ABD ve İsrail'in İran'a karşı 28 Şubat'ta başlattıkları savaş 35 gündür sürüyor. Savaşın geldiği son durumla ilgili Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, çok kritik bir açıklama yaparak dünyayı uyardı: "Enerji, ulaştırma ve altyapılara yönelik misillemeler bölgesel iç çatışmaları tetiklemektedir. Tüm insanlığın omuzlarına ekonomik yük bindiren bu savaşın birinci sorumlusu İsrail'dir. Savaşın devam etmesi yönündeki her gelişme İsrail'in kanlı stratejisine hizmet edecektir." İran'a yönelik saldırıların ve savaşın ABD tarafından proje olarak sunulan küresel barış vizyonuna hizmet etmediğini ve söz konusu vizyonu sabote ettiğini belirten Erdoğan, "Maksimalist taleplerde ısrar etmek yerine asgari müştereklerde buluşmaya çalışmaktır. Akıl bunu gerektirir, vicdan bunu gerektirir" diye belirtti. Erdoğan'ın dünyayı uyardığı kritik evre; İran'ın İsrail'den daha çok hedef aldığı Birleşik Arap Emirliği (BAE)'nin, Hürmüz Boğazı'nın açılması için savaşa katılmayı planlama konusudur. İran, İsrail'in yanı sıra ABD varlıklarının bulunduğu Körfez ülkelerine misillemeyi sürdürüyor. İran ordusu savaşın başından bu yana BAE'ye en az 2 bin 500 füze ve drone fırlattı. Bu durum, Dubai'nin güvenli liman ve küresel ekonomi merkezi olması gerçeğini yıktı. BAE, İran'a karşı sert karşılıklar vermeye başladı. Bu durum, savaşın Arap-Acem savaşını tetiklemesi tehlikesine çok yaklaşıldığını ifade ediyor.
TARTIŞMALAR SÜRÜYOR
İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatınca küresel petrol ve doğalgaz krizi dünyayı sarstı; fiyatlar yükseldi; üreticiler, sigortacılar ve nakliye firmaları etkilendi; milyarlarca insanın hayatını kararttı. Savaşın 35. gününde, ABD Başkanı Trump'ın birbiri ardına yaptığı çelişkili açıklamalarla dünya hop oturup hop kalkıyor. Trump'ın İran'a yönelik başlatmayı planladığı kara harekatı ve dünyayı etkileyecek sonuçları üzerinde yoğun tartışmalar yaşanıyor. Herkes, "Trump, İran adalarına mı saldıracak, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu için İsfahan'a mı saldıracak?" diye papatya falına bakar durumda. Önceki günlerde, Trump'ın İran Hark ve Hürmüz adalarını işgali ile ilgili senaryolar çok konuşulmuştu. Savaşın 35. gününde, ABD birliklerinin İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoğunu ele geçirmek için yer altındaki gizli bir nükleer tesise operasyon düzenleme senaryoları öne çıktı. ABD Başkanı Trump'ın bunu bir seçenek olarak ele aldığı bildirilirken, savaşın asıl amacını İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemek olarak tanımladı. Bu konuda konuşan Trump, "O kadar derine gömülmüş ki, herhangi biri için çok zor olacak. Orada çok derinde. Yani oldukça güvenli ama bir karar vereceğiz" dedi. Konuştuğum askeri ve diplomatik uzmanlar, böyle bir operasyonun son derece zorlu, tehlikelerle dolu olduğunu ve haftalar sürebileceğini söylüyorlar. İran uranyum stoğunun ele geçirilmesi harekatının "tarihteki en karmaşık özel operasyonlardan biri" olabileceğine işaret ediliyor. Aldığım bilgilere göre, savaşın başlangıcında İran'ın yaklaşık 440 kilo yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu vardı. Bu stok, silah imal etmek için gerekli yüzde 90'lık zenginleştirme oranına hızlı bir şekilde yükseltilebilir. İran ayrıca yaklaşık bir ton yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyuma ve tıbbi araştırma eşiği olarak kabul edilen yüzde 3,6 zenginleştirilmiş 8 bin 500 kilo uranyuma sahip. Bomba veya füze yapımında kolayca kullanılabilen yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun çoğunun İsfahan'da yer altında depolandığına inanılıyor. İsfahan'a ek olarak; geçen yılki saldırılarda hedef alınan diğer iki zenginleştirme tesisi Fordo ve Natanz'da da yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum depolanmış olabilir. 28 Şubat'ta başlayan savaştan önce İran'ın nükleer tesislerinden birinin yakınındaki bir yer altı kompleksini güçlendirdiğine dair işaretler var. Örneğin; İsfahan'da Şubat ayına ait uydu görüntüleri, tünel kompleksinin tüm girişlerinin toprakla kapatılmış olduğunu gösteriyordu. Bu da herhangi bir operasyonu daha da zorlaştırabilir. Ancak yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun ne kadarının başka yerlerde depolandığının belirsiz olduğu ifade ediliyor.
