• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
2. Sevr tezgahları Doğu Akdeniz’de parçalandı

BÜLENT ERANDAÇ

2. Sevr tezgahları Doğu Akdeniz’de parçalandı

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 23 Ekim 2026

Türkiye ve Libya, Doğu Akdeniz'de Mavi Vatan kalkanını tescilledi. Küresel güçlerin ve aparatları bazı ülkelerin gözünü diktiği Doğu Akdeniz'de 2. Sevr tezgahları parçalandı. Türkiye- Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması Bingazi Libya Meclisi tarafından onaylandı. Gelecek yüzyılın kaderini denizlerde çizecek bu tarihi hamleler, Doğu Akdeniz'deki jeopolitik dengeleri kökten değiştirerek Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi amaçlayan Sevr niteliğindeki planları paçavraya çevirdi. Bu stratejik dönüm noktası, Türkiye'nin Akdeniz'deki egemenlik hakları ve Mavi Vatan stratejisini uluslararası hukuki bir zırha büründürdü.

KORSAN HARİTA
Yıllardır süren kirli-sinsi plan belliydi: Katil-Siyonist Netanyahu- İsrail, Güney Kıbrıs Rumları ve Yunanistan, arkalarına aldıkları Avrupa Birliği desteğiyle uydurma coğrafi tezler öne sürüyordu. Şer yapı, Türkiye'ye Doğu Akdeniz'de adeta olta atacak yer bırakmamayı hedefliyordu. Korsan harita oyunu, Türkiye ile Libya arasında çekilen o stratejik çizgiyle darmadağın oldu. Ankara ve Trablus, Akdeniz'i ortadan ikiye bölen bir hatla komşu olduklarını dünyaya ilan etti. Bu imza, Türkiye'nin Akdeniz'deki batı sınırını çizerek hak iddia edilen o korsan haritaları tarihin çöp sepetine gönderdi. Türkiye, bölgedeki sondaj ve sismik araştırma gemileriyle kendi ilan ettiği münhasır ekonomik bölgede (MEB) tam egemenlik kazandı. Enerji savaşlarında Türkiye'yi denklem dışı bırakmak isteyenlerin tüm kozları ellerinden alındı. Bu anlaşma sadece Türkiye'nin değil, Libya'nın da çıkarlarını koruyor. AB'nin ve aparatlarının daha önce Libya'nın güneyindeki deniz alanlarını gasbetme girişimleri bu kalkan sayesinde engellendi. Avrupa Birliği (AB/Von der Leyen), Katil-soykırımcı-siyonist Netanyahu-İsrail ve Atina'nın yaşadığı büyük panik ve feryadın arkasında, yüzyıllık sömürgeci planlarının ve Doğu Akdeniz'in kanını emme projelerinin TÜRKİYE-LİBYA KARDEŞLİĞİ ile çökmüş olması yatıyor. Şer ittifakının uykularını kaçıran, onları diplomatik ve ekonomik olarak adeta ağlatan nedenleri analiz edelim: "EastMed" Boru Hattı Hayali Akdeniz'in Derinliklerine Gömüldü: İsrail gazını, Güney Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya (AB) ulaştırmayı hedefleyen milyarlarca dolarlık EastMed boru hattı projesi, Türkiye-Libya sınır çizgisiyle hukuken imkansız hale geldi. Bu hattın geçeceği deniz yatağı artık resmen ve hukuken Türkiye'nin kıta sahanlığıdır. Türkiye'den izin almadan tek bir boru bile döşeyemeyeceklerini anladıkları için çok büyük panik yaşıyorlar. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Brüksel bürokrasisi, Rus gazına alternatif olarak Doğu Akdeniz'i görüyordu. Ancak Türkiye'nin bu hamlesiyle Avrupa'nın yeni enerji vanasının kontrolü de dolaylı olarak Türkiye'nin eline geçmiş oldu. Türkiye'yi bypass ederek Akdeniz kaynaklarına çökmek isteyen AB, masaya Türkiye ile oturmak zorunda kalacağını anladığı için feryat ediyor. Atina, Doğu Akdeniz'deki sahte üstünlük iddiasını kaybedince diplomasi koridorlarında panik halinde destek aramaya başladı. İsrail, Doğu Akdeniz'de çıkardığı gazı Güney Kıbrıs Rumları ve Yunanistan üzerinden Avrupa'ya satarak bölgenin tek enerji hakimi ve siyasi aktörü olmak istiyordu. Türkiye-Libya kalkanı, İsrail'in Akdeniz'deki hareket alanını batıdan tamamen kilitledi. Ankara'yı denklem dışı bırakamayacağını gören Tel Aviv, stratejik bir sıkışmışlık ve bunalım yaşıyor. Yıllarca Türkiye'yi Doğu Akdeniz'de yalnızlaştırmak ve denizden kuşatmak için ittifaklar (Doğu Akdeniz Gaz Forumu vb.) kurdular. Ancak Türkiye, Libya hamlesiyle karşı bir hamle yaparak bu kuşatma duvarını yardı. AB ve aparatları kuşatan konumundayken Akdeniz'de köşeye sıkışan konumuna düştükleri için büyük bir panik yaşıyorlar.

PLANLARI ÇÖKTÜ
Türkiye ve Libya arasında kurulan Doğu Akdeniz Kalkanı'nın ardından bölgedeki jeopolitik dengeler geri dönülemez bir şekilde değişti. Türkiye, savunma pozisyonundan aktif oyun kurucu ve kural koyucu konumuna geçti. Doğu Akdeniz'de artık Türkiye'siz hiçbir planın uygulanamayacağı bir döneme giriliyor.
Nitekim Fransız şirketlerinin arkasına sığınarak Doğu Akdeniz'de ferman yürütmeye kalkan Atina'nın "Great Sea Interconnector" (GSI) deniz altı elektrik kablo hattı sevdası, Türkiye-Libya anlaşmasının ördüğü hukuki duvara çarparak darmadağın oldu. Fransa merkezli şirketlerin (Nexans, Meridiam vb.) ve AB'nin finansal desteğiyle Girit'ten Güney Kıbrıs'a, oradan da İsrail'e uzatılması planlanan bu 1.9 milyar avroluk hat, Akdeniz'deki sömürgeci hayallerinin simgesiydi. Ancak Türkiye'nin masaya koyduğu mutabakat muhtırası ve kararlı sahada duruşu, bu "elektrik hattı" hayallerini TÜRKİYE'NİN "BİZE SORMADAN TEK KABLO DÖŞEYEMEZSİNİZ" İRADESİ İLE boşa çıkardı. Türkiye-Libya kalkanı, Doğu Akdeniz'in altından izinsiz çekilmek istenen o elektrik hattını daha başlamadan fiilen kesti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.