• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
İçimizdeki canavar

FİLİZ ÖZKOL

İçimizdeki canavar

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 21 Eylül 2026

Hafta boyunca yoğun bir çalışmanın ardından artan yorgunluğumuzu ve özellikle biriken stresimizi atmak için çoluk çocuk arabamıza biniyor, şehir dışında bir yerlere gitmek için yollara düşüyoruz. Yoğun trafikte şen şakrak ilerlemeye çalışırken bir araba aniden sizi geçmeye çalışarak direksiyonu önünüze kırıyor. Ani bir fren yapıyor, zorlukla direksiyonunuzu kontrol ediyorsunuz. Biraz önce şarkılara eşlik ederek ilerleyen adamın yerine, diğer sürücüyle karşılıklı yüksek sesle bağırışıp el kol hareketleri içinde kavgaya tutuşan, sinirden titreyen başka biri geliyor. Şehir içi trafiğinde buna benzer kavgalara hep rastlıyoruz. Bu tür anlık patlayan olaylara sadece büyük şehirlerde değil, kasaba niteliğindeki yerleşim yerlerinde de rastlamak mümkün... Sonu birbirini yaralamaya kadar giden "Ben haklıyım, sen haksızsın" kavgalarının nedenleri, üstünkörü geçiştirilecek kadar basit değil. Oysa kişilerin sosyo-psikolojik analizine kadar derinlemesine incelenmesi gereken önemli bir toplumsal problemle karşı karşıyayız. Giderek artan yaşam yoğunluğu, artan nüfus ve buna paralel olarak trafiğe çıkan çok sayıda aracın getirdiği ulaşım zorlukları, bireylerin zihin ve ruh hâlini olumsuz etkileyebiliyor. Kişilik olarak kendini kontrol etme konusunda daha zayıf olan kişiler, patlamaya hazır bir balon gibi gerilerek araçlarının başına geçiyor. Hızla büyüyen şehirlerde trafik, yalnızca günlük yaşamı zorlaştıran bir ulaşım sorunu olmanın ötesinde, "iklim krizi, hava kirliliği ve halk sağlığı" üzerinde etkiler yaratan bir çevre meselesi olarak öne çıkıyor. Bu nedenle konuyu küçük ve sıradan bir rahatsızlık gibi görmeyerek, çözümüne bireysel olarak katkıda bulunmanın yollarını aramalıyız. Bu sorun sadece ülkemizin değil, dünya ülkelerinin de ciddi sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Tarihsel olarak kuruluşları çok eskilere dayanan şehirlerin tasarımları hiçbir zaman binlerce, hatta milyonlarca yolcunun seyahatlerini karşılayacak şekilde yapılmamıştı. Kentsel alanlara taşınan insan sayısıyla birlikte araç sayısındaki artışlar göz önüne alındığında, yeni yapılan yollar bile yeterli olmayabiliyor. Bu olumsuz şartlar altında bir yerlere yetişme telaşı içinde olan birçok insan, daha direksiyonun başına geçmeden geriliyor. "Normalde sakin biriyim" diyen insanlar bile bazen trafikte başka bir kişiliğe dönüştüğünü söyleyebiliyor. Aşırı korna çalmak, el işaretleriyle kavgaya başlamak, bağırmak, hakaret etmek gibi sözlü saldırganlıkların yanı sıra, takip mesafesini gözetmeden tehditkâr bir şekilde çok yakın takipler gibi kontrol dışı tavırlar sergilenmeye başlanıyor.

TRAFİK ÖFKESİ
Özellikle sabah ve akşam trafiğinde sıklıkla karşılaştığımız ve ruh sağlığımızı etkileyen bu olumsuz duyguları "trafik öfkesi" olarak ayrı bir kategoriye koyabiliriz. Saldırgan tavırlar olarak niteleyebileceğimiz bu davranışlar, bizleri hiç arzu etmediğimiz sonuçlara kadar götürebilir. Diğer sürücülerin yaptığı ufak tefek sürüş hatalarına karşı sinirli ve öfkeli tepkilerimizi kontrol etmek mümkündür. Daha yola çıkarken onları yolumuzdaki engeller olarak değil, bizler gibi bir yerlere ulaşmaya çalışan bireyler olarak görelim.

