Emperyalistler, soykırımcılar, tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Zirvesi'nde yaptığı hitap, adaletin/ mazlumların sesi olarak uluslararası sistemin krizlerini, küresel reform talebini, Türkiye'nin jeopolitik vazgeçilmezliğini bir arada sunan çok katmanlı bir MANİFESTO oldu. Başkan Erdoğan'ın BM kürsüsünde gerçekleşen tarihi hitabı üzerine dünya basınınca nasıl göründüğünü verdikten sonra, can alıcı bölümlerini analiz edeceğim.
DÜNYADA SES GETİRDİ
ABD - Bloomberg: Erdoğan'ın zirve öncesinde kaleme aldığı makaleye ve konuşmasındaki veto vurgusuna yer verdi. Küresel krizlerin çözümünün "birkaç başkentin iradesine bırakılamayacağı" ve sistemin daha demokratik hale getirilmesi gerektiği mesajı işlendi. Al Jazeera English (ve ABD edisyonları): Erdoğan'ın İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki eylemlerini sert bir dille eleştirmesini, Gazze'yi "çağımızın en insanlık dışı temerküz kampı" olarak nitelendirmesini manşete taşıdı. Konuşma sırasında İsrail heyetinin salonu terk etmesi ve Filistinli temsilcilerin coşkulu alkışları ön plana çıkarıldı. Genel ABD Medyası: Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemiyle birlikte Türkiye-ABD ilişkilerinin her alanda gelişeceğine ve iki lider arasındaki yakın dostluğun buna katkı sağlayacağına dair iyimser mesajlarına dikkat çekti. Neredeyse tüm Avrupa ve küresel haber merkezleri, Erdoğan'ın klasikleşen "Dünya 5'ten büyüktür" manifestosunu ve 190'dan fazla ülkenin geleceğinin sadece 5 daimi üyenin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) keyfine bırakılamayacağı yönündeki kurumsal eleştirisini ortak bir odak noktası olarak okuyucularına sundu. Euronews: Erdoğan'ın "Türkiye'nin içinde yer almadığı bir Avrupa güvenlik mimarisinin daha güçlü veya güvenli olması mümkün değildir" sözlerini manşetine taşıdı. Özellikle transatlantik ilişkilerin yön değiştirdiği bir dönemde, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye'nin Avrupa güvenliğindeki vazgeçilmez rolü vurgulandı. Ayrıca Erdoğan'ın BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto gücünün tamamen kaldırılması talebi analiz edildi. The Guardian (İngiltere): Erdoğan'ın insani ve vicdani vurgularını öne çıkararak, "Vicdan sahibi hiç kimse Gazze'deki bu tabloya gözlerini kapatamaz" ifadesine geniş yer ayırdı. Yunanistan Basını (Ta Nea, Skai, To Vima): Erdoğan'ın uluslararası topluma yaptığı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) tanıma davetini yakından takip etti. Al Jazeera (Katar): "Erdoğan, İsrail'in Soykırımcı Zihniyetini BM'de Hedef Aldı." The Guardian (İngiltere): "Vicdan Sahibi Hiç Kimse Gazze'deki Tabloya Gözlerini Kapatamaz"- Erdoğan'ın uluslararası topluma yaptığı insani ve vicdani çağrı öne çıkarıldı. İspanya Medyası: "Erdoğan'dan Sert Tepki: Gazze Dünyanın En Büyük Çocuk Kabristanı"Arab News (Suudi Arabistan): "190'dan Fazla Ülkenin İradesi 5 Ülkenin Keyfine Bağlı" — Erdoğan'ın gelenekselleşen "Dünya 5'ten büyüktür" vizyonuna yer verildi. Erdoğan'ın "Kalbimle kelamım arasına perde/ sınır kurmam" ifadesi: Bu ifade, diplomatik dilin yapaylığından sıyrılarak