Küresel savunma ekonomisinde yeni bir yatırım ve sanayi iş birliği dönemi başlıyor. Haziran 2025'de Lahey Zirvesi'nde NATO üyelerinin savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamalarını 2035'e kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5'ine çıkarma taahhüdü ve bunun en az yüzde 3,5'i temel savunma ihtiyaçlarına, yüzde 1,5'e kadarı ise kritik altyapı, siber güvenlik ve savunma sanayiini destekleyen yatırımlara ayrılacağının belirtilmesi ülkelerin işbirliği odağına yöneltti. İlaveten Avrupa Birliği'nin Mayıs 2025'te kabul ettiği 150 milyar avroluk SAFE kredi mekanizması da ortak savunma alımlarına finansman sağlayarak bu dönüşümün sanayi ayağını güçlendiriyor. Peki Türkiye bu tabloda nasıl konumlanacak? 13 Ekim'de TOBB ev sahipliğinde Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK), Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası (AHK) Türkiye ve Türk- Alman Ticaret ve Sanayi Odası (TD-IHK) iş birliğiyle düzenlenen Türk-Alman Ekonomi Konferansı'nın teması, "Değişen Savunma ve Güvenlik Mimarisinde Stratejik Ortaklık"tı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ve Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün'ün de katıldığı toplantıda ortak üretim, yapay zekâ, siber güvenlik ve tedarik zincirleri ele alındı. Türkiye ile Almanya arasında 2025 yılında 52 milyar doları aşan ticaret hacminin, önümüzdeki dönemde 60 milyar dolar seviyesine taşınması hedefleniyor. AHK Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Savunma Sanayii Çalışma Grubu Sözcüsü Neslihan Tosun Kayhan,:"Türk-Alman İş Birliği Konferansı, savunma sanayiinde iki ülkenin güçlü yetkinliklerini bir araya getirerek karşılıklı güveni somut projelere, ortak üretime ve uzun vadeli stratejik ortaklıklara dönüştürme yolunda önemli bir adım olduğunu" ifade etti.
REKABET GÜCÜNE KATKI
Öte yandan SAFE kapsamında, Avrupa Birliği ülkeleri AEA-EFTA kapsamında Norveç, İzlanda, Lihtenştayn ve Ukrayna dışından temin edilen bileşenlerin maliyeti, genel kural olarak toplam bileşen maliyetinin yüzde 35'ini aşamıyor.
Türkiye, NATO üyesi ve Avrupa Birliği'ne aday ülke olmasına rağmen SAFE kredilerinden doğrudan yararlanamıyor. Türk sanayisi, belirlenen yüzde 35'lik bileşen maliyeti sınırı çerçevesinde Avrupa savunma tedarik zincirlerine katkı sağlayabiliyor.
Ancak şirketlerin doğrudan yüklenici olarak katılması; kuruluş yeri, güvenlik kriterleri ve AB ile yapılabilecek özel anlaşmalar gibi koşullara bağlı. Bu nedenle ekonomik diplomasi, Türk savunma sanayisinin Avrupa'daki ortak üretim ve teknoloji projelerinde daha güçlü konumlanması açısından stratejik önem taşıyor.
14-16 Ekim'de OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) tarafından düzenlenen IDA Türkiye 2026, Türk savunma ve havacılık sanayisinin uluslararası iş birliği vizyonunu ortaya koydu.
Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, KOBİ'lerin küresel tedarik ağlarına katılımını güçlendirmeyi ve ortak üretim fırsatlarını artırmayı hedeflediklerini vurguladı. Valensiya Bölgesel Hükümeti Sanayiden Sorumlu Bölgesel Sekreteri Felipe Javier Carrasco Torres ise Eylül 2027'de Valensiya'da düzenlenecek buluşmanın rekabet gücüne katkı sağlayacağını belirterek, bölgedeki 26 sanayi kümesini ve sivil teknolojileri savunma sanayiine taşıma hedeflerini anlatarak uluslararası ortaklıklara dikkat çekti. "Bugünden itibaren sanayide kardeşiz. Çünkü birlikte olursak daha güçlü olacağız." sözleriyle Türkiye ile geliştirilecek iş birliğinin önemini vurguladı.
Türkiye, son yıllarda savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında gerçekleştirdiği stratejik hamlelerle mühendislik ve üretim kapasitesini güçlendirirken, tam bağımsız Türkiye hedefi doğrultusunda ekonomik diplomaside de yeni fırsatlar oluşturuyor.
Alman sanayisinin köklü disiplin ve planlama kültürüyle Türk girişimcilerinin titizliği, dinamizmi ve yenilikçi yaklaşımının birleşmesi her iki ülke için de önemli fırsatlar sunuyor. Bu birliktelik, karşılıklı ticareti geliştirmenin ötesinde ortak teknoloji üretimine, sürdürülebilir kalkınmaya ve küresel rekabet gücüne değer katabilir.
