ASKERİ İTTİFAK OLUŞTU
4 Nisan 1949 yılında, İngiltere Dışişleri Bakanı Ernest Bevin, ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall ile ABD'li general Dwight D. Eisenhower'in fikir öncülüğünde kurulan NATO'nun tek amacı, henüz soğuk savaş başlama arifesinde iken Sovyetler Birliğinin askeri ve siyasi nüfuzuna karşı ortak bir savunma antlaşmasını ortaya koymak olarak belirlenmişti. Çünkü Sovyetlerin Berlin Ablukası henüz unutulmadan 1948 yılında yine Rusların Çekoslavakya'da askeri darbe yapması NATO'nun kuruluş çalışmalarını zorunlu kılmıştı. Orijinal ismi ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü olan NATO'ya başlangıçta ABD, İngiltere, Kanada, Belçika, Fransa, Danimarka, Norveç, Hollanda, Portekiz , İtalya,İzlanda ve Lüksemburg dahil 12 ülke imza koymuşken, zamanla Türkiye dahil 32 ülkeyi çatısı altında toplayan dev bir uluslararası askeri ittifak haline dönüştü. Üyeler, GSYİH'nın yüzde 5'ini bu organizasyona ayırıyorlar ve dünya savunma sanayi totalinin yüzde 70'ine rastgelen bir askeri harcama bütçesi oluşturuyorlar! Yani kabaca bir trilyon dolar kadar... Antlaşmanın ünlü beşinci maddesi 'ittifak üyesi bir ülkeye karşı bir dış güçten gelebilecek bir saldırı halinde, topyekün ortak bir savunma yapılmasını' gerektiriyor ve bu madde de ilk ve tek kez, 2001 yılında ABD'de yapılan 11 eylül saldırıları sonrası uygulandı. 2001 yılına kadar da Varşova Paktı ile bir tür caydırıcılık eksenli konumlanma içinde bulundu. 1989 yılında Berlin duvarının yıkılması sonrasında tek eksenli bir yapı olarak varlığını korudu, 1992-95 yılları arasındaki Yugoslavya dağılış süreçi gibi lokal olaylarda yer aldı. Gerçi, 1995 yılı 11 Temmuz'da 8372 Müslüman Boşnak'ın acımasızca katledildiği insanlığın bu yüzyılda gördüğü en büyük vahşete göz yuman komutanın Hollandalı Thom Karemans olduğunu hiç hatırımızdan çıkartmıyoruz!
YILLAR ÖNCE ÖNERİ REDDEDİLDİ
NATO tarihinde ilginç gelişmelerden birisi de 1954 yılında, Sovyetler Birliği'nin, Avrupa'da barışı korumak adına NATO'ya katılım isteğini öne sürmesi olmuştur ki, tahmin edilebileceği üzere bu öneri reddedilmiştir! Aynı şekilde Fransa'nın askeri kanattan çıkması ya da Yunanistan'ın Kıbrıs çıkartmamız sonrası askeri komiteden ayrılması da bir başka satır başları olarak hatırlanmakta.. Gelinen noktada, artık ülkeler, sahip oldukları tank ve tüfek sayısı ile güçlü sayılmıyor. Evet, savunma sanayi çok önemli ancak nüfus, ekonomi, jeopolitik, endüstri yanında yapay zeka bağlantılı siber dayanıklılık olmadan tatmin edici bir ülke savunma mimarisi oluşturmak mümkün değil. Dolayısıyla ülkelerin alt yapıları, veri ve data merkezleri, yapay zeka teknoloji yatırımları, enerji ve lojistik ağları hasaba katılmadan bir NATO askeri envanterinin önemi olmayacaktır. Bu noktada, sadece uluslararası sorunların değil iklim değişiklikleri ve habitat daralması bağlamında küresel sorunlar için de NATO gibi kuruluşların insiyatif alması gerekecek.
SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLEDİ
Bu kadar geniş bir vizyon, NATO yönetiminde var mı diye bir soru akla gelebilir!? NATO genel sekreteri olan, eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, geçenlerde bir röportajında, muhabirin "Bugünlerde uykusuz kalmanıza yol açan en önemli sorun ne?" mealindeki sorusuna gülerek "Sadece Rusya" diye yanıt verdi! Düşünün NATO, 75 yıl önce SSCB'ye karşı kurulmuştu, SSCB dağıldı, muazzam sorunlar çözüm bekliyor, Rutte, hala kuruluş yıllarının misyonunda takılı! Neyse ülkemiz ev sahibi. Ankaralılar alınan önlemler dolayısı ile biraz zorluk çekseler de ülkemiz için muazzam bir prestiji olacak küresel bir organizasyona ev sahibi olacağız. Üstelik hem NATO'nun radikal dönüşümü hem de ülkemizin NATO içindeki konumunun yeniden yapılanması adına önemli kararların alınacağı bir zirve olacağını öngördüğümden, 'Ankara' ismi ile alınacak önemli bir değişimin tarihine şahitlik etmiş olmaktan mutluluk duyacağımızı düşünüyorum.. Eğer NATO yeniden yapılanıp, Türkiye'ye de Brüksel Haren'deki NATO merkez karargahında hakettiği rolleri vermezse ne mi olur!? NATO: No Action Talks Only olarak yani, hiçbir eylemi yapamayacak sadece konuşacak bir pasif kuruluş olarak kalır.
