• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Canavarın içimizdeki yeri

HAKAN URGANCI

Canavarın içimizdeki yeri

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 01 Kasım 2026

Stephen King ve Nuri Bilge Ceylan üzerine... Birinin dünyasında ölüler dirilir, çocuklar kaybolur, oteller insanları delirtir. Diğerinin dünyasında insanlar yemek yer, çay içer, uzun uzun konuşur ve çoğu zaman hiçbir şey olmaz.
İlk bakışta Stephen King ile Nuri Bilge Ceylan arasında ortak bir nokta bulmak, bir hayaletle bir taşra öğretmenini aynı masaya oturtmaya benzer. Oysa biraz dikkatli bakıldığında ikisinin de aynı sorunun peşinde olduğu görülür:
İnsan, gerçekten sandığı kişi midir?

OLAĞANÜSTÜ DURUMLAR
King, insanın doğasını ortaya çıkarmak için olağanüstü koşullar yaratır. Ceylan ise olağan koşulları olağanüstü bir dikkatle inceler. Birinin karakterleri canavarlarla, diğerininkiler kendi vicdanlarıyla karşılaşır. Ancak bu karşılaşmaların sonunda ortaya çıkan manzara şaşırtıcı derecede benzerdir.
Medyum romanındaki Jack Torrance, ailesini seven ve hayatını düzeltmeye çalışan bir baba olduğuna inanır. Kış Uykusu filmindeki Aydın ise kendisini çevresindeki insanlardan daha duyarlı, daha aydın ve daha ahlaklı görür. İkisi de kendi hikâyelerinin kahramanıdır.
Ne var ki başkalarının hikâyelerinde aynı rolü oynamazlar.
İşte her iki anlatıcının da ustalıkla yakaladığı insani çelişki budur: İnsan, kendisini niyetleriyle, başkalarını ise davranışlarıyla yargılar.

KÖTÜLÜK...
Peki kötülük nerede başlar?
King'in dünyasında kötülük çoğu zaman somut bir varlığa dönüşür. Bir palyaçonun yüzünü takar, bir otelin koridorlarında dolaşır ya da toprağın altından çıkar. Fakat canavarın korkunçluğu yalnızca doğaüstü güçlerinden kaynaklanmaz. Onu asıl ürkütücü yapan, insanın içinde zaten var olan karanlığı harekete geçirmesidir. Ceylan'ın dünyasında ise canavara ihtiyaç yoktur. Çünkü kötülük, gündelik hayatın içinde kendisine yeterince yer bulmuştur.
Bir küçümseme, bir suskunluk, bir merhametsizlik, hatta iyi niyetli görünen bir yardım bile başkasının hayatında derin yaralar açabilir. King kötülüğü görünür kılar. Ceylan ise görünmezliğini koruyarak onu daha da rahatsız edici hale getirir. İkisinin buluştuğu bir başka nokta da insanın değişme ihtimalidir.
King'in karakterleri çoğunlukla büyük sınavlardan geçer. Korkuyla yüzleşir, kayıplar yaşar, fedakârlık yapar. Bazıları bu deneyimlerden dönüşerek çıkar. Bazılarıysa kendi karanlıklarına teslim olur.

BELİRSİZLİK
Ceylan'ın karakterleri için değişim çok daha belirsizdir. İnsan kendisiyle yüzleşebilir, hatalarını anlayabilir, hatta pişmanlık duyabilir. Fakat bütün bunlar onun değişeceği anlamına gelmez.
Çünkü insanın kendisini tanımasıyla kendisini değiştirmesi arasında aşılması güç bir uçurum vardır.
Belki de iki anlatıcı arasındaki en önemli fark burada ortaya çıkar.
King, insanın karanlığına rağmen kurtuluş ihtimalini sıklıkla canlı tutar.
Dostluk, sevgi, cesaret ve fedakârlık onun dünyasında gerçek birer karşı güçtür. Ceylan ise kurtuluşun kendisinden çok, insanın kurtulduğuna inanma ihtimalinden kuşkulanır. King'in karakterleri bazen canavarı öldürerek hikâyeyi bitirebilir. Ceylan'ın karakterleri içinse böyle bir zafer mümkün değildir.
Çünkü öldürmeleri gereken canavar, kendilerinden ayrı bir varlık değildir.
Sonuçta iki sanatçı, birbirine zıt yöntemlerle aynı karanlık odaya girer.
Stephen King odaya bir canavar yerleştirir.
Nuri Bilge Ceylan bir ayna. Ve ikisi de ışığı açar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.