• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Birleşmiş Milletler bitkisel hayatta

BÜLENT ERANDAÇ

Birleşmiş Milletler bitkisel hayatta

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 23 Eylül 2026

Küresel diplomasinin kalbi New York'taki BM Genel Kurulu Zirvesi'nde atıyor. BM zirvesi marjında yapılacak genel ve özel temasların, konuşmaların başlıkları sadece ikili ilişkileri değil, küresel enerji ve ticaret koridorlarını, Rusya-Ukrayna, Orta Doğu-Basra Körfezi, Kızıldeniz ve kutuplardaki güç savaşlarının kaderini belirleyecek nitelikler taşıyor. ABD Başkanı Trump, dünya siyasetinin iki küresel aktörü, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile kritik görüşmeler yapacak. New York'ta gerçekleşecek Erdoğan- Trump görüşmesi, ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde yeni bir dönüm noktası. Görüşmenin en sıcak başlığı, Orta Doğu'daki bölgesel savaş riskleri (ABD-İran savaşı, Hürmüz Boğazı, Babülmendep-Husiler krizi, Katil Netanyahu'nun Gazze soykırımı, Lübnan ve Suriye'ye saldırıları) ve F-35 programı başta olmak üzere savunma sanayii iş birlikleri olacak. Erdoğan'ın Trump'la görüşmesinde, Katil Netanyahu'nun Gazze soykırımının, Lübnan ve Suriye'ye saldırılarının tehlikeli gelişmelere yol açacağını dile getireceği ve İran krizi ile ilgili değerlendirmelerini detaylı şekilde gündeme taşıyacağı öğrenildi.

