermeksizin kendi kendilerini update eden sonsuz bir devinim içindeler. Sonuçta, yüzyıllardır tartışılan bilinç, beyin ve yapay zeka modelleri birlikteliği gerçekleşecek hiç kuşkusuz, o zaman da beyin dokusu çürümesi yerine bilgisayar silikonlarının metalik korezyonlarından bahsedilir herhalde! Ama umutları korumak gerek, insanlığın bilinç sisi dağıldığında, türümüzün güvenle yaşayacağı bir yapay zeka ile birlikte yaşam modelini yaratacaktır hiç kuşkusuz.