küresel vicdanın ve "Mazlum Coğrafyaların" sözcülüğüne soyunma stratejisidir. Batı merkezli kurumların Gazze ve Lübnan gibi krizlerde bürokratik bahanelerin arkasına sığınmasını eleştiriyor. Şu mesajı veriyor: Türkiye, statükocu güçlerin aksine, çıkarlarını insan hakları ve ahlaki üstünlük zemininde tanımladığını ilan etmekte, küresel kamuoyunda yumuşak güç unsuru olarak "vicdan ittifakı" kurmayı hedefliyor. Erdoğan kürsüye çıktığında, sadece Türkiye'nin dış politika tezlerini sıralamadı; uluslararası sistemin can çekişen kalbine neşter vurdu. Konuşmasının en sarsıcı anı, "Bugün kalbimle kelamım arasına perde koymadan, bazı gerçekleri açık açık ifade edeceğim" dediği andı. Erdoğan'ın bu sözü, diplomasinin ikiyüzlülüğüne çekilmiş bir isyan bayrağı niteliği taşıyor. Erdoğan, katil Netanyahu-İsrail'in soykırımını görmezden gelen Batı yerleşik hiyerarşisini reddetti. Kalp ile kelam arasındaki sınırın olmadığını vurgulayan Erdoğan, BM kürsüsünün küresel statükonun değil, Gazze sokaklarında bombalanan çocukların sesine tahsis edilmesini gündeme taşıdı.Erdoğan, daha önce "Gazze Kasabı" olarak ilan ettiği katil-soykırımcı Netanyahu zihniyetini net olarak suçlayarak küresel vicdana hitap etti. Katil Netanyahu'yu uluslararası toplumun gözünde tamamen marjinalleştirirken, ona sessiz kalan BM Güvenlik Konseyi'ni de "suç ortağı" olarak tescilledi. Nitekim bu sert gerçeklik karşısında İsrail heyetinin salonu terk etmesi, argümansızlığın ve suçluluk psikolojisinin somut bir yansımasından başka bir şey değildi. Erdoğan'ın bu kararlı duruşu, her türlü ambargoya, diplomatik baskıya ve izolasyon çabasına karşı meydan okuyan "teslim olmayan bir iradeyi" temsil ediyor.
KARARLI İFADELER
Başkan Erdoğan'ın Avrupa'ya yönelik olan "Türkiye'nin güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa'nın daha güçlü ve güvenli olması mümkün değildir" resti, Ukrayna Savaşı ve Karadeniz'deki istikrarsızlıkla sarsılan Avrupa'ya yöneltilmiş bir realpolitik hatırlatmada bulunmaktadır. Realpolitik şunu gösteriyor: NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip, göç yollarını kontrol eden ve enerji koridorlarının merkezinde yer alan Türkiye, Avrupa için bir "seçenek" değil, yapısal bir zorunluluk. Evet, Brüksel'e "Güvenliğiniz bizimle başlar" mesajı veriliyor. Başkan Erdoğan'ın "Bu can bende oldukça BM'de konuşacağım" sözlerinin derinliği var. Erdoğan bu kararlı ifadeleriyle şu kesimlere net mesajlar veriyor: BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyelerine mesaj: Erdoğan'ın meşhur "Dünya 5'ten büyüktür" doktrini doğrultusunda, küresel sistemin adaletsizliğine karşı çıkıyor. BM kürsüsünden mazlum halkların (özellikle Filistin ve Gazze halkının) sesi olmaya devam edeceğini belirterek, veto yetkisine sahip küresel güçlere sistemin değişmesi gerektiği mesajını veriyor. Başkan Erdoğan'ın BM'ye hitabını tamamlarken, Sezai Karakoç'un 'Biz sussak tarih susmayacak' şiiri ile seslenmesi karşısında salonda alkışlar yükseldi. Şiirin derin anlamı olan dizeleri şöyle: "Onlar sanıyorlar ki, biz sustained mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar"
