Meşhur yazar ya da yönetmenlerin hep bir temel derdi, akıllarına takılan bir sorusu, ana teması olduğunu söyleyebiliriz. Farklı farklı anlatılarda alttan alta hep aynı soruyu sorar çoğu... Örnekleyelim
MICHAEL CHRICHTON
Toprağı bol olsun. Bilimkurgu geriliminin öncülerinden. Biz onu daha çok Jurassic Park serisinin ana yazarı olarak tanıyoruz. Ne de olsa bu serinin uyarlandığı ilk film, onun romanından uyarlandı. Serinin hem fikir, hem isim babası... Konu neydi? Bilim insanları tarih öncesi dinozorları klonlamanın bir yolunu bulur, sonra bu deney kontrolden çıkar... Aslında bu tema, Frankenstein'den beri değişmez. Tanrıcılık oynamaya kalkan bilim insanı, doğa tarafından cezalandırılır. The Sphere (Küre)... Okyanusun dibinde bulunan küre, aslında uzaylılara aittir. Araştırmacılar onu kurcalar, olaylar gelişir. The Prey (Av)... Sağlık için geliştirilen nanorobotlar kontrolden çıkıp insanlığı tehdit eder. Özetle, Michael Chrichton için, kendine ait türünün adıyla, teknogerilimimin babası diyebiliriz.
DAVID CRONENBERG
Yazarlığı da bulunan Cronenberg, meşhur bir yönetmen. Onun da Sinek gibi filmlerinde teknogerilime meraklı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu yanıltıcıdır. The Fly (Sinek), teleportasyonu icat eden bilim insanının genlerinin bir sinekle birleşmesinden doğan dramı anlatır. Scanners (Tarayıcılar), zihin gücü gelişkin insanların bu güçle insan öldürebilmelerini temel alır. Dead Ringers(Ölü ikizler) , ikiz jinekologların ruhsal durumunu işler. Kanadalı yönetmen, pek çok filminde, insan bedeninden doğan takıntılarına yanıt arar. Bu yüzden tünün adı, body horror ( vücut korkusu) olmuştur.
CHRISTOPHER NOLAN
Bu günün en popüler ve başarılı yönetmeni olan Nolan, son olarak The Odyssey ile insanları sinema salonlarına doldurdu. Onun filmografisine