• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Kanada’nın Ankara hesabı

İSMAİL HAKKI DOSTOĞLU

Kanada’nın Ankara hesabı

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Ekim 2026

Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin geleceğini yalnızca Amerika ile kurduğu ilişkiye bağlamak istemiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 22 Ekim'de Ankara'da düzenlediği ortak basın toplantısında söylediği bir cümle, bu arayışın nedenini anlatıyor: "Eski düzen geri gelmeyecek." Bu sözün üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü bunu söyleyen, Washington'a uzak bir ülkenin lideri değil. Ekonomisini ve güvenliğini uzun yıllardır Amerikan ortaklığı üzerine kurmuş Kanada'nın başbakanı. Carney'nin Türkiye ziyaretini önemli kılan da bu. ABD'nin en yakın ortaklarından biri, değişen şartlar karşısında seçeneklerini çoğaltıyor. Ankara'yı da bu arayışın önemli adreslerinden biri olarak görüyor.

YENİ PAZAR ARAYIŞI

Trump'ın gümrük tarifeleri ve Kanada'nın egemenliğini sorgulayan açıklamaları, Ottawa açısından yeni ortaklar bulma ihtiyacını daha görünür hale getirdi. Reuters da ziyareti, Kanada'nın Amerikan pazarına bağımlılığını azaltma çabası içinde değerlendiriyor. Elbette Kanada, Amerika'dan kopmuyor. Türkiye de Kanada için Amerikan pazarının yerini dolduramaz. Zaten mesele bir ülkeyi diğeriyle değiştirmek değil. Tek bir ortağın kararlarından daha az etkilenebilecek bir ekonomik yapı kurmak. Peki, Kanada neden Türkiye'ye yöneliyor? Carney, konuşmasında Türkiye'nin büyük pazarını, Avrupa, Asya ve Ortadoğu arasındaki konumunu, ticaret bağlantılarını ve savunma sanayisini özellikle vurguladı. Ottawa'nın gördüğü fırsat yalnızca Türkiye'ye ürün satmak değil. Türk şirketleriyle çalışmak ve başka pazarlara birlikte ulaşmak da hesabın içinde. Ankara'daki görüşmelerin ardından açıklanan stratejik ortaklık, üç yıllık bir eylem planına dayanıyor. Üstelik masadan yalnızca iyi niyet mesajları çıkmadı. Erdoğan ve Carney'nin huzurunda hava ulaştırma antlaşması, savunma sektörü ortaklıklarına ilişkin mutabakat ve enerji iş birliği ortak bildirisi imzalandı. Hava ulaştırma anlaşması, bu yakınlaşmanın günlük hayata en doğrudan yansıyabilecek adımı. Haftalık yolcu seferlerini 12'den 21'e çıkaracak kapasitenin önü açılıyor. Kargo uçuşlarında ise sayı sınırı öngörülmüyor. Bu düzenleme yalnızca daha fazla turist demek değil. İş insanlarının daha kolay buluşması, ürünlerin daha hızlı taşınması ve ticari bağlantıların güçlenmesi için de imkân sağlıyor. Ticaret hacmini artırmak isteyen iki ülke, aralarındaki ulaşımı da geliştirmek zorunda. Savunma sanayisindeki imza ise ilişkilerin geçirdiği değişimi daha açık gösteriyor. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ile Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand'ın imzaladığı Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı, iki ülkenin şirketleri arasındaki iş birliğini genişletmeyi amaçlıyor. Henüz açıklanmış büyük bir silah siparişinden veya tamamlanmış ortak üretim projesinden söz etmiyoruz. Ancak geçmişte ihracat kısıtlamalarıyla gündeme gelen ilişkilerin bugün sanayi ortaklıkları üzerinden ilerlemesi bile dikkat çekici. Kanada, 2021'de Türkiye'ye yönelik bazı askerî ihracat izinlerini iptal etmişti. Ocak 2024'te ise askerî ihracat başvurularına yönelik genel ret yaklaşımını kaldırdı. Şimdi aynı alanda şirketleri buluşturacak yeni bir zemin kuruluyor. Bu değişim, bütün görüş ayrılıklarının ortadan kalktığını göstermez. Fakat Türkiye'nin savunma sanayisindeki kabiliyetlerinin, ortaklık görüşmelerinde taşıdığı ağırlığı ortaya koyar. Ankara açısından hedef, bu zemini ortak geliştirme, üretim ve ihracat projelerine taşımak olmalı. Türkiye'nin tasarım kabiliyeti, yetişmiş insan gücü ve üretim kapasitesi büyüdükçe bu ortaklığın değeri de artar. Enerjide de iki tarafın ihtiyaçları birbirini tamamlayabilir. İmzalanan ortak bildiri ve açıklanan yol haritasında sıvılaştırılmış doğal gaz, sivil nükleer enerji, yenilenebilir kaynaklar ve kritik mineraller öne çıkıyor. Kanada kaynaklarını ve teknolojisini değerlendirmek istiyor. Türkiye ise enerji arzını çeşitlendirecek, sanayisini destekleyecek seçenekler arıyor. Burada başarıyı yalnızca yeni bir tedarikçi bulmakla ölçemeyiz. Fiyat, finansman, teknoloji paylaşımı ve Türk şirketlerinin projelerde üstleneceği rol belirleyici olacak. Ziyaretin bir başka önemli başlığı da üçüncü ülkelerde ortak çalışma hedefi. Kanada'nın finansman ve teknoloji imkânlarıyla Türk şirketlerinin üretim, müteahhitlik ve farklı pazarlardaki tecrübesi bir araya gelebilir. Türk Eximbank ile Kanada'nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında öngörülen iş birliğini bu nedenle önemsemek gerekiyor.

İSTİHDAM BÜYÜMELİ

Türkiye açısından fırsat, Kanada'ya daha fazla mal satmanın ötesine geçiyor. İki ülkenin şirketleri, başka pazarlarda daha büyük projelere birlikte girebilir. Erdoğan'ın ticaret hacmini yaklaşık 3 milyar dolardan önce 5, ardından 10 milyar dolara çıkarma hedefi de bu çerçevede anlam kazanıyor. Ancak ticaretin büyüklüğü kadar niteliğine de bakmalıyız. İhracatımızın teknoloji içeriği, üretimde oluşan katma değer ve sağlanan istihdam da büyümeli. Carney'nin Ankara ziyareti, değişen dünya şartlarının Türkiye'ye açtığı bir fırsat. Bu fırsatın kalıcılığını, imzaların ardından gelecek yatırımlar ve projeler belirleyecek. Kanada yeni ortaklar ararken Türkiye'nin kapısını çalıyor. Ankara'ya düşen, bu yakınlaşmayı Türk sanayisine, teknolojisine ve ihracatına kalıcı kazanç olarak taşımak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.