• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Hafızamızın anlattığı hikaye-1

AYSUN METE

Hafızamızın anlattığı hikaye-1

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24 Ekim 2026

"Ben bunu çok net hatırlıyorum." Hayatımızda ne kadar sık kullandığımızı düşününce, aslında bu cümlenin ne kadar güçlü olduğunu fark ediyorum. Bir tartışmanın ortasında, yıllar önce yaşanmış bir olay konuşulurken, bir arkadaşımızla geçmişte yaşadığımız bir kırgınlığı anlatırken... Hafızamıza güveniyoruz. Çünkü yaşananı deneyimleyen biziz. Oradaydık. Ne olduğunu gördük, ne hissettiğimizi yaşadık. Geriye dönüp baktığımızda, çok doğal bir şekilde "Ben biliyorum. Çünkü ben yaşadım" diye düşünüyoruz. Ben de bunu çok yaptım. Fakat son zamanlarda kendime başka bir soru sormaya başladım: Bir şeyi çok net hatırlıyor olmam, gerçekten onun tam olarak hatırladığım gibi yaşandığı anlamına gelir mi? Bu sorunun cevabını düşündükçe, hafızamızla kurduğumuz ilişkinin sandığımızdan çok daha karmaşık olduğunu görüyorum.

HAFIZAMIZ KAMERA DEĞİL
Hafızamızı çoğu zaman bir kamera gibi düşünüyoruz. Sanki yaşadığımız her şey bir yere kaydediliyor, yıllar sonra da o kaydı açıp yeniden izleyebiliyoruz. Oysa hafıza böyle çalışmıyor. Psikolojide hafızanın yeniden yapılandırıcı bir süreç olduğu uzun zamandır biliniyor. Yaşadığımız olayları olduğu gibi bir dosyada saklamıyoruz. Hatırlarken, elimizde kalan parçaları yeniden bir araya getiriyoruz. O gün bildiklerimiz, o sırada hissettiklerimiz, daha sonra öğrendiklerimiz, olay hakkında yıllar içinde yaptığımız yorumlar ve hatta bugün sahip olduğumuz bakış açısı bile bu hatırlama biçimini etkileyebiliyor. Bu, yaşadığımız şeylerin gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bir olayın içinde gerçekten bulunmuş olabiliriz. Fakat olayın bütün ayrıntılarını bugün ilk günkü haliyle hatırlıyor olduğumuz anlamına da gelmiyor. Bunu özellikle ilişkilerimizde çok sık görüyoruz. İki insan aynı konuşmayı yaşar. Yıllar sonra biri "Sen o gün bana bunu söyledin" der. Diğeri şaşkınlıkla bakar: "Hayır, ben öyle bir şey söylemedim." İlk anda aklımıza ne geliyor? "Birimiz yalan söylüyor." Oysa her zaman böyle olmak zorunda değil. İki insan aynı olayı farklı hatırlayabilir. Çünkü aynı olayın içinde bile iki farklı insan vardır. Farklı geçmişler, farklı beklentiler, farklı hassasiyetler ve farklı duygularla orada bulunurlar.

DUYGULAR KALIYOR
Benim de yaşadığım bazı olaylarda, konuşulan cümleleri dakika dakika hatırlamadığımı ama o sırada ne hissettiğimi çok net hatırladığımı fark ediyorum. Utancı hatırlıyorum. Üzüntüyü hatırlıyorum. Hayal kırıklığını, yalnızlığı, öfkeyi... Bazen bir arkadaşımın yaptığı bir şeyi cümle cümle hatırlamıyorum ama o olayın bende bıraktığı kırgınlık çok canlı kalmış oluyor. Ve belki de yıllar sonra o kişiyi hayatımdan çıkarma kararımı, olayın ayrıntısından çok o duygunun üzerinden değerlendiriyorum. İşte burada çok önemli bir ayrım ortaya çıkıyor. Bir duygunun gerçek olması, anlattığı hikâyenin de gerçek olduğu anlamına gelmez. O gün gerçekten kırılmış olabilirim. O kırgınlık gerçek olabilir. Fakat yıllar sonra o kırgınlığın nedenini yalnızca o günkü yorumumla açıklıyor olmam gerekmiyor. Çünkü bugün aynı olaya başka türlü bakabilirim. O gün bilmediğim bir şeyi bugün biliyor olabilirim. O gün karşımdaki insanın davranışını yalnızca kendimle ilgili yorumlamış olabilirim. Oysa bugün onun da kendi korkuları, kendi hayatı, kendi koşulları olduğunu görebilirim. Bu, yaşadığım kırgınlığı yok saymak değil. Bugünkü aklımla, geçmişteki olaya biraz daha geniş bir pencereden bakabilmek. Burada kullandığımız iki cümle arasında çok önemli bir fark olduğunu düşünüyorum. "Ben bunu çok net hatırlıyorum." Ve... "Benim hatırladığım kesinlikle doğru." İlk cümlede bir deneyim var. Hafızamızın bize verdiği bir kesinlik hissi var. İkincisinde ise bir hüküm var. Çünkü benim hatırladığım başka olabilir, senin hatırladığın başka. Aynı masada oturan iki insan, aynı konuşmanın iki farklı tarafını hatırlayabilir. Hatta yıllar sonra ikisi de kendi hafızasından son derece emin olabilir. İşte insanın zorlandığı yer tam burası. Kendi hafızamızın yanılabilir olduğunu kabul etmek kolay değil. Çünkü hafızamız yalnızca geçmişimizi taşımıyor. Geçmişte verdiğimiz kararlarımızı da taşıyor. "Ben bunu böyle hatırlıyorum" dediğimizde bazen aslında "O gün verdiğim tepki doğruydu" demek istiyoruz. Çünkü "Ben yanılmışım" demek, yalnızca bir ayrıntıyı yanlış hatırladığımızı kabul etmek olmayabilir. Yıllar önce bir arkadaşımızla yaptığımız bir konuşmayı düşünelim. O gün onun söylediği bir şeyi kendimize yönelik bir davranış olarak yorumlamış olabiliriz. O yorumun üzerine kırılmış, uzaklaşmış, belki ilişkiyi bitirmiş olabiliriz. Yıllar sonra aynı olayı düşündüğümüzde ise "Belki de başka bir nedeni vardı" diyebiliriz. İşte o noktada bugünkü aklımızla geçmişteki kararımız arasında bir mesafe oluşur. Bence bu mesafeden korkmamak gerekiyor.

DEVAMI HAFTAYA...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.