• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Acıların kadını Bergen FİLİZ ÖZKOL

Acıların kadını Bergen

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 18.04.2022, 00:00

Kadın hikayeleri hiç bitmez. Hele topluma mal olmuş kişilerin yaşadıkları daha bir merak edilir. Şöhret acı bir şerbet, tadından vazgeçemediğiniz büyülü bir iksirdir. Bu uğurda birçok ocak sönmüş, birçok aile parçalanmıştır. Türk toplumunun, malum dibi arabesk duygularla bezenmiş bir kültür karmaşasıdır. Yüzyıllardır kendimizi ne doğuya, ne de batıya ait hissetmemiş olmanın handikaplarını hepimiz yaşamışızdır. Seksenli yıllar ilginç bir dönemdi. O yıllara damgasını vurmuş sanatçıların değeri şimdilerde daha bir anlaşılır oldu desek de, yeni kuşaklar her şeye farklı bir gözle bakıyor.

FİLM GÜZEL ÇEKİLMİŞ
Rahmetli Bergen'in hayatı söylediği şarkıların konusu gibi acılı başladı, acılı bitti. Tercihler mi kaderi yaratıyor diye düşünmeden edemiyoruz. Bizim Türk kadınımız çilekeş bir yapıya sahiptir. Doğar doğmaz yanlış kodlamalarla kızlarımızı, "Erkek hem döver hem sever. Seven erkek kıskanır. Kız çocuğu eksik etektir. Kızın yeri ya babasının ya da kocasının yanıdır. Doğurmayan kadın meyvesiz kuru ağaçtır" diyerek törpüleyip, var olan yeteneklerini ezdik yok ettik. Bergen küçük yaşta parçalanmış bir ailenin çocuğu olarak yaşam savaşının içinde kendini bulmuş. Bir yanda yoksulluk, bir yanda babasızlık...
Annenin koruma içgüdüsünün ve çırpınmalarının bir noktada iflas etmesiyle, babasızlık duygusunu kendisinden yaşça büyük birinin kanatları altına sığınarak giderme arayışı, başta Bergen'e kolay gelse de sonradan ruhsal dünyası ve yaşantısı karışık bir adamın esiri haline gelmiş ve travmatik bir
aşkın kurbanı olmuş. 'Bergen' filmi sezona hızlı girdi. Birçoğumuz merakla, hele yaşı biraz ilerlemiş ve o devri yakalamış olanlar koşa koşa izlemeye
gittiler. Film tüm ayrıntıları göze alarak en iyi şekilde yapılmış. Görüntü yönetmeni muhteşem. Tüm dram filmleri karanlık ışık kullanılarak çekilir zaten.
Bir Hollywood tekniğidir. Etkisinde kalmamak mümkün değil. Tıpkı geçtiğimiz sezonda izlediğimiz rahmetli Müslüm Gürses'in hayatı gibi.

AŞK SINIR TANIMIYOR
Bu tür biyografi filmlerinde ölmüş bir insanın ruhuna saygıdan dolayı bazı olaylar geçiştirilir. Kusurlar ört bas edilir. Gidenin arkasından kimse kötü bir söz söylemek istemez, hatalar bile güzelce ambalajlanır ve bin bir süzgüden geçirilerek kimseyi acıtmadan, hatta ballandırılarak anlatılır. Öyküler ve rivayetler kanatsız bir meleğin uçmasına kadar gider... Daha sonra acılar soğur ve rahmetli diye başlayan olayların daha gerçeğe yakın bölümleri tasvir edilmeye başlanır. Aşk hata yaptırır sözü bir kez daha ortaya çıkıyor. Aşk sınır tanımıyor, seçmiyor. Tesadüfen gelip seni buluyor. Rahmetli
Bergen bu adamdan bir türlü vazgeçemedi. İkisinin arasında garip bir hikaye var. Bizim anlayamayacağımız bir tutku. Gözünü yitirmiş bir kadın niye bu adamı hapishanede ziyaret ediyor ve hala adama ümit veriyor. Buna benzer binlerce artık askıda kalmış cevapların soruları. Herkes kendi sırrı ile bu dünyadan göçüp gidiyor. Filmi ağlayamadan izledim. Adına yakışır bir dram filmi ama kimseyi ağlatmadı. Sinemadan çıkarken Z kuşağının bir cümlesi belki de bizim bir rahmetliye dillendiremediğimiz cümleyi bir çırpıda söyletiverdi. "Bunlar manyak bir aşk yaşamışlar, gidene yazık." BERGEN'İ BİR KEZ DAHA RAHMETLE ANALIM. IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN. Filmi mutlaka izleyin. Bir yaşam ibreti göreceksiniz.

Aşk, sahip olma ve takıntı ile karıştırıldığında bir saçmalıktır.
( ANONİM)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA