"BUNU kim izliyor?" dediğimiz videoları bazen kendimiz de geçemiyoruz. Birinin kavgası, diğerinin günlük hayatı derken ekran başında zaman akıp gidiyor. Uzmanlar, saatlerce video izlemenin bazı kişiler için sorunlardan uzaklaşma ve yalnızlığı hafifletme yolu olabileceğini belirtiyor. Ailelere de çocukların telefon ve sosyal medya kullanımı konusunda sınır koymaları çağrısında bulunuyor. Telefonu birkaç dakikalığına açıyoruz. Bir video, ardından bir başkası... Komik bulduğumuz da var, anlamsız bulup izlemeye devam ettiğimiz de. Peki bizi ekranın karşısında tutan yalnızca merak mı?
YALNIZLIKTAN KAÇIŞ YOLU
Sosyal medyada tanınma isteğini ve izleme alışkanlıklarını Yeni Asır'a değerlendiren Klinik Psikolog Dolunay Zümrüt Çetin, bu sorunun yanıtını anlamak için kişinin günlük hayatına, ilişkilerine ve duygusal ihtiyaçlarına bakılması gerektiğini söyledi. Çetin, uzun süre video izlemenin kimi zaman bir oyalanma ve yaşanan güçlüklerle baş etme yöntemi olarak kullanılabildiğini ifade etti. Çetin, kişinin hayatında güçlü bağlar kuramamasının ve yeterince sosyalleşememesinin telefona yönelmesinde etkili olabileceğini belirtti. Böyle durumlarda ekran başında geçirilen uzun saatleri yalnızca bir telefon alışkanlığı olarak görmenin eksik kalacağını anlatan Çetin, kişinin hangi ihtiyacını bu yolla karşılamaya çalıştığının anlaşılması gerektiğini vurguladı. Bazı insanların boş zamanlarını değerlendirecek başka uğraşlar bulamadıkları için sosyal medyaya yöneldiğini dile getiren Çetin, bazılarının da yalnızlıklarını hafifletmek veya sorunlarını bir süreliğine düşünmemek için video izlediğini söyledi.
BAĞLARI ZAYIFLATIYOR
İnsanların toplu taşımada ve birlikte bulundukları ortamlarda telefonlarıyla meşgul olmasına dikkat çeken Çetin, karşılıklı sohbetin ve yüz yüze etkileşimin önemini hatırlattı. Uzun süre tek başına video izlemenin veya oyun oynamanın kişiyi sosyal ilişkilerden uzaklaştırabileceğini, bağları zayıflatabileceğini dile getirdi. Çetin, insanın sosyal bir varlık olduğunu belirterek karşılıklı iletişime ve birlikte yapılan etkinliklere ihtiyaç duyduğunu söyledi. Çocukların telefon ve sosyal medyayla erken yaşta tanışmasına da değinen Çetin, ailelere sınır koymaları çağrısında bulundu. Çocuklara 13-14 yaşına kadar telefon verilmemesini öneren Çetin, sosyal medya kullanımının da en az 13 yaşına kadar ertelenmesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Çetin, çocukların yüz yüze iletişim kurmasının, karşılıklı oyun oynamasının ve başkalarının duygularını anlamayı öğrenmesinin önemine dikkat çekti. Ailelerin ekran kullanımı konusunda net sınırlar belirlemesi gerektiğini belirtti. Ekranın diğer tarafında, tanınmak isteyenlerin de farklı beklentileri bulunduğunu anlatan Çetin, bazı kişilerin gördükleri ilgi üzerinden kendilerini daha değerli hissedebildiğini ifade etti. Ancak fenomen olma isteğinin herkeste aynı nedene bağlanamayacağını vurguladı.
GELİR ARACINA DÖNÜŞTÜ
Sosyal medyayı gelir elde etmek için kullananların da bulunduğunu hatırlatan Çetin, reklam ve sponsorluk beklentisinin içerik üretimini cazip bir çalışma alanına dönüştürebildiğini söyledi. Bu nedenle para kazanmayı hedefleyen bir kişinin davranışını yalnızca onay arayışıyla açıklamanın doğru olmayacağını belirtti. Sürekli mutlu görünen veya günlük hayatının ayrıntılarını paylaşan kişiler hakkında da yalnızca bu görüntüler üzerinden psikolojik değerlendirme yapılamayacağını kaydeden Çetin, kişinin hangi amaçla paylaşım yaptığının bilinmesi gerektiğini söyledi. Çetin, sosyal medya kullanımını değerlendirirken yalnızca ekranda görülen davranışa değil, kişinin ilişkilerine, ihtiyaçlara ve yaşadığı güçlüklere de bakılması gerektiğini vurguladı.
