Ukrayna Savaşı ve İran Savaşı ile Karadeniz'den Hürmüz'e, Kızıldeniz'den Doğu Akdeniz'e uzanan geniş coğrafyada artan jeopolitik gerilimler, küresel enerji ve ticaret koridorlarında tarihin en zorlu krizlerine yol açıyor. Nitekim Dünya, kapanan Hürmüz Boğazı'nın nasıl açılacağına ve Babülmendep Boğazı'nın kapanması riskine çare arıyor. Hürmüz Boğazı dünya petrol ve doğal gaz akışının en kritik geçiş noktası olmayı sürdürüyor. Kızıldeniz'de devam eden güvenlik sorunları ise Asya ile Avrupa arasındaki deniz ticaretinin maliyetini artırırken, küresel lojistik ağlarını da kırılgan hale getiriyor. Küresel deniz ticaretinin iki ana şahdamarı olan Hürmüz ve Babülmendep Boğazlarındaki riskler hem bölgesel dengeleri hem de makroekonomik istikrarı doğrudan etkiliyor.
BOĞAZ'A KALKAN
ABD ile İran arasındaki savaş yeniden tırmanırken HÜRMÜZ BOĞAZI kapandı. Güvenliği sağlamak adına bölgede ABD ile İngiltere, Fransa, Almanya arasında Refah Muhafızı Operasyonu gibi uluslararası askeri koalisyon ve deniz görev güçleri kurulmasında seri görüşmeler sürüyor. Güney Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan küresel ticaret ve enerji sevkiyatları açısından kritik bir deniz geçiş noktası. Babülmendep ve Süveyş Kanalı hattı başta Suudi Arabistan, Körfez petrolünün ve Katar LNG'sinin Avrupa'ya ulaşmasında kritik rol oynuyor. Bu hattın tıkanması enerji arzını riske sokma ihtimali üzerine Babülmendep Boğazı güvenliğini sağlamak için stratejik bir hamle gerçekleşti. Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve Aden Körfezi'nde deniz güvenliğini sağlamak amacıyla Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 14 ülkenin katılımıyla Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı kuruldu. Türkiye, Suudi Arabistan öncülüğünde, Pakistan, Mısır dahil 14 ülkenin Kızıldeniz Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı'na yönelik destek deklarasyonuna imza attı: Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan, Katar, Ürdün, Kuveyt, Bahreyn, Cibuti, Somali, Bangladeş, Yemen, Sudan.
KOALİSYONUN HEDEFLERİ
Seyrüsefer özgürlüğünü korumak ve deniz güvenliğini artırmak. Uluslararası ticaret yolları ile enerji nakil hatlarının güvenliğini sağlamak. Ticari gemileri, petrol tankerlerini ve limanları korumak. Ülkeler arasında bilgi ve istihbarat paylaşımını geliştirmek. Ortak operasyon planlaması yapmak ve müşterek deniz operasyonları yürütmek. Ortak askerî tatbikatlar düzenleyerek askeri yetenekleri artırmak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ile görüştü. Bölgedeki son durumu ve devam eden çatışmaları sona erdirmek üzere yürütülen çabalar ele alındı. Türkiye'nin Somali'deki varlığı, Afrika Boynuzu'nda jeopolitik nüfuz elde etme, enerji güvenliğini sağlama ve Hint Okyanusu'nda deniz güvenliğini tesis etme stratejisinin en kritik halkasıdır. 2011 yılındaki insani yardım seferberliğiyle başlayan süreç, günümüzde kapsamlı bir askeri, ekonomik ve teknolojik ortaklığa dönüşmüştü. Küresel üretimin ihtiyaç duyduğu enerji, ham madde ve lojistik hatlarının aynı anda baskı altına girmesi sonucu Türkiye'nin öncülük ettiği KÜRESEL KORİDORLAR VİZYONU daha görünür daha önemli pozisyona dönüştü. Irak'la yapılan stratejik KALKINMA YOLU anlaşması sonrasında Başkan Erdoğan, "Basra Körfezi'nin dünyayla bağlantısının Irak'tan sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi'nin mevcut gelişmeler karşısında daha önemli hale geldiğini görüyoruz" dedi. Basra Körfezi'ndeki Fav Limanı'nı OVACIK-Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak proje, yaklaşık bin 200 kilometrelik demiryolu ve otoyol ağıyla hayata geçirme sürecinde Türkiye, küresel ticarette "merkez ülke" konumunu güçlendiriyor. Güvenli lojistik maliyetleri daha düşük olacak. Tedarik süreleri daha kısalacak. Yol bağlamında Mardin, Şanlıurfa ve Gaziantep ciddi bir lojistik üssü olacak. Güzergâhlar üzerinde ciddi anlamda bir kalkınma durumu söz konusu. Dünyada önemli bir lojistik üs olan Türkiye üzerinden dünyaya ciddi anlamda enerji ve mal sevkiyatı sürecek.
