Samiha Ayverdi (1905-1993) ve onun ağabeyi olan Ekrem Hakkı Ayverdi (1899-1984) Türk kültür ve irfan hayatının köşe taşlarından iki müstesna insandır. Samiha Ayverdi 60 civarında eseri olan bir mütefekkiryazar, bir mürşid-i kamildir. Ekrem Hakkı Bey mimar-mühendis, müellif, mimarlık tarihçisi, alanında çok değerli eserleri olan bir kültür adamıdır. Bu müstesna kardeşler Hırka-i şerif semti civarında oturdukları için Ahmed Güner Sayar Hırka-ı Şerif Bir Semtin Hikayesi kitabında bu değerli kimselere çok geniş yer vermiştir.
İLK TANIŞMA
Sayar şöyle anlatır: "Kaderin lutuf ve ikramı, beni bu defa, 1970'lerin başında, İngiltere'de Birmingham Üniversitesi'nde buldu. Yüksek lisansımı tamamladıktan sonra, doktora için seçtiğim konu, klasik iktisat düşüncesinin Osmanlı Türkiye'sine girişi ve yayılışına dairdi. Ancak İngiliz iktisadi düşünce tarihçileri buna pek sıcak bakmıyorlardı. Gurbet elde, bana gönüllerini açan bir Türk aileye, İnci ve Erdener Birol'a bu sıkıntımı anlattım. Benim Samiha Ayverdi ile temas kurmamı sağladılar. Derdimi, Samiha Hanıma'a yazdığım bir mektupla dile getirdim. Ondan gelen cevabi mektubun elkabı ise çok can alıcıydı: "Aziz evladım Ahmed Bey!" Samiha Hanım, konu ile alakasının olmadığını, ancak ağabeyi Ekrem Hakkı Bey'in yakın dostlarından Profesör Sabri Ülgener'i bu durumdan haberdar ettiğini yazıyordu. Ayrıca mektubuna, Ülgener'in elyazısı ile konu ile alakalı bir sayfalık okuma listesini de ilave etmişti. Akan zamanda, hayat nehrimi değiştiren ve akademik hayatımı hocam Sabri Ülgener'in yanında başlatan bu mühim gelişmeyi Ülgener Yazıları başlıklı çalışmamda kaydetmiştim. Oradan aktarıyorum: "...Sabri Ülgener Hocam'a mülaki olmamı gerçekleştiren Samih Ayverdi ve Ekrem Hakkı Ayverdi'ye... Allah'tan rahmet, İlhan Ayverdi Hanım'a da acil şifalar dilerim." ( s. 137-138) MEVLİD
ŞEKERİNDEN AYVERDİLER'E
Sayar kitabının baş taraflarında Mesihpaşa Camii'nde 7 Temmuz günlerinde Kenan Rifai için okutulan Mevidlerde, çocukluğunda aldığı Mevlid şekerlerini anlatır. İşte bu olaya atfederek şöyle der: "Görülen oydu ki, Kenan Efendi'nin ikramı olan külahlı şeker [somut], zaman içerisinde, çizgiden çizgisize geçiyor, soyut bir şekere dönüşüyor, Ayverdilerin elinde tat varlığını koruyordu. Ekrem Hakkı Bey ve Samiha Hanım'ın vefatları ertesinde Ayverdilerin bayrağını İlhan Hanım omuzladı. Son yıllarda bozulan sağlık durumunu Prof. Dr. Yılmaz Kafadar'dan takip ettim. İlhan Hanım'ın 2009 Kasımındaki irtihaliyle, Kenan Efendi'yi bugünkü Kubbealtı yönetimine bağlayan Ayverdilerin ilk kuşağının görevleri da tamamlanmış oluyordu. Ayverdilerdeki 'ay'ın 'güneş'le olan rabıtasına işaret etmiştim. Kendileriyle hep uzaktan yakın olduğum Ayverdiler'in ufkumuzdan çekilmeleriyle de şeker lezzetini kaybetmedi, Sinan Uluant - Tarık Akçal eksenine geçti. Sinan Uluant, benim kırık dökük yazılarım için Kubbealtı Akademi Mecmuası'nın sayfalarını açtı, hatta bir kitabımın, Sahhaf Raif Yelkenci'nin de Kubbealtı yayınları arasında çıkmasını gerçekleştirdi. (s. 138) (Devam edecek)
