KKTC, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. Yılı görkemli törenleri için hazır. Türk ordusu, 52 yıl önce mücahit kardeşlerimizle beraber başlattığı harekâtla Ada'ya barış, istikrar, demokrasi ve huzur getirmişti. 20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını tüm dünyaya göstermişti.
Bu tarih aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi statüsünün ve egemenlik haklarının da sembolüdür. Tamamen yok edilmek istenen Kıbrıs Türkleri, günümüzde kendi bayrakları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) çatısı altında, huzur ve güven içinde yaşıyor. Başkan Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli,her zaman olduğu gibi 20 Temmuz'da Kıbrıs'ta olacak. Ankara'nın 20 Temmuz'da vereceği mesajlar, hem AB'nin küstah Kıbrıs kararına tepki gösterdiği "Alçakça iftiralar barındırıyor, yok hükmünde" açıklaması bağlamında, hem de Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengeleri açısından önemli olacak. Erdoğan önceki hafta AK PARTİ TBMM Grup Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'e ilişkin de sert mesajlar vermişti. Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası çevresinde "fitne ateşi yakılmak istendiğini" vurgulayan Erdoğan, gelişmeleri yakından takip ettiklerini söylemış, "Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan'ın Kıbrıs mesajı, Katil-Netenyahu-İsrail ve Rumları Doğu Akdeniz'deki enerji-güvenlik dengelerine ilişkin açıklamalarıyla birlikte gelmişti. Erdoğan, isim vermeden bazı ülkeleri hedef alarak "İsrail'in fitne kayığına bindiklerini" ve "Siyonizmin taşeronluğunu üstlendiklerini" söylemiş, şöyle konuşmuştu: "Kimse macera peşinde koşmasın, kimse siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın." Erdoğan, Doğu Akdeniz'de Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin haklarının hedef alınması halinde Ankara'nın yanıtının sert olacağını yineledi.
Erdoğan'ın 20 Temmuz ziyareti, Netanyahu-Rumlar-Yunanistan'ın oyunlarının hızlandığı bir döneme denk gelecek.
AB'NİN KÜSTAH RAPORU
Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada AP'nin kararının, TSK'ya yönelik akıl dışı iddialar ve iftiralar barındırdığı belirtildi. Küstah karar için "yok hükmünde" denildi. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Alçakça iftiralar barındıran söz konusu karar, Avrupa Birliği'nin ve özelde Avrupa Parlamentosu'nun, Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak belirli çevrelerin güdümüyle benimsediği yanlı ve çarpık yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir" denildi. KKTC'nin 50 yıllık su ihtiyacı güvence altında Erdoğan liderliğinde KKTC için oluşturulan su güvenliği vizyonuna göre," Orta Mesarya Ovası Sulaması Ana İletim Hattı 2. Kısım İnşaatı"ile KKTC'nin su güvenliği güçlü bir noktaya ulaşmış olacak. Türkiye'nin KKTC su güvenliği vizyonuna göre, Su ve Toprak Kaynakları Master Planı kapsamında su ve toprak kaynaklarının potansiyeli ortaya konuldu, inşaatlar sürüyor. KKTC'ye su konusunda 14 ayrı projeden oluşan, yaklaşık 69 milyar liralık dev bir yatırım programı sürüyor. Bunun 41 milyarlık kısmı tamamlandığı, 8 milyar liralık kısmında çalışmalarım devam ettiği, 20 milyar liralık kısmı içinde planlamaların tamamlandığı ifade ediliyor.
Türkiye, Kıbrıs'ın kuzeyinde doğalgaz boru hattı inşa edecek.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye'den KKTC 'ye adaya yeni bir doğalgaz boru hattının kurulmasına dair anlaşmayı imzaladı. Yılmaz, doğalgaz boru hattını "tarihi bir proje" olarak nitelendirdi. "Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında 97 kilometrelik bir doğalgaz boru hattının devreye sokulacağinı belirtti.