OPERASYON RİSKLİ
Uzmanlar, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun kara güçleri kullanılmadan güvence altına alınamayacağını vurguluyor. ABD, Orta Doğu'da konuşlu 82. Hava İndirme Tümeni'nin bazı unsurlarını İsfahan ve Natanz çevresindeki bölgeleri güvence altına almak için kullanabilir deniyor. Nükleer madde konusunda eğitimli özel operasyon kuvvetleri daha sonra zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek için gönderilebilir. Uranyumun kendisi gaz halinde ve büyük metal kaplarda depolandığına inanılıyor. Amerikan kuvvetlerinin; yerin derinliklerine gömülmüş tünellerde depolandığına inanılan zenginleştirilmiş uranyumu bulabilmek için ağır iş makinelerine ihtiyaç duyması muhtemel. İran'ın nasıl karşılık vereceği veya ülkenin ana nükleer tesislerini hedef alan Amerikan kara birlikleri için ne ölçüde tehdit oluşturabileceği bir soru işareti. Uzmanlar; ABD operasyon yaparsa, İran kara kuvvetlerinin "elma toplamayacağını" söylüyor. Yani öncelikle kazı yapılırken, sürekli tehdit altındayken zenginleştirilmiş uranyumun tespit edilmesi gerekiyor. "Yüksek riskli" bir operasyon olacağı ortada. Askeri uzmanlara göre; Trump emir verirse, Amerikan kara birlikleri kıyıdan 482 kilometre içerideki İsfahan'a havadan inecek. Mesafeler düşünüldüğünde yaralı tahliyesi de zorlaşıyor. Amerikan birliklerini içeriden ve dışarıdan gelen uçaksavar ateşine ve nükleer tesiste bulundukları sırada saldırılara karşı savunmasız bırakıyor deniyor. Eğer bulunursa, zenginleştirilmiş uranyumun İran'dan çıkarılması da zorlu olacak. Bu durumda; havaalanı ve diğer altyapıyı güvence altına almak için 82. Hava İndirme Tümeni'nin, bir operasyon üssü kurmak üzere diğer ABD kuvvetleriyle birlikte kullanılması gerekli. Olası bir operasyonda uranyum güvence altına alındıktan sonra ise maddeyi ülkeden çıkarmak veya yerinde seyreltmek sorunuyla karşı karşıya kalınacak. Büyük, karmaşık ve uzun süren bir operasyon sırasında öldürülecek ABD askerlerinin tabutlarının ABD'ye gelmesinin Trump'ın kaderini etkileyeceği çok önemli bir konu olarak yorumlanıyor. Nihayetinde ters gidebilecek durumun; Trump'ın Kasım ara seçimlerinde hezimete uğramasına, başkanlıktan azline kadar gidecek bir süreci işaret ettiği belirtiliyor. Operasyon nasıl yapılırsa yapılsın, son derece riskli olacağı ortadayken, Trump'ın karar vermekte zorlandığı ifade ediliyor. Papatya falından; Hark Adası ve Hürmüz Adaları işgali de çıkabilir.
