Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın Muhtarlar Buluşması'nda yaptığı açıklamalar, sadece iç siyasete yönelik bir hitabet değil, aynı zamanda Türkiye'nin küresel ve bölgesel konumlanmasını net bir şekilde ortaya koyan doktriner bir stratejik manifesto niteliğinde oldu. Başkan Erdoğan'ın "Karşımızda küresel sömürü düzenine boyun eğmeyen, bunun bedelini de hibrit tehditlerle ödeyen ancak geri adım atmayacağını ilan eden bir Türkiye iradesi var" sözlerini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız. Erdoğan'ın stratejik analizi, önümüzdeki dönemin de Ankara için kolay geçmeyeceğini, ancak iç cephe sağlam tutulduğu sürece bu küresel baskı mekanizmasının kırılacağını öngörüyor. Erdoğan'ın "karanlık odakların tekerine çomak soktuk" ifadesi, jeopolitik dilde "oyun bozan ve oyun kurucu" rolü temsil ediyor. Türkiye; Suriye, Irak, Doğu Akdeniz, Libya ve Kafkaslar'da küresel güçlerin tek taraflı harita ve düzen dayatmalarına askeri ve diplomatik gücüyle doğrudan müdahale ediyor. Bu müdahaleler, birinci dünya savaşından sonra İngiliz Başbakanı Churchil'ın cetvellerle çizdiği Sykes- Picot'tan bu yana bölgeyi "lime lime etmek" isteyen emperyalist ülkelerin yaşadığımız günlerde yerel projelerini akamete uğratmaktadır.
KİRLİ SENARYOLAR
'Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz, yarını öngöremez" Edebiyat tarihçisi Abdülbâki Gölpınarlı'ya ait olan bu sözün temel anlamı, tarih bilincine sahip olmanın toplumsal ve bireysel gelişim için zorunlu olduğudur. Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz: Bugün karşılaştığımız olaylar, siyasi yapılar, kültürel değerler ya da kişisel durumlar durup dururken ortaya çıkmadı. Hepsi geçmişteki kararların, savaşların, devrimlerin veya hataların birer sonucudur. Bugünü de anlayamayan yarını öngöremez. Gelecek, bugünün üzerine kurulur. Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin 2016 yılından bugüne ülkemizin müdahalesiyle bozulan ya da etkisiz hale getirilen başlıca senaryoları hatırlayalım.
1)Doğu Akdeniz'deki "Sevilla Haritası" ve Türkiye'yi Kıyılara Hapsetme Senaryosunu parçalandı. Siyonist Netenyahu-İsrail/Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rumları Avrupa Birliği'ni de arkasına alarak Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi ve Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını (Münhasır Ekonomik Bölge) minimuma indirmeyi hedefliyordu.
2)EastMed Boru Hattı Projesi durduruldu Siyonist İsrail, Kıbrıs Rumları ve Yunanistan; Doğu Akdeniz'den çıkarılacak doğal gazı Türkiye topraklarını tamamen baypas ederek deniz altından Avrupa'ya taşıyacak EastMed boru hattı projesini planlamıştı. ABD ve AB de bu projeyi destekliyordu. Başkan Erdoğan'ın attığı en kritik adımlardan biri olan Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Mutabakatı (2019) imzalandı. Bu anlaşma ile Türkiye ve Libya arasında Akdeniz'de hukuki bir kalkan oluşturuldu. ABD projeden desteğini çekti.
3) Suriye'nin Kuzeyinde "aparat PKK/YPG Terör Koridoru" paçavraya çevrildi. Derın ABD, Avrupa ve Siyonist İsrail'in desteğiyle, Suriye'nin kuzeyinde Irak sınırından başlayıp Suriye boyunca uzanan ve nihayetinde Akdeniz'e açılması planlanan bir PKK/YPG terör koridoru (garnizon devletçik) kurulmak isteniyordu. Başkan Erdoğan'ın kararlılığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı harekatlarını gerçekleştirdi. Sınır hattındaki terör yapılanması bölündü ve Akdeniz'e ulaşması planlanan o hat fiziki olarak kesilerek senaryo tamamen parçalandı.
