• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
İnsanlar hakkında peşin hüküm mü veriyoruz?

AYSUN METE

İnsanlar hakkında peşin hüküm mü veriyoruz?

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 11 Ekim 2026

"Sen beni hiç önemsemiyorsun." "Zaten yalnızca kendini düşünüyorsun." "Beni gerçekten sevseydin bunu yapmazdın." Bir tartışmanın ortasında bu cümlelerden birini söylediğimizde, çoğu zaman yalnızca kırgınlığımızı anlatmaya çalışıyoruz.
O anda gerçekten üzgün, öfkeli, yalnız ya da değersiz hissediyor olabiliriz. Fakat kullandığımız cümleye biraz daha dikkatli baktığımızda, duygumuzu anlatmanın ötesine geçtiğimizi fark edebiliriz. Kendi hislerimizi anlatırken bir anda karşımızdaki insanın niyeti, sevgisi, karakteri ve hatta nasıl biri olduğu konusunda hüküm vermeye başlayabiliyoruz maalesef.
"Kendimi önemsiz hissettim" dediğimizde aslında kendi içimizden bahsediyoruz. "Sen beni önemsemiyorsun" dediğimizde ise karşımızdaki insanın ne hissettiğine ve ne düşündüğüne karar vermiş oluyoruz. Aradaki fark küçük gibi görünse de bir tartışmanın bütün yönünü değiştirebiliyor. Üstelik bunu yalnızca sevgilimizle ya da eşimizle konuşurken yapmıyoruz.
Bir arkadaşımız mesajımıza birkaç saat cevap vermediğinde "Beni önemsemiyor" diye düşünebiliyoruz.
İş yerinde söylediğimiz bir fikre hemen karşılık verilmediğinde "Beni ciddiye almıyorlar" diyebiliyoruz. Ailemizden biri doğum günümüzü unuttuğunda, "Demek ki onun için önemli değilim" sonucuna ulaşabiliyoruz.
Ortada aslında bir davranış var. Biz ise o davranışa bir anlam yüklüyor, sonra da yüklediğimiz anlamı gerçek kabul ediyoruz.
Bence ilişkilerdeki birçok tartışma tam da burada başlıyor. Biz duyulmak isterken karşımızdaki kişi kendisini suçlanmış hissediyor. O kendisini savunmaya başladığında ise bu kez biz, "Bak, yine beni anlamıyor" diye düşünüyoruz.
Böylece konuşma bir süre sonra yaşadığımız olaydan uzaklaşıyor; iki insan artık birbirleriyle değil, birbirleri hakkında verdikleri hükümlerle tartışmaya başlıyor.

DAVRANIŞI KONUŞMAK BAŞKA
Bir davranış bizi kırabilir. Bunu söylemek hakkımız. Fakat tek bir davranıştan yola çıkıp bir insanın bütün karakterini tanımladığımızda konuşmanın başka bir yere gittiğini düşünüyorum. "Toplantıya geç geldiğinde planımız aksadı" dediğimizde belirli bir olaydan söz ediyoruz. "Sen zaten sorumsuz bir insansın" dediğimizde ise artık olaydan çıkıp kişinin tamamı hakkında karar vermiş oluyoruz. Aynı şey ilişkilerde de yaşanıyor.
"Bu sözü tutmaman beni hayal kırıklığına uğrattı" demek başka, "Sen zaten güvenilmez birisin" demek başka. Özellikle "hep" ve "hiç" kelimeleri tartışmaların içinde çok hızlı büyüyebiliyor: "Sen hep böylesin", "Beni hiç dinlemiyorsun", "Hiçbir zaman değişmeyeceksin..." O anda gerçekten böyle hissediyor olabiliriz. Fakat bu kelimeler karşımızdaki insanın önüne sanki değişmesi mümkün olmayan bir kimlik koyuyor. "Sen zaten böylesin" dediğimizde konuştuğumuz davranış değil, insanın kendisi oluyor.
Elbette bazı davranışlar tek seferlik değildir.
Bazen aynı şey gerçekten tekrar tekrar yaşanır. O zaman geçmişten söz etmek de anlamlıdır. Fakat "Sen zaten böylesin" demek yerine, neyin tekrar ettiğini anlatmak çok daha açık bir yol olabilir. "Son üç kez planımız değiştiğinde bana haber vermedin.
Bu tekrarlandığı için sana güvenmekte zorlanıyorum." Burada hem kırgınlık var hem de sınır var. Fakat karşı tarafın bütün kişiliği hakkında verilmiş bir karar yok.

DUYGU GİBİ HÜKÜMLER
Bazen cümlemizin başına "hissediyorum" kelimesini koyduğumuzda duygumuzu anlattığımızı düşünüyoruz. "Beni umursamadığını hissediyorum." "Beni kullanıyormuşsun gibi hissediyorum." "Bana saygı duymadığını hissediyorum." Fakat bu cümlelerin içinde hâlâ karşımızdaki insanın niyetiyle ilgili bir yorum bulunuyor. "Üzgünüm", "yalnızım", "kırıldım", "kaygılıyım", "kendimi dışlanmış hissettim" dediğimizde kendi deneyimimizi anlatıyoruz.
"Çünkü sen beni önemsemiyorsun" dediğimiz anda ise onun iç dünyası hakkında bir sonuca varıyoruz. Mesela bir arkadaşımız aramamıza dönmedi. "Beni umursamadığını hissediyorum" dediğimizde arkadaşımız büyük ihtimalle niyetini açıklamaya başlayacak: "Hayır, seni umursuyorum, sadece çok yoğundum." Ama "Aramama dönmeyince kendimi biraz unutulmuş hissettim" dediğimizde konuşmanın kapısı başka türlü açılıyor. Çünkü artık onun niyetini tartışmıyoruz; bize ne olduğunu anlatıyoruz.
Bu ayrım bana özellikle önemli geliyor.
Çünkü bazen insanın asıl ihtiyacı, karşısındaki kişinin suçlu olduğunu kabul ettirmek değil, yaşadığı duygunun görülmesi oluyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.