HEDEF 2028
Enerji Bakanı Erdoğan Bayraktar, 2028 yılında Türkıye-KKTC gaz boru hattının devreye gireceğini vurgularken, önemli bir gelişmeyi de açıkladı: "Doğu Akdeniz'de doğalgaz keşfedilmesi durumunda bu boru hattı ile Kıbrıs üzerinden Türkiye'ye yönelik de gaz akışı olacak" Türkiye, kendi kıta sahanlığında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin TPAO'ya tahsis ettiği ruhsat sahalarında petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerini planlı şekilde sürdürüyor. Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini koruma kararlılığını da sıklıkla gündeme taşıyor. Prof. Dr. Uğur Özgöker Kıbrıs davasının önde gelen mğcahit bilim adamı. KKTC ve Doğu Akdeniz enerji rekabeti analizleri ile tanınıyor. Prof. Dr. Uğur Özgöker ile Doğu Akdeniz'de olası gelişmeleri konuştum. "Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları küresel güç mücadelesini tetikliyor. Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetinin ana hatları şöyle: Türkiye-Libya ekseni Doğu Akdeniz'deki küresel rekabetin omurgasına yön vermektedir. İsrail-Yunanistan- Güney Kıbrıs Rumları arasındaki oyunlar dikkatle takip edilmektedir. Bölgede çok sayıda aktörün bulunması enerji kaynakları ve bu kaynakların bölüşümü açısından Doğu Akdeniz'i bir rekabet ortamına dönüştürdü.
Fransa ve ABD, enerji şirketleri aracılığıyla oyuna dahil olmuş durumda. Bölgedeki durum salt bir ekonomik kaynak paylaşımı değil, aynı zamanda askeri güç gösterisi ve jeopolitik nüfuz alanlarını belirleme mücadelesidir. Türkiye, "Mavi Vatan" doktrini ile kendi kıta sahanlığını koruyor. Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF) ülkeleri, gazı Avrupa'ya ulaştırmak için EastMed boru hattı gibi projelere ağırlık vermişti. Türkiye'nin çok akıllı hamleleri, bu projeyi durdurdu. Türkiye'nin şahlanan donanması ve genişleyen sondaj ve sismik araştırma filosu Doğu Akdeniz'deki stratejik varlığımızın ve "Mavi Vatan" vizyonunuzun merkezindedir. Enerji Filosunun Güçlenmesi: Fatih, Yavuz, Kanuni ve Abdülhamid Han'ın ardından filoya katılan yeni nesil ultra derin deniz sondaj gemileri, Türkiye'nin enerjide tam bağımsızlık hedefini hızlandırdı.
Denizlerde sondaj yapma yalnızca petrol veya gaz aramak anlamına gelmez. Şahlanan Türk donanması ve dünyanın büyük sondaj-arama filosu Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de kurulan uluslararası masalarda kalma ve sahadaki haklarını koruma iradesinin en somut kanıtlarıdır.
SONUÇ
TÜRKİYE'NİN jeopolitik hamleleri, YAKIN COĞRAFYAMIZDA siyasi ve diplomatik üstünlüğümüzü pekiştirmektedir. Son olarak Ankara NATO Zirvesi sonuçları üzerine ABD merkezli düşünce kuruluşu Atlantic Councill'ın kapsamlı bir analizinin son bölümünü de hatırlatmak istiyorum. Atlantic Council'ın analizine göre zirvenin en büyük kazanımlarından biri Türkiye- ABD ilişkilerindeki yumuşama oldu. Başkan Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki olumlu diyalog, Türkiye'nin Suriye, Gazze ve İran krizlerinde üstlendiği arabuluculuk rolüyle birleşince Washington'daki hava Türkiye lehine değişti. Her iki başkentte de çözüm iradesinin güçlendiği belirtilerek, "Türkiye, F-35'lere artık her zamankinden daha yakın" denildi. BAŞKAN ERDOĞAN ,TÜRKİYE YÜZYILINI İLMEK İLMEK ÖRÜYOR.
