Doktor Emin Yeğinboy ile dostluğumuz, sunmuş olduğum bir radyo programına konuk olmasıyla başladı. Emin Hoca, 'yaşsız' bir insan. Hani o enerjisine hayran olduklarımızdan... Vücudundan taşan bir aurası, bir delikanlı enerjisi var. Hep heyecanlı ve hevesli.
Güçlü beden dili ve hecelerin üstüne basan, altını çizen teatral bir konuşma tarzı var. Ara sıra kendi repliğini kendi kahkahasıyla da böler ve neşesini size de bulaştırır.
SİNEFİL ŞAPKASI
Dr. Yeğinboy, sanılanın aksine programa doktor şapkasıyla değil, sinefil şapkasıyla katıldı. Kendisiyle uzun süre sinema söyleşileri yaptık.
Programdan ayrıldıktan sonra da dostluğumuz bitmedi.
Birkaç yıl sonra beni bir başka ortaklığa davet etti. Bir Youtube kanalı kurmuştu. Burada sağlık ve sinemayla ilgili sohbetler yapacaktı ve sinema sohbetleri için zaman zaman konuğu olmamı istedi.
Sevinçle kabul ettim. İki program çektikten sonra bu kanalı neden kurduğunu anlatmasını istedim.
Özetle şunları söyledi:
"Kurmuş olduğum K.E.Y.S.E.L, yaşam enerjimin uzantısı olan iki unsuru bir araya getiriyor; sanat ve bilim. Sinekolik ve Longevity programlarını yapmamın arkasında çok farklı gözükebilecek, fakat aynı kaynaktan beslenen bir damar var: insanı anlamak ve insanın sınırlarını keşfetmek.
Sinema benim insanı anlayabilmem, onun yaşam içindeki varoluşunu sorgulamak için çok güçlü bir vasıta. Başlangıçta benim için de eğlendirici bir sosyalleşme aracıydı.
'HAYATIN TAKLİDİ'
Çok film seyrettim... Aradan geçen zamanın onlara yeni tatlar kattığını fark ettim. Eğlence olsun diye seyrettiğim çok filmin farklı anlamlara kapı açtığını anladığımda, meraklı soru soran bir çocuğa döndüm. Sadece izlemek değil, okumak ta gerekliydi.
Tek bir film üzerine yazılmış eleştirilerin okumalarını, yönetmenler ve sinema türleri üzerine yazılmış kapsamlı araştırmalara kadar bulabildiğim her metni iştahla okumakla devam etti.
Sinemanın hayatı taklit eden anlatı üzerine kurulu olduğunu, insanı anlamaya çalışan bir çabası olduğunu keşfetmiştim.
Güçlü bir alt metinden beslenen, yönetmen sinemasını anlamaya çalışmak, onların geçtiği edebi veya felsefi yollardan geçmekle koşuttu.
Bergman'ın insan ruhunun derinliklerine bakan gözü, Haneke'nin yaşamın içindeki manipülasyonları açığa çıkaran anlatıları, Fellini'nin insan varoluşunu özgün bir mizahla anlatmaya çalışması farklıydı. Sonuçta tek bir kapıdan geçiyorlardı: insanı ve varoluşunu anlamak.
'KEYİF ALIYORUM'
Birikim bir yerden sonra taşıyor, kabına sığmıyor. Taşanları çevremle paylaşmaktan keyif almaya başladığımı fark ettim.
Sinekolik işte böyle bir düşüncenin ve duygunun eseri. Longevity ise yeni fark edilen, insan yaşamını güçlendirme potansiyeline sahip bir bilim dalı. İnsanın yaşam enerjisini koruması esasında çok zor olmayan bir disiplinin bir parçası.
Yaşam süresini uzatmak vaat edilebilecek bir şey değil, ancak yaşadığımız süreyi sağlıklı geçirmek gerçekleşebilecek bir şey.
Hedef metabolik, nörokognitif, immünolojik, vasküler kapasitenin korunabilmesidir. 45 yıllık tıp geçmişimin ışığında bu bilimsel gerçekleri anlaşılır bir biçimde sunmak da beni ayrıca mutlu ediyor."