4) Libya'yı bölme planı. Rusya (Wagner), Fransa, desteğiyle Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru Trablus hükümetini devirip tüm Libya'yı ele geçirmek üzereydi. Bu gerçekleşseydi, Türkiye'nin Akdeniz'deki tüm hamleleri boşa çıkacaktı. Türkiye, meşru Libya hükümetinin davetiyle bölgeye askeri danışmanlar, İHA/ SİHA'lar ve hava savunma sistemleri gönderdi. Hafter güçleri Trablus kapılarından geri püskürtüldü. Bu müdahale, Akdeniz'de Türkiye aleyhine kurulabilecek devasa plan paçavraya çevrildi.
5) Azerbaycan'ın işgal altında olan Karabağ Üzerinden Kafkasya ve Orta Doğu Bağlantısını Kesme sinsi senaryosu. Ermenistan'ın 30 yıldır süren Karabağ işgali ve Fransa ile diğer küresel güçlerin bu statükoyu koruma çabası, Türkiye'nin Türk dünyası ve Orta Doğu/Asya ticaret hatları (Zengezur Koridoru vb.) ile olan doğrudan bağını engelliyordu. Bölgedeki 30 yıllık jeopolitik oyun tersine çevrilerek Türk dünyasına açılan hatlar güvenceye alındı.
6. Türkiye'yi bölgesel denklemden dışlama senaryoları "Doğu Akdeniz Gaz Forumu" gibi yapılar kurularak Türkiye coğrafi olarak en uzun kıyıya sahip olmasına rağmen Akdeniz enerji denkleminin tamamen dışında bırakılmak istendi. Türkiye hem sahada askeri gücünü (Donanma ve SİHA) etkin kullanarak statükoyu yıktı hem de ardından Suudi Arabistan, BAE, Mısır ve son olarak Suriye ile başlattığı normalleşme süreçleriyle Türkiye'yi bölgede tamamen izole etmeyi hedefleyen diplomatik kuşatmayı yardı.
7)MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI
Mekke Ortak Savunma Antlaşması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de imzalanan üçlü bir güvenlik ve savunma paktıdır. Türkiye'nin askeri tecrübesi ve savunma sanayisi, Pakistan'ın nükleer gücü ve ordusu, Suudi Arabistan'ın ise finansal ve diplomatik gücü) bir araya gelmesiyle bölgede büyük bir kolektif caydırıcılık hedefleniyor. Savunma sanayiinde ortak Ar-Ge, teknoloji paylaşımı ve ortak askeri tatbikatların önünü açıyor. Başkan Erdoğan, Türkiye'ye yönelik tehdit senaryosunun tek bir merkezden veya klasik askeri yöntemlerle gelmediğini vurguluyor. "Hibrit Savaş" olarak adlandırılan tehdit yelpazesini Erdoğan çok net beş ana unsura ayırdı. İçerideki Ajanlar (FETÖ vb.): Devlet mekanizmasını ve toplumsal dokuyu içeriden çökertmeyi hedefleyen beşinci kol faaliyetleri. Dış Lobiler: Uluslararası karar alma mekanizmalarında Türkiye'yi diplomatik ve siyasi olarak izole etme çabaları. Ekonomik Tetikçiler: Doğrudan sıcak para, kur operasyonları ve yaptırımlarla makroekonomik istikrarı sabote etme stratejisi.Uluslararası Basın ve Sosyal Medya: Kamu diplomasisini çökertmeyi, toplumsal dezenformasyonu artırmayı ve algı yönetimiyle kitleleri manipüle etmeyi amaçlayan psikolojik harp aparatları.
SONUÇ
BU unsurların tamamının Türkiye'nin dikkatini dağıtarak ülkemizi içeride yapısal krizlerle meşgul etmeyi ve küresel iddialarından (pençelerini sökmek) vazgeçirmeyi amaçlayan senkronize bir stratejinin parçaları olduğunu asla unutmamalıyız.