BÖLGESEL İTTİFAK
Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan ve Mısır'ın Kızıldeniz güvenliğindeki birlikteliğini daha geniş açıdan okursak, çok etkili olacak jeopolitik bir gelişmenin de işaretini veriyor. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan: Yeni bir blok doğuyor. Ülkeleri aynı çerçevede buluşturan güvenlik temasları, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı, Körfez'de istikrarsızlığı derinleştiren savaşın ardından özellikle hız kazandı. Benzer şekilde demiryolu projeleri de gündeme geliyor. Türkiye-Suriye-Ürdün hattının güneye, Suudi Arabistan'a bağlanmasıyla Hicaz Demiryolu canlandırılacak. Ürdün'ün Körfez bağlantılarıyla bölgesel bir merkez haline gelirken, Türkiye Akabe Körfezi'ne inme niteliği kazanacak. Türkiye ile Mısır'ın altyapı modernizasyonunda işbirliği ilerliyor. Enerji tarafında ise Kerkük-Ceyhan ve Mısır'daki SUMED boru hatlarının yeniden devreye alınması krizlere karşı çözüm arayışıdır. Katar-Türkiye doğalgaz hattı, Basra-Ceyhan hattının genişletilmesi ve Suudi Arabistan'ın Gwadar rafinerisi yatırımı gibi projeler üzerinde ortak çalışmalar sürüyor. Aynı zamanda Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine daha bağlı enerji ve lojistik merkezler olarak yeniden konumlandıran daha geniş bir stratejik dönüşüme işaret ediyor. İpekyolu-Orta Koridor (Pekin'den Londra'ya) Doğu ile Batı arasında güvenli ve kesintisiz ulaşım hakkını teşkil eden Orta Koridor, stratejik bir güzergah olarak öne çıkıyor. Zengezur Koridoru: Türkiye ile Asya'daki Türk devletleri arasında direkt bağlantı sağlayacak olan bu koridor 21. yüzyıla damga vuracak. Zengezur bağla yeni gelişmeler tetiklenecek. Başkan Erdoğan, Zengezur Koridoru ile Kalkınma Yolu bağlantısını sağlayacak projeyi de başlattı. Can kardeşimiz Azerbaycan, Türkiye üzerinden Basra Körfezi'ne inecek.
SONUÇ
Küresel sistem jeopolitik çatışmaların ürettiği jeoekonomik kördüğümü tartışırken, Başkan Erdoğan-Türkiye 'oyun kurucu' ve 'denge kurucu' tecrübesiyle, ticaret, enerji ve kalkınma koridorlarını aynı stratejik vizyon altında buluşturarak yalnızca kendi bölgesinin değil, Avrupa'dan Körfez'e uzanan geniş coğrafyanın istikrarına katkı sunuyor ve yeni bir çözüm mimarisi inşa ediyor.
