• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
29 Ekim ve Cumhuriyet

ZEKİ HOZER

29 Ekim ve Cumhuriyet

zeki.hozer@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 27 Ekim 2026

28 Ekim 1922 tarihinde Çankaya Köşkü'ndeki akşam yemeğinde Atatürk'ün konukları, İsmet Paşa, Ruşen Eşref, Kazım Özalp ve Fethi Bey gibi dönemin ünlü şahsiyetleridir. Atatürk, misafirlerine "Yarın cumhuriyeti ilan ediyoruz." diyecektir. Yemek sonrası İsmet Paşa ile birlikte kanun tasarısına son şeklini verirler: "29 Teşrinievvel 1339 tarih ve 364 sayılı Teşkîlât-ı Esâsiye Kanunu'nun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair" kanunun ilk maddesi şu şekilde kaleme alınır: "Hâkimiyet, bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devleti'nin şekli hükûmeti cumhuriyettir." Böylece cumhurbaşkanlığı makamı oluşturularak parlamenter sisteme geçildi ve Türk ulusu olarak yaşadığımız en büyük sosyolojik değişimlere yol açan; sonrasında hukuk, kadın hakları, eğitim ve kültürde yapılan reform ve devrimlerle modern toplumlar arasına katılmamızı sağlayacak süreç başlamış oldu.

HALKIN EGEMENLİĞİ
Atatürk, bu tarihten bir ay önce Avusturyalı bir gazeteye (Neue Freie Presse) verdiği röportajda "cumhuriyet" sözcüğünü ilk kez kullandığında, 1876 yılına kadar mutlak monarşi, sonrasında da meşrutiyet rejimi dışında bir yönetim deneyimi olmayan ülke insanları için bu, bir hayli dikkat çekici bir vizyon olmuştu. Çünkü halkın tek bildiği şey, padişahın mutlak egemenliğiydi. Ancak Mustafa Kemal'in önderliğinde başlayan Millî Mücadele'nin ilk aşamasından itibaren vurgulanan değişmez deklarasyon, halk iradesinin egemen olacağı bir düzenin kurulmasıydı. Örneğin, 23 Temmuz 1919'da toplanan Erzurum Kongresi'nde ilan edilen bildirinin üçüncü maddesi, "Ulusal iradeyi egemen ve millî kuvvetleri etkin kılmak esastır" şeklindedir. Nitekim 23 Nisan 1920'de, İstanbul'un işgali sonrası Meclis-i Mebusan'ın dağıtılmasının hemen ardından Büyük Millet Meclisi Ankara'da toplandığında, halkın iradesinin en üst organı da fiilen çalışmaya başlamıştı. 20 Ocak 1921'de ilk anayasamız Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu, bu meclisin çatısı altında hayata geçirilmiş; 1 Kasım 1922'de aldığı bir başka kararla da saltanat kaldırılmıştı.

HÜR İRADENİN NİŞANI
Cumhuriyet, sadece halkın egemenliğini ifade etmez; aynı zamanda dünya milletleri bağlamında ülkenin bağımsızlığının ve hür iradesinin de nişanıdır. Bir işgal müstemlekesi iken tüm sömürge altındaki ülkelere ilham verecek düzeyde şanlı bir Kurtuluş Savaşı'yla özgürlüğüne kavuşan saygın bir ulusun doğuşunun abidesidir. Keza cumhuriyet, elbette ülkenin yönetim biçimidir; ancak "cumhuriyet ruhuna" doğası gereği eklemlenen demokrasi ve laiklikle şekillenecek hükümet sistemini de inşa eder. Zaten cumhuriyetin ilanıyla birlikte hayata geçirilen Atatürk Devrimleri, halkın yüzyıllardır geri kaldığı çağdaş normların ve yaşam biçiminin hızla topluma kazandırılması düşüncesinin bir tezahürüdür. Ek olarak cumhuriyet, milletin birliğinin ve ulusal kimliğinin de dünyaya ilanıdır. İşin özü, "cumhuriyet" sayesinde Anadolu insanı olarak yepyeni bir ülkü için ortak mücadele zemininde dayanışma bağlarını sımsıkı oluşturarak her bir kişinin eşit haklara sahip, ayrıcalıksız yurttaşlar olduğu ve yarına umutla bakan bir ulus kurabilmeyi başardık. Bir asrı geçen, tam olarak ifade edersek 103 yılı geride bırakan cumhuriyet deneyimimiz, ulusumuz için en büyük onur ve kıvançtır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ü minnetle anarken onun ve diğer silah arkadaşlarının hatıraları önünde saygıyla eğiliriz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.