Ahmet Guster, Asım Kuniç, Hamid Music, Ramo Alic, Muhidin Osmanovic, Senad Jusic, Muriz Barakovic, Huso Cerimovic,Nuko Nukic ve Ramo Dautovic... Bosna Hersek Kayıp Kişiler Araştırma Enstitüsü'nden Emza Fazlik, yukarıdaki isimler için 'toplu mezarlarda bu kişilerden kalan çok az doku örnekleri ile yaşayan ailelerinin DNA örnekleri karşılaştırılarak kimlik tespiti yapabildiklerini ve 11 Temmuz'da, Potoçori Anıt Mezarına defnedecekleri' açıklamasını yaptı. Senad Jusic daha 20 yaşında idi, Ramo Dautovic ise 56... 31 yıldır, Srebrenitsa soykırım kurbanlarından geriye kalan her şeyin yok edilmeye çalışıldığı 77'si toplu mezar olan 150 farklı noktada araştırmalar devam ediyor. Bu sene yukarıda kimliği tespit edilen 10 kurban için defin töreni yapılacak!
ETNİK TEMİZLİK
Sırpların sadece beş gün içinde katlettikleri soydaşlarımızın sayısı, kayıtlarda 8372 olarak geçiyor! Olayları hatırlayalım... Berlin duvarının yıkılmasına müteakip soğuk savaşın sona ermesi ile altı federel devletçikten oluşan Yugoslavya'da iç savaş çıktı. İşte bu süreçte, yani 1992 ila 1995 yılları arasında Sırplar, iç savaş gölgesi altında, Bosna'da müslüman ve Türk kökenlilere yönelik olarak sistematik etnik temizlik ve soykırım yaptılar. Öylesine büyük bir katliamdı ki, dünyanın vicdanında bu acı, 31 yıldır kanamaya devam ediyor. Nitekim Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 11 Temmuz'u 'Soykırımı düşünme ve anma günü' ilan etti. Her ne kadar, genel anlatı, beş günde katledilen 8372 kurban üzerinden devam ediyor olsa da, tüm kayıtlar savaş boyunca 312 bin kurbanın olduğunu, 2 milyon kişinin evini terk etmek zorunda bırakıldığını ve halen toplamda 27734 kişiye dair hiçbir ipucuna varılamadığını gösteriyor. Bu sayılar, ikinci dünya savaşı sonrası, bir soy ve ülkeye yönelik en büyük katliamın bilançosu! İnsanlık tarihinin yüz karası bu katliam, ne kadar büyük bir acıdır ki, Birleşmiş Milletler kontrolündeki bir bölgede, Hollandalı bir komutanın görev bölgesinde gerçekleşti! Bölge, aylardır Sırpların kuşatmasında idi ve Serebrenitza da Zepa ve Gorazde ile birlikte, BM denetimde güvenli toplanma merkezlerinden birisi idi.
Sığınmacılar, silahları alınarak BM askerlerinin güvenliği sağladığı alana alınıyordu. Kuşatmacı Sırp General Ratko Mladiç, BM komutanı Hollandalı Thom'un birkaç arkerini esir alıp taciz ateşleri açarak, bölgeyi terk etmesini istedi. Hollandalı komutan Thom Karemans, binlerce müslüman erkek, kadın ve çocuğun sığındığı, denetimindeki bölgeyi, onursuzca Sırplara terk etti! Bu komutan, her ne kadar, daha sonra Hollanda Mahkemeleri tarafından yargılanıp cezai müeyyidelere çarptırılsa da, binlerce kişinin vahşice katledilmesinin utancını, kendi ve ülkesinin kimliğine kaydettirdi. Dönemin Sırp Cumhurbaşkanı Sloban Miloseviç, savaş suçu nedeni ile tutuklu yargılandığı Lahey'de 11 mart 2006 yılında öldü. Sırp Komutan Ratka Mladiç, yaptığı katliamdan 23 yıl sonra, tam tarih olarak verirsek 10 temmuz 2018'de, Lahey Adalet Divanı tarafından soykırım suçu ile müebbet
hapis cezasına çarptırıldı. 26 şubat 2007 tarihinde Lahey Adalet Divanı, bu katliamı 'soykırım' olarak kabul etti. Kuşkusuz, geleceğe dair umutla bakmanın yollarından birisi de yaşanan acılardan ders çıkarmaktır. Ancak, Srebrenitsa'nın acısı, trajedisi ve dramı o kadar yoğundu ki, bunun insanlık hafızasındaki kaskatı hali karşısında, insanlığa atvedilen 'onur' nefessiz kaldı ve çaresizliğin verdiği dehşet ile umutlar derinlere gömüldü! Bosna'da, 31 yıl önce, insana dair tüm değerler dünyanın gözü önünde can çekişti. Ne Birleşmiş Milletler ne de NATO gibi organizasyonlar, Avrupa ana karasında, Avrupa'nın yüzyıllar içinde oluşturduğu değerlerin yok olmasını engelleyemedi! Nihayetinde, genelde Bosna Savaşı özelinde Serebrenitza soykırımından, Sırplar, askeri, siyasi ve ulusal kimlik psikolojileri açısından kesin bir yenilgi ile çıktılar ve ulusal tarihlerine, İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en büyük soykırım ve vahşetin kara sayfasını kaydettiler. Kadim insanlık tarihi de bu vahşeti vicdanlara kazıdı.
