• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Sosyo-ekonomi politik medcezirler

ZEKİ HOZER

Sosyo-ekonomi politik medcezirler

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 27 Haziran 2026

Sevgilim bir ortaçağ uzmanı ve günlük sohbetlerimiz, alelade konularda bile çoğunlukla bağlamında kopar ve ortaçağa dair bir perspektif ile konu bu zaman dilimine bağlanır. Çok alışkın olduğum bu rutin içinde iken, geçenlerde büyük bir aydınlanmaya maruz kaldım; Çünkü Roberto Ventura'nın Medio Evo Prossimo Ventura (Yakın Geleceğin Ortaçağı) kitabını okudum.
Ventura, yakın bir gelecekte, insanlığın, yeni bir ortaçağa adım atacağını ileri sürüyor! O, kitabı yazdığında, yapay zeka için henüz tamtamlar çalmıyor olsa da, teknolojik çağa özgü büyük sistemlerin çöküşünü öngörerek, denetlenemeyecek bir yıkımı tetikleneceğini, sonuçta da endüstri uygarlığının gerileyeceğini öne sürüyor.

YENİ ORTAÇAĞIN TANIMI
Bu noktada, sosyolog Furio Colombo da, benzer şekilde Potere gruppi e conflitto nella societa neu-feudale (Yeni Feodal Toplumda iktidar, Gruplar ve Çatışma) kitabında, benzer görüşleri ele alıyor. Kurumların eski önemini yitirmesi ve toplumsal yapının dejenerasyonu meşru devlet hiyerarjisini yok ederek, prestij ve etkileme gücünü baskı grupları ya da kişilerine indirgenmesi halini yarattığını savlıyor. Umberto Eco da, neredeyse yarım yüzyıl önce yazdığı Il costume di casa, Dalla periferia dell' impero ve Sette anne di desiderio (*) kitaplarında, "yeni Ortaçağ" tanımlaması yapar: "Ortaçağ, devinimsiz ve dogmacı görüntüsü altında, paradoksal bir biçimde bir ' kültür devrimi' dönemi olmuştur. Bütün bu süreci belirleyen öğeler arasında elbette salgın hastalıklar, katliamlar, hoşgörüsüzlükler ve ölüm de yer almaktadır.
Yeni ortaçağın sunduğu görüntü, maalesef neşe getirmeyecek!"

BİREYSEL POLİTİK DELİLİK
Ortaçağ'ın Pax Roma modelinin çağımızdaki mirası Pax Americana, Trump ile birlikte, bir krize girip İran Savaşı ile diplere kaydığı bir ortamda, insanlığın büyük bir kaygı içine hapsolduğu izleniyor. Kaygıyı arttıran asıl unsurlardan birisi de "bireysel politik deliliğin!" zirve yapması.. Gerçi Erasmus, "deliliğe özgü" isimli artık klasikleşmiş eserinde, deliliğin toplum için ne kadar gerekli olduğundan dem vurur! Delilerin varlığı ile akıllı olduğumuzun farkına vardığımızı söyler.
Ama neler yaşadığımızı düşündüğümüzde, insanoğlunun binlerce yılda gerçekleştirdiği ve ütopyadan günümüz uygarlığına akılla inşa ettiği sistemin çöküşü çağırdıklarını, sağır sultanlar bile duyuyor... Delilik dünya politik sahnesinde, turneye çıkmış bir oyun gibi, isimleri değişen ama aynı patolojik semptomların icra edildiği bir temsil tadında devam ediyor... Deliliğin doğası gereği de, icraatın sonucu, ya sosyoekonomik ya da politik krizler ile sonuçlanıyor. İronik ama uygarlıklar akıl ile kurulurken, yok oluşları da akıl üzerinden ortaya çıkıyor. İnşa edilen ekosistem bir zindan gibi ve maalesef bir durup nefes almak için küçük bir pencere bile açılmamış durumda.
Hatırlarsınız ,"Franfurt Okulunun" pek ünlü kurucularının da cevabını aradıkları soruların ilki, geçtiğimiz yüzyılda insanlığın yaşadığı dünya savaşları ve faşizm yükselmesinin nedenleri idi.
Theodur W. Adorno ve Max Horkheimer'ın ortak yazdıkları, "Aydınlanmanın Diyalektiği" kitaplarında, aklın, modern birey için, özgürleşmenin bir aracı olması gerekirken nasıl esaretin ve tahakkümün yapı taşlarını döşediğini çözümlemeye çalışır.
Evet, Hitler'in ruhu günümüzde de hüküm sürüyor. Netanyahu ya da ona yol veren Trump tarzı politik figürler, çağımızın soykırımlarını gerçekleştirirken, başkaları doğa katliamları için mesai harcamaktan usanmıyor.
Hepsi, karanlık ortaçağ hayali ile, ortak bir amaç içinde, dünyayı zindana çeviriyor, umutları köreltiyor... Yine de, bu kötü gidiş sona erecek ve tüm bu "delileri" alaşağı edecek insanlık iradesi ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum...
(*) Bir derleme olarak Türkçe, Can Sanat Yayınları "Günlük Yaşamdan Sanata" ismi ile Kemal Atakay çevirisinde yayınlandı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.