Eski MİT Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı Rahmetli Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin eylül 2026'da yeniden açılan ve derinleşen soruşturmada kritik gelişmeler yaşanıyor. Eski MİT mensubu Enver Altaylı, Silivri Cezaevi'nde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden MİT Orta Asya Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı. 2026 yılının Eylül ayı itibarıyla yaşanan bu gelişmede, Altaylı'nın sağlık gerekçeleri nedeniyle İstanbul'a sevki geçici olarak durduruldu. İfadesinin gelecek hafta Silivri Cezaevinde alınması bekleniyor. Enver Altaylı'nın geçmişte Ruzi Nazar ve Duane Clarridge gibi ünlü CIA ajanlarıyla olan çok yakın ilişkileri ve onlara yazdığı Türkiye raporları mahkeme tutanaklarına geçmişti. Kozinoğlu'nun şüpheli ölümü soruşturması derinleşirken Enver Altaylı'nın aparat Fetullah Gülen'e Yazdığı Mektup geniş şekilde konuşulmaya başladı. Altaylı'nın CIA İstihbarat servisinin aparatı Fetullah Gülen'e yönelik yazdığı "Muhterem Efendim" odaklı mektupta çarpıcı detaylar bulunuyor. Altaylı mektubunda, Kaşif Kozinoğlu'nun MİT Müsteşarlığına yükselme ihtimalini FETÖ cemaat için büyük bir risk olarak tanımlamış. "MİT Müsteşarı olmaya çalışıyor. Böyle bir şey olursa Allah Fetullah Hoca Efendi'yi!, (FETÖ) cemaatin önde gelenlerini korusun!. Bu bir felaket olur" ifadelerini kullanmış. Mektupta dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un Fetullah Gülen hareketine son derece olumsuz baktığı, göreve gelir gelmez 7 generali yakın takibe aldırdığı yönünde örgüte istihbarat ve uyarı aktarmış' Enver Altaylı, daha önce "siyasi ve askeri casusluk" ile "FETÖ üyeliği" suçlarından toplam 23 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmış, CIA istihbarat ağlarına sahip kritik bir figürün ifadesinin ardından önemli gelişmelerin önü açılabileceği konuşuluyor. Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünün (öldürüldüğü) arkasındaki yönlendirmeler, kumpas süreçleri hakkında çıkacak yeni bilgiler" şüpheli ölüm" dosyasını tamamen bir cinayet ya da tasfiye soruşturmasına dönüştürebileceğine işaret ediliyor.
GÜRLEK'İN AÇIKLAMALARI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamalarda "aradan geçen süre ne olursa olsun hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlı olduklarını" vurgulamıştı. Kamu vicdanında cevapsız kalan dosyaların üzerine gidileceğini belirten Bakan Gürlek, cinayet dahil tüm ihtimallerin değerlendirildiğini ve mezarın açılmasıyla (feth-i kabir) DNA ile zehirlenme bulgularının inceleneceğini duyurmuştur. Sürecin Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı katkısıyla sıfırdan ve titizlikle ele alındığını ifade etmişti. Rahmetli Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünün derinleşen "Nereye Kadar Uzanabilir? bu soruşturmanın ucu, dönemin yargı ve cezaevi bürokrasisindeki FETÖ kumpas yapılarına ve cezaevlerindeki tıbbi ihmal/sabotaj ağlarına kadar uzanabilir. Nitekim, 2011 yılında takipsizlik kararı veren ancak daha sonra FETÖ'den ihraç edilen yargı mensupları ve dönemin cezaevi idari-sağlık kadrosu tutuklanıyor. Yeni gelişmeler o dönemin kumpasları organize eden sivil/ askeri gizli yapılanmalara kadar genişleyebileceğini gösteriyor. Yargının görevlendirdiği "bilirkişi" eliyle Kurtlar Vadisi - PUSU yayın kasetleri incelenmeye başlandı. Bilirkişi heyeti, dizinin yayınlandığı tarihler ile gerçek hayatta Kozinoğlu'nun tutuklanması/ ölümü arasındaki kronolojik bağı inceleyecek.
KASETLER İNCELENİYOR
Kurtlar Vadisi yapımlarında, o dönem operasyon yapılacak devlet görevlilerini kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmak veya hedef göstermek amacıyla kumpas odakları tarafından bir "psikolojik harekat unsuru" olarak kullanılıp kullanılmadığı raporlanacak. Dizideki diyaloglarda, sadece devletin derin kozmik odalarında bulunabilecek nitelikte gizli bilgilerin ifşa edilip edilmediği araştırılacak. Eğer senaryoda, sıradan bir senaristin erişemeyeceği operasyonel detaylar yer alıyorsa, bilgi sızdıran köstebek ağı" tespitine yönelinecek. Bilirkişi; popüler kültürün, yargısal kumpasları meşrulaştırmak için bir alt yapı aracı olarak organize edildiği yönünde bir mütalaa hazırlayabilir. Bu durum derinleşmeye devam edeceğinden, "örgüt propagandası veya yardımı" kapsamında yeni ifadelerin alınmasının önünü açabilir. EVET. Rahmetli MİT Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümünün 15 yıl sonra soruşturmasının derinleşmesi o dönem yarım kalan ya da örtbas edilen soruşturmaları ortaya çıkarıyor olayın ardındaki sis perdesinin aralanması sacayaklarını çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Rahmetli Kozinoğlu, MİT'in Orta Asya ve Kafkasya operasyonlarında en kritik roller üstlenmiş, bölgeyi ve oradaki güç dengelerini en iyi bilen istihbaratçılarımızdan birisiydi. Kozinoğlu'nun hedef alınması ve ardından gelen şüpheli ölümü, FETÖ'nün küresel ve bölgesel arka planına dair gerçekleri doğrulayacak gelişmelere konu oluyor. Kozinoğlu, FETÖ'nün Orta Asya'daki eğitim kurumları adı altında nasıl bir istihbari casusluk ağı kurduğunu, bu okulların hangi yabancı servislere paravanlık ettiğini ve bölgedeki milyarlarca dolarlık kara para trafiğini raporlaştıran istihbarat uzmanıydı. Soruşturmanın derinleşmesi, FETÖ örgütünün insani ve dini söylemler arkasına gizlediği geniş kadrolu bir uluslararası casusluk şebekesi olduğunu tescilleştirmeye doğru gelişiyor. Kozinoğlu öldürüldüğünde , FETÖ örgütünün Orta Asya'daki yapılanmasına dair en somut belgeler ve stratejik planlar da onunla birlikte mezara gömülmek istendiği değerlendiriliyor. Kozinoğlu'nun şüpheli ölümünün bir cinayete doğru gelişmesinin Soğuk Savaş döneminden kalan ve kabuk değiştiren Gladyo yapılanmasını gözler önüne sereceğini işaret ediyor. Şüpheli ölüm soruşturması derinleştikçe, yabancı servislerin maskesinin düşeceği ifade ediliyor. Batılı istihbarat servislerinin, özellikle de CIA ve bölgesel ortaklarının, Türkiye ve Orta Asya gibi stratejik bölgelerde kendi personellerini riske atmak yerine, FETÖ gibi "yerli görünümlü" dini veya ideolojik grupları nasıl birer operasyonel aparat olarak kullandığını netleştirmesinden bahsediliyor. Kozınoğlu'nun ortadan kaldırılması, yabancı servislerin Türkiye'nin bağımsız dış politika ve istihbarat hamlelerini sabote etmek için ne kadar acımasız yöntemlere başvurabileceğini gösteriyor.
SONUÇ
BAKAN Gülek'in başlattığı soruşturmanın satır araları, bugün bile Türkiye'ye yönelik hibrit savaş tehditlerinin, siber ve istihbari operasyonların şifrelerini barındırıyor. 'Sonucu nereye uzanırsa uzasın' Rahmetli Kozinoğlu dosyası tüm uluslararası ve yerli bağlantılarıyla ortaya çıktıkça, FETÖ'nün sadece bir inanç istismarı hareketi değil küresel bir istihbarat aparatı (CIA aparatı) olduğu, Gladyo'nun her dönem yeni bir maskeyle devlet bünyesine sızmaya çalıştığı ve yabancı servislerin "müttefiklik" maskesi arkasında nasıl yıkıcı ajandalar yürüttüğü gerçeğini dünya kamuoyunun önüne sermeye devam edeceği değerlendiriliyor.
