Ahmed Güner Sayar'ın Hırka- ı Şerif Bir Semt Hikayesi kitabından alıntılarımızın bu sonuncusunda gene Samiha ve Ekrem Hakkı Ayverdi kardeşlerle ilgili, yazarımızın görüşlerini aktarmaya devam ediyorum, şöyle diyor yazar: "İşte Ayverdiler, her şeyden önce eski kültürle yoğrulmuş, sesini pek duyuramayan bu insanlara, önce gönüllerini açtılar, onların toplumsal hassasiyetlerine sahip çıktılar. Kendi mesuliyet alanları içerisinde gördükleri bu insanların bilgi birikimleri ve hatıralarının yol gösterici bir kıymeti vardı. Hareket yeri bu olunca, Ayverdiler esaslı bir görevi omuzladılar. Ağır bir yükün altına girdiklerini biliyorlardı. Samiha Ayverdi, evden sokağa çıkışını şu sözlerle dile getiriyor: '...Hepimiz her şeyden mesulüz....Bizim zincirimiz parça parça olmuş; tekrar lehimlemek, geçmişimizle bağımızı kurmak gerek. Bunu kim yapacak? Dört duvar arasında oturup dertleşenler mi? Sesini dört duvarın dışına çıkaranlar ve tatbik sahasına koyanlar. Mesele bu." (s. 141)
TARİHİ SEVDİREN AİLE
"Maziyi bilenin, istikbali kontrol edeceğini bildiklerinden, önce bu topraklarda bin yıla ulaşan Türk devletinin bekasını ikinci bin yıla taşımanın bir mecburiyet olduğunun bilincindeydiler. Politik toplumda devlet, Türk tarihinin sürekliliğini sağlayacaktır. Bu süreklilik, ekonomi- politik güçle sürdürülse bile, kalıcılığı olan ve milli kimliği vurgulayan kültür varlıklarına ihtiyaç vardı. Bu cümleden olarak, Ekrem Hakkı Ayverdi'nin Balkan coğrafyasında Osmanlı mimari eserlerini inceleyen muhalled çalışmaları, o topraklarda Türk mührünün kalıcılığını göstermesi açısından mühimdir. Benzer şekilde, Samiha Ayverdi'nin Osmanlı asırları içerisinden tarihi sevdiren çalışmalarının önemi, hatıralarının aydınlığında, dünün güzel insanlarını dile getirdiği yazılarındaki müşterek ruh ile tarihimizin zenginliğini günümüzün popçu-arabesk gençliğine anlatmasıdır. Ayverdiler, karınca kaderince, mazi kayıtlarının bekçiliğini yaptılar. Elbette, bu çalışmalar kervanına, hazırladığı Türk lügatiyle İlhan Ayverdi'yi de katmalıyız. Onların neşriyatı ile hem bu çizgide yapılacak çalışmaların önü açıldı, hem de sağlam bir tarih şuuruyla Cumhuriyet gençliğine hissetmedikleri Türk kültür dünyasına açılan bir pencereden, cetlerin mağfiret ikliminin varlığı haberdar edildi. Geriye dönüp bakılınca, yeni neslin ne kadar zengin bir kültür mirasının sahibi oldukları görüldü." (s. 142)
AYVERDİLER VE HİZMETLERİ
"Ayverdiler, ilerlemiş yaşlarına rağmen, rahat ve telaştan uzak bir ömür sürecekleri yerde, maddi hayatın konforunu bir kenara ittiler, çileye soyundular. Onların kültürel erozyona mani olabilmek için verdikleri mücadelenin ve çektikleri sıkıntının ecri Allah katındadır. Netice itibariyle onlar, sahibi oldukları tasavvuf terbiyesiyle, insan ömrüne zamanın verdiği hükmü çok iyi bildiklerinden, Türk kültürünü maddenin hükümranlığının üzerine çektiler, ekonominin bozucu tesirlerinden uzak tuttular ve bunda da başarılı oldular." (s.143) Ayverdilere rahmet, Sayar'a sağlıklı ve uzun ömürler dilerim. (Bitti)