DEĞER KAYBETTİ
Birleşmiş Milletler "Güveni yeniden tesis etmek, dönüşümü yönetmek: Herkes için sonuç veren bir BM" temasıyla toplandı. Bu başlığa bakınca neler akla geliyor? Belli ki Birleşmiş Milletler Teşkilatı bitkisel hayatta olduğunu anlayarak kaybettiği değerlerini arıyor... Yeniden nasıl canlanabilirim arayışına giriyor. Birleşmiş Milletler (BM), İkinci Dünya Savaşı'nın küllerinden doğan ancak 21. yüzyılın jeopolitik gerçekleri karşısında işlevsizleşen, tabiri caizse "bitkisel hayatta" bir yapı görünümünde. Erdoğan'ın yıllardır meydan okuyan bir çığlık gibi yükselttiği "Dünya beşten büyüktür" itirazı, sadece bir retorik değil, yaklaşan sistemik çöküşün önceden verilmiş bir ilanıydı. Batı bu çığlığı dinlemedi; ancak bugün gelinen noktada dinlememenin faturasını tüm insanlık ödüyor. Yeni dünya düzeninde BM'nin geleceği nedir ve bu ölü yapıyı canlandırmak için neler yapılabilir? Başkan Erdoğan, BM zirvesinde konuşma yapmadan önce Bloomberg'e "RAHATSIZIM" başlıklı dikkat çeken bir makale yazdı, YENİ GÜVENLİK MODELİ çağrısında bulundu. Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in mevcut karar alma mekanizmasının değiştirilmesi gerektiğini TEKRAR belirterek BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkının kaldırılması çağrısında bulundu. Erdoğan, "BM, Güvenlik Konseyi'nin veto hakkını kaldırmalıdır" başlıklı makalesinde reformun yalnızca Konsey'e yeni daimi üyeler eklenmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. Erdoğan'ın önerdiği modelde daimi üyeliklerin de kaldırılması ve Güvenlik Konseyi üyelerinin BM Genel Kurulu tarafından belirli sürelerle seçilmesi öngörülüyor. Erdoğan'ın makalesindeki en dikkat çekici önerilerden biri, daimi üyelerin bulunmadığı yeni bir Güvenlik Konseyi modeli oldu. Öneriye göre Konsey üyeleri BM Genel Kurulu tarafından belirli sürelerle ve dönüşümlü olarak seçilecek. Yeniden görev almak isteyen ülkelerin ise Genel Kurul üyelerinin çoğunluğunun desteğini tekrar kazanması gerekecek. Erdoğan, böyle bir sistemin Güvenlik Konseyi'nin hem temsil kapasitesini hem de Genel Kurul karşısındaki hesap verebilirliğini artıracağını belirtti. BM'nin mevcut hantal yapısının reforme edilmemesi, örgütün tamamen devre dışı kaldığı, çok kutuplu ve parçalanmış yeni bir dünya düzenini beraberinde getiriyor. BM küresel sorunlara çözüm üretemedikçe, ülkeler kendi güvenlik ve ekonomik bloklarını kuruyor. BRICS+, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve bölgesel ittifaklar, Batı merkezli BM düzenine karşı fiili birer alternatif haline geliyor. Uluslararası hukukun yerini, büyük güçlerin askeri ve ekonomik yaptırım güçleri alıyor. BM'nin yaptırım uygulayamadığı bir dünyada, küresel güvenlik tamamen istikrarsızlaşıyor. BM için önümüzde iki temel senaryo bulunıyor. Ya Milletler Cemiyeti gibi tarihin tozlu sayfalarına gömülerek yok olacak ya da Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın YENİ GÜVENLİK MODELİNE geçerek köklü bir yapısal devrimle yeniden doğacak. Örgütün yeniden canlanabilmesi ve küresel meşruiyetini kazanması için şu yapılan değerlendirmelere göz gezdirelim: Başkan Erdoğan'ın vurguladığı gibi, BM'nin felç olmasının ana sebebi veto yetkisidir. İlk etapta soykırım, insanlığa karşı suçlar ve açık savaş durumlarında veto yetkisinin kullanılması tamamen yasaklanmalıdır. Uzun vadede ise kararlar, daimi üyelerin iki dudağı arasından alınmamalı ve BM Genel Kurulu'nun iradesine bırakılmalıdır. Bugün BMGK'da 2 milyarlık İslam dünyasının, koca Afrika kıtasının, Latin Amerika'nın, 1,5 milyarlık Hindistan'ın daimi bir temsilcisi yok. Güvenlik Konseyi; nüfus, coğrafi dağılım ve küresel ağırlık ilkelerine göre yeniden yapılandırılmalı, daimi üyelik statüsü kaldırılarak tüm üyelerin dönüşümlü olarak söz sahibi olduğu demokratik bir yapıya geçilmelidir. Tüm dünya ülkelerinin eşit temsil edildiği BM Genel Kurulu, şu an sadece tavsiye kararı alan etkisiz bir meclis niteliğinde. Canlanma için Genel Kurul kararları, Güvenlik Konseyi'nin üzerinde tutulmalı ve bağlayıcı hale getirilmelidir. Dünyanın kaderini 5 ülke değil, insanlığın ortak iradesi belirlemelidir. BM barış güçleri, çatışmaları durdurmakta yetersiz kalan "mavi kasklı gözlemciler" olmaktan çıkarılmalıdır. Saldırgan devlet kim olursa olsun, BM Genel Kurulu kararıyla askeri ve ekonomik olarak caydırılabilecek operasyonel bir güce kavuşturulmalıdır.

SONUÇ
BUGÜN Gazze'de uluslararası hukukun tamamen yok oluşu, Katil Netanyahu'nun kalleşçe soykırıma devam etmesi, Ukrayna'da nükleer tehditler karşısında statükocular belki bir süre daha kendi çıkarlarını koruyabilir; ancak bu sürdürülebilir değil. Evet, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya beşten büyüktür' sözünün anlam ve önemi bir kez daha dünya gündeminde. BM'nin yeniden canlanması, Batı'nın kendi hegemonyasından feragat ederek "adalet merkezli çok kutupluluğu" kabul etmesinden geçmektedir. Eğer bu dönüşüm barışçıl müzakerelerle yapılmazsa, tarih bize göstermektedir ki yeni dünya düzeni daha büyük ve yıkıcı bir küresel çatışmanın ardından, eski sistemin külleri üzerinde zorunlu olarak çıkması söz konusu olabilir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.