• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Maalesef aşkı kaybettik

FİLİZ ÖZKOL

Maalesef aşkı kaybettik

filizozkol@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 05 Ekim 2026

Önce "aşk" nedir diye konuya girmek istiyorum. Uzun zaman oldu, gerçek anlamını kaybetti. Dünya, bu duyguya hizmet veren bir sektör anlayışına geçmiş durumda. Her köşe başında bir ilişki... Evrenin temelindeki bu duyguyu bu kadar yozlaştırmanın anlamının kalmadığını görüyor, duyuyor, gözlemliyor fakat yine de vazgeçemiyoruz. "Bir aşk bir ömre bedel" sözleriyle büyütülen nesil çoktan tarihe karıştı. İnsan, insandan öylesine vazgeçti ki tam anlamıyla iflas etmiş durumdayız. Kayıp bir nesil... Her şey otomatik bir oluşumun içinde. Özlemlerimizin bile ne olduğunu karıştırıyoruz artık. Sisli beyin fonksiyonlarıyla kendimizin bile çözemediği konularda zıplayıp duruyoruz. Günlük, haftalık ve yıllık ilişki süreçleri var. Son kullanma tarihi geçtikten sonra çöp oluyor. Adına da "toksik ilişki" yakıştırmasını yapıyoruz. Yeni moda ilişki cümlelerine yetişmemiz mümkün olmadığı gibi kim kime alerji yapıyor, belli değil. Gündem hemen değişiyor.

DUYGU CİNAYETLERİ
Biz nerede bozulduk cümlesi bile saçma geliyor. Her şey altüst. Eski bir radyo yayıncısı olarak müzik konusunda biraz nostaljiye dönsek, kocaman bir soru işareti ve kulak tınılarımıza savaş açan yeni bir dünya akımı karşımıza çıkıyor. Kalabalık ses topluluğuna nasıl müzik diyebiliriz? Geçmişin büyük aşklarının arka fonunda, o güzel duygulara eşlik eden kaliteli sesleri arayan kulağımızın ve yüreğimizin yok olmasına nasıl göz yumabiliyoruz? İnsanlık, seri duygu cinayetleri işlemeye devam ediyor. Karşımda tatlı ve sevimli bir genç kız. Hayata karşı planlarını heyecanlı bir şekilde anlatıyor. Belli ki iyi bir eğitim almış. Mezun olduğu okulların adlarını sıralarken kendisiyle övünüyor. Tabii ki haklı nedenleri var. Günümüzde eğitim furyasının içinden sağ salim çıkmak, büyük bir savaşı kazanmak kadar alkış isteyen bir durum. Dünyanın değişen değerleri ve evrenin bize yaşattığı olumsuzluklardan sonra "Kafa mı kaldı?" diyoruz. Makineleşmiş duygu seli içinde küçücük, akıllı bir insan gördüğümüz zaman gözümüzde devleşiyor. Büyüklerimizin güzel sözleri hep kulağıma küpedir. "Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış." İşte tam o moddayız. En akıllımızın bile aklı kaymış. Bizim boyundan büyük eğitimler almış tatlı kızımızın aşka ve evliliğe bakış açısının karşısında "Allah'ım, sen benim aklımı koru" duasına başladım. Böylesine donanımlı okullardan gelmesine rağmen dünyanın ve çevresinin egosuna teslim olmuş bir konuyu önüme getirince "Konu kapanmıştır" duygusuna hızlı bir geçiş yaptım. Evleneceği ve aşk yaşayacağı kişinin çok varlıklı olması birinci şartıymış. Kızımızın iş adamı babası iflas durumu yaşarsa maddi sorun yaşamak zorunda kalmamak için kendini güvence altına almalıymış. Bakın, konunun içinde aşk ve sevgi temaları yok. Sadece "para" var. Esir olduğumuz tek konu bu. Selin, dünya tatlısı başka bir kızımız. Aşık olduğu genç de en az kendisi kadar dünya yakışıklısı fakat ne yazık ki tüm çalışkanlığı ve dürüstlüğüne rağmen iş bulma zorlukları içinde; tabiri caizse ekmeğini taştan çıkarma çabalarından yorgun bir savaşçı durumunda. Tek amacı, sevdiği kız Selin'in hayallerini gerçekleştirmek. Bu aşk hangi dişli çarkların arasında yok olacak sorusunu ben sormadan kızımız sonunu getirdi. "Olmadı bir türlü. Önce ailem diretti bu aşka." Yine onların deyimiyle "baldırı çıplak bir damat adayı istemeyiz" serzenişleri ve isyanlarıyla bu aşka son noktayı koydular. Mutluluk eşittir para olmuş bir tekelin içinde suçlu aramak şöyle dursun, yorum yapma gafletine kapılmaya bile hakkımız olmadığını hatırlatan yasaklara kafamızı çarpıyoruz. Son yıllarda boşanmaların arkasında kurgulanmış hikâyeler gizli. Şartlanmış ilişkilerin pin kodunun adı "PARA". Ne yazık ki toksik ilişkilerin arkasında yatan zehirli sarmaşık duyguların çığ gibi büyüdüğü bir ortamda sevgiden ve samimiyetten öylesine uzaklaştık ki yaşadıklarımızın gerçek mutluluk kaynağı olduğuna hepimiz inanır olduk. Biz nerede kaybolduk? Kalbimizin anahtarını nerede unuttuk? Taş ve betonların içine hapsettiğimiz bedenlerimiz çürürken farkındalık masallarıyla kendimizi uyuttuk. Gerçek anlamda neyin farkındayız, hiç düşünebiliyor muyuz?

BAŞIMIZ SAĞ OLSUN
Sanki laboratuvarda üretilmiş salgın duygular her tarafta. Değişen dünya düzeninde kangren olmuş davranışlarımızın altında müthiş bir eğitimsizliğin kol gezmesinin yanı sıra en büyük neden, popüler sosyal medya kültürü yatıyor. Kalbinizde çarpıntılar yaratacak aşk kahramanları da kalmadı. Al gülüm, ver gülüm misali... Adımlar hesaplı atılıyor. Her şeyin para ile telaffuz edildiği, sabahtan akşama kadar maddi konulardan bahsedildiği bir ortamda, bir genç kızın "İşte aşk" diye kendini kandırdığı şişkin cüzdanlar, son model arabalar, dünya seyahatleri ve limitsiz kredi kartlarıyla yaşadığı büyük aşklarda ne yazık ki ebeveynlerin de masumiyetini kaybettiğini görüyoruz. Doğunun kaderi, Batı'nın icraatı olmuş durumda... Kızının kocasıyla aynı yaşta olan bir kayınpederin ortak konusunun kızının mutluluğu olması ne acı bir tablodur... Yine aynı cümleyi tekrar etmek istiyorum. Belki belleğimizde gerçekler yerine oturur, algılama yetimiz artar: Doğunun başlık parası muhabbeti şöyle dursun... Batı, kızlarını çok daha pahalıya kendileriyle birlikte satıyor. Maalesef, başımız sağ olsun. Allah rahmet eylesin. "BİZ AŞKI KAYBETTİK." Başka bir evrende, başka zamanlarda yitirdiğimiz özlemlere kavuşmak dileğiyle... HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.