ALGISAL FARKLILIKLAR
Yüzlerce aracın dip dibe ilerlediği bir trafikte her an yaşanabilecek beklenmedik durmalar, kırmızı ışıklar, agresif sürücüler veya gecikmeler, kontrol hissimizi azaltarak öfkeyi tetikleyebilir. Örneğin, biz şerit değiştirince "Mecburdum, ortada çukur vardı" derken, başkası şerit değiştirince "Adam saygısız ve dikkatsiz" diyebiliyoruz. Kendi hatalarımızı yolun durumuna bağlayıp başkasının hatasını doğrudan kişinin karakterine bağlamayalım. Bu tür kendimizi haklı çıkarmaya yönelik yanlış algılamalarla öfke seviyemizi yükseltmek, stres hormonlarımızın daha fazla salgılanmasına neden olur. Diğer sürücülerle farkında olmadan bir "rekabet hissine" kapılabiliriz. Park yeri ararken ya da şerit değiştirirken bilinçdışı agresif tavırlar sergileyebiliriz. TV haberlerinde buna benzer ilkel park yeri kavgalarının ölümcül sonuçlara veya yaralanmalara neden olduğunu görüyoruz. Önümüzdeki araç, çok az bir zaman farkıyla bizden önce park yerine ulaşabilir ve boş yere o park edebilir. Bunu kişiliğimize yönelik bir hakaret gibi algılamamalıyız. Diğer taraftan, bir başka sürücü daha süratli gidiyor olabilir ve bizi geçebilmek için nizami bir şekilde selektör yaparak yol isteyebilir. "Sen beni nasıl geçersin?" diyerek ona yol vermemek veya o anda süratimizi artırarak üstünlük yarışına girmek, tehlikeyi davet etmekten başka işe yaramayan ve modern kent yaşamına uygun olmayan ilkel davranışlardır. Bu şekilde hareket ederek kendimizi tahmin edemeyeceğimiz bir biçimde hukuki olayların içinde bulabiliriz. Kafamızın iş, aile veya diğer yaşam mücadeleleriyle dolu olduğu bir ortamda, trafikte yaşayacağımız bu tür kontrolsüz davranışlar patlamaya hazır bir bombanın fitilini ateşlemeye benzer. Sürekli kural ihlali yapan, korna çalan veya nizami bir şekilde dizilerek ilerlemeye çalışan araçların arasına kaynak yapan insanları görerek, "O yapıyorsa ben neden yapmayayım?" gibi düşüncelere kapılmayalım. Acemi bir sürücü olduğu için aracı "stop" eden kişinin bunu bilerek yaptığını düşünerek kötü niyet yüklemeyelim. Sizin önünüze geçmeye çalışan bir sürücünün çok acil bir durumu olduğunu veya hastaneye yetişmek istediğini düşünmek, öfkenizi azaltabilir ve agresif davranma dürtünüzü kontrol etmenize yardımcı olabilir. Trafik öfkesinin yaratacağı istem dışı olaylar, insan hayatı üzerinde telafi edilemez fiziksel, psikolojik ve ekonomik yıkımlara yol açabilecek en ciddi toplumsal sorunlardan biridir. Tek bir anlık dikkatsizlik veya kural ihlali, sadece kazaya karışan sürücüleri değil, aileleri de derinden etkileyen acı sonuçlar doğurabilir. Bu trajik olaylara neden olmamak için uyuşturucu veya alkolün etkisi altında araç kullanmayın. Oluşabilecek gecikmeleri göz önüne alarak yola daha erken çıkın. Agresif davranan bir sürücüye aynı şekilde karşılık vermeyin. Öfkenizi kontrol etmekte zorlanıyorsanız bir terapiste gitmekten çekinmeyin...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.