New York ve Washington'da jeopolitik Satranç Tahtası kuruldu. 22 EYLÜL 2026.
Küresel diplomasinin kalbi New York'taki BM Genel Kurulu Zirvesi'nde atacak. ABD Başkanı Trump, dünya siyasetinin iki küresel aktörü, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile kritik bir görüşme trafiğine giriyor. Newyork ve Washington küresel satranç masasındaki başlıklar sadece ikili ilişkileri değil, küresel enerji koridorlarını, Ortadoğu-Basra Körfezi, Kızıldeniz ve kutuplardaki güç savaşlarını da kökten sarsacak nitelikte. Bu kritik hamlelerin perde arkasında konuşulacaklar ve jeopolitik senaryolar şöyle:
'DÖNÜM NOKTASI'
22 Eylül Salı günü New York'ta gerçekleşecek Erdoğan- Trump görüşmesi, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yeni bir dönüm noktası. Görüşmenin en sıcak başlığı, Orta Doğu'daki bölgesel savaş riskleri (ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı, Babulmendep -Husiler krizi, Katil Netayahu'nun Gazze soykırımı, Lübnan/ Suriye'ye saldılar ve F-35 programı başta olmak üzere savunma sanayii iş birlikleri olacak. Başkan Erdoğan-Türkiye'nin bölgedeki dengeleyici rolü, Trump'ın Orta Doğu politikalarında belirleyici olacağı değerlendiriliyor. Özellikle Trump'ın bölgedeki askeri angajmanları azaltma veya dönüştürme isteği, Ankara ile Washington arasında Suriye ve bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir uzlaşı kapısı aralayabileceği belirtiliyor. Erdoğan'ın Trump'la görüşmesinde, Netanyahu'nun Gazze soykırımını, Lübnan ve Suriye'ye saldırılarının tehlikeli gelişmelere yol açacağını dile getireceği ve İran krizi ile ilgili değerlendirmelerini detaylı şekilde gündeme taşıyacağı öğrenildi. Dışişleri Bakanı Fidan, Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) zirvesinde, yapacağı konuşma ilgili konuştu: "Cumhurbaşkanımızın verdiği mesajlar çok yakından takip ediliyor. Her zaman üç dört konuşmacıdan biri oluyor. Türkiye'nin bulunduğu yerden dünya sorunlarına getirdiği çözüm önerileri neler buna yönelik vizyonel bir konuşması olacak. İnsanlık değerleri temelinde çözümüne ilişkin bir vurgu. Yapay zeka konusunda da insanlığın ilk defa gelecek riskleri önceden bu kadar görüp ortak adım atması gerekeceği bir durumdayız."
'SARSACAK NİTELİKTE'
24 Eylül Perşembe günü, Çin lideri Şi Cinping, Washington'da Trump ile ikili bir zirve yapacak. Trump'ın tam Çin lideri Şi Çinping'le satranç masasına oturacağı sırada patlattığı Grönland bombası, Pekin'in ARKTİK DENİZİ -Kuzey Kutbu diplomatik planlarını sarsacak nitelikler taşıyor. Trump'ın Grönland'ta ABD'ye "sonsuz ve kalıcı" bir güvenlik kontrolü sağlayan anlaşma hamlesi, Kuzey Kutbu'ndaki maden hatlarına ve küresel deniz ticaret yollarına göre 21. yüz yıl planlarını hazırlamış Çin'in özellikle de üs kurma hayallerini hukuken bloke ediyor. Şi Cinping'in ABD'nin bu jeopolitik hamlesi gölgesinde Washıngton'a gelmesi, Trump'ın ticaret savaşı ve tarifeler konusundaki pazarlık masasında elini muazzam ölçüde güçlendirmiş görünüyor. Trump-Şi Çinping görüşmesinde kasımda süresi dolacak olan ABD-Çin ticaret ateşkesi, yapay zeka rekabeti, kritik minerallerin tedarik zinciri ve Tayvan boğazındaki gerilimin öngörülüyor. ABD Başkanı Trump,ın BM Genel Kurulu marjında Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) liderleriyle kritik bir görüşme yapacak. Toplantıya Suudi Arabistan, BAE, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman liderleri ve dışişleri bakanları katılacak. Görüşmenin ana gündemini Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı'ndaki enerji güvenliği ile Husi tehdidi ve yedinci ayına giren ABD-İran savaşının olası gelişmeleri olduğu belirtildi. İran ile yaşanan savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndan emtia ve enerji geçişleri neredeyse durma noktasına geldi. (Günlük geçiş yapan gemi sayısı 3'e kadar geriledi). Bu durum, dünya petrolünün beşte biri bu boğazdan taşındığından küresel arzı kesildi. Akaryakıt pahalılaştı. Küresel büyüme yavaşladı. ABD askeri üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerinde devasa ekonomik kayıplara yol açtı. Yemen'de İran destekli Husiler, Kızıldeniz kıyısındaki stratejik bölgeleri (Mocha Limanı ve Perim Adası dahil) ele geçirerek Babülmendep Boğazı üzerindeki denetimlerini artırdı. Husiler, Suudi Arabistan gemilerine yönelik abluka uyguluyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Umman'ın arabuluculuğunda, ABD'li yetkililer ile Husi temsilcileri arasında Maskat'taki ABD Büyükelçiliği'nde gizli görüşmeler yapılmıştı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS), Husi tehdidine karşı Trump'tan askeri müdahale talep etse de Trump şu ana kadar doğrudan bir askeri operasyona yeşil ışık yakmadı. Trump yönetimi, bölgedeki savaşı büyütmek yerine Husi liderleriyle Umman üzerinden doğrudan temas kurarak bir nevi "arka kapı diplomasisi" yürütüyor. Trump'ın , Amerikan askerlerini yeni bir Orta Doğu batağına sokmak istemediği, Ancak Husi koridorunu tamamen İran'a bırakmaya da niyetinin olmadığı değerlendiriliyor. Trump'ın önündeki senaryolar: 1) Husileri askeri olarak vurmaktan ziyade, onları finansal sistemden tamamen izole edecek "ekonomik ve lojistik bir abluka" uygulamak, 2) New York'taki zirvede Trump'ın , Körfez liderlerine ABD'nin hazırladığı "Savaş Sonrası Orta Doğu Stratejisi" taslağını sunması, ABD, savaştan sonra İran'ı çevrelemek ve Hürmüz-Babülmendep hattını güvenceye almak adına Körfez ülkelerini kapsayan yeni bir bölgesel güvenlik ittifakı önermek, zirvede bu ittifakın finansmanı ve askeri mimarisinin tartışılması sağlamak, 3) Trump, Husilerle Mayıs 2025'teki ateşkese benzer geçici bir uzlaşı formülü arayacak. Körfez liderlerine, İran ile yapılacak genel bir anlaşmanın Husileri de dizginleyeceğini taahhüt edebilir. 4) New York'taki diplomatik nabız yoklamaları ve İran Cumhurbaşkanı Pezeskiyan ile dolaylı temaslar başarısız olursa, Trump Kasım ayındaki ABD ara seçimleri öncesinde gücünü göstermek adına Hürmüz ve Kızıldeniz'i açacak sınırlı ama çok şiddetli bir hava harekatı seçeneğini masada tutmaya devam edebilir. New York'taki görüşmelerde katılımcı liderlerle yapılacak görüşmelerin Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının yeniden ticarete açılmasını sağlayacak küresel bir " Pazarlık" (ABD-İran-Körfez dengesi) arayışının somut adımları olacağı vurgulanıyor.
SONUÇ
MEKKE İTTİFAKI DEVREYE GİRER Mİ? HUSİLERİN Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girer mi sorusuna Dışişleri Bakanı Fidan çok önemli bir cevap verdi: "Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. BİZ SÖZÜMÜZÜN ERİYİZ. BU KONUDA BİR DAYANIŞMA İÇERSİNDEYİZ. MEKKE İTTİFAKI OLARAK YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ. ASKERİ İHTİ- YAÇLARI ÖZELLİKLE BELLİ TEKNİK KONULARDA OLABİLİR. BUNU DA KARŞILAMA YÖNÜNDE SIKINTIMIZ OLMAZ." NOKTA
