• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Körfez’in yeni döneminde Türkiye öne çıkıyor

BÜLENT ERANDAÇ

Körfez’in yeni döneminde Türkiye öne çıkıyor

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Temmuz 2026

Başkan Recep Tayyip Erdoğan Sapanca'dan dünyaya çok dikkati çeken ve stratejik masalarda analize tabi tutulan mesajlar verdi. Erdoğan: Avrupa güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor, NATO daha caydırıcı olmalı. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız." Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken aynı zamanda uluslararası kurumların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hâle geldiğine inanıyorum" diye konuştu.

ÇOK KUTUPLU MİMARİ
Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak "Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askerî kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır" dedi. Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında destek bekliyoruz. Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gasbı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla, aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. "Gazze'de bir soykırım yaşandı, saldırılar halen de devam ediyor. Bu soykırımın hesabı hiç şüphe yok ki SORULACAK." Erdoğan'ın bu ifadeleri anında derin İngiltere düşünce kuruluşları ile yakın çalışması olan İngiliz The Telegraph gazetesince "Körfez'de yeni dönem: Türkiye ön plana çıkıyor" başlıklı stratejik analize konu oldu. 'Orta Doğu'da savaş sonrası dengeler yeniden şekillenirken, Körfez ülkeleri güvenlik stratejilerinde tarihi bir değişime hazırlanıyor. Bölge ülkeleri artık güvenliklerini yalnızca ABD'ye emanet etmek yerine Türkiye'nin ön plana çıktığı yeni ortaklarla çok kutuplu bir güvenlik mimarisi kurmayı hedefliyor. Körfez ülkeleri yeni jeopolitik düzene hazırlanırken, Washington'dan bağımsız hareket edebilecek bölgesel bir güvenlik sistemi oluşturmanın yollarını arıyor.

BÖLGEDEKİ ÖNEMİ ARTTI
The Telegraph'a göre Orta Doğu'da onlarca yıldır süren Amerikan güvenlik tekelinin sorgulanmaya başlaması, Türkiye'nin bölgedeki önemini de artırdı. Körfez ülkeleri, ABD'nin sağlayamadığı ya da yeterince hızlı sunamadığı askeri kapasite için alternatif ortaklara yönelirken, Türkiye bu yeni dönemin en dikkat çeken aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Mayıs ayında Kuveyt, Türkiye ile insansız hava araçları ve hava savunma sistemlerini kapsayan yeni bir savunma tedarik çerçevesi oluşturdu. Suudi Arabistan'ın Türkiye, Mısır ve Pakistan ile yeni bir "dörtlü güvenlik mekanizması" kapsamında temaslarını yoğunlaştırdı. Bölge ülkeleri artık ABD'nin tamamen çekilmesi ihtimaline değil, bölgede kalsa bile kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen politikalar izleyebileceği senaryosuna göre hazırlık yapıyor. SONUÇ: Türkiye'nin Stratejik aklı, "güçlü ordu, dostlarına müşfik, düşmanlarına kahredici olarak ve tam bağımsız dış politika" sacayağına dayanıyor. Erdoğan - Türkiye, küresel güç merkezleri arasındaki rekabetten faydalanarak bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olma vizyonuyla büyük düşünüyor. Büyük oyun kuruyor. Türkiye değişen dengeler karşısında Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Akdeniz-Kızıldeniz ekseninde yeni bölgesel ittifak zincirleri inşa ediyor. Irak, Suriye ve Filistin-Gazze hattında bölgesel istikrarsızlıklara karşı Türkiye, proaktif adımlar atarak sınır güvenliğinin sağlanması ve terörsüz bir Türkiye-Bölge hedefine yürüyor. Türkiye-Suriye-Mısır- Suudi Arabistan-Katar-Pakistan arasında oluşmakta olan BÖLGESEL İTTİFAK PLANI, Yeni Ortadoğu jeopolitiğinin KİLİT GÜCÜ olmaya adaydır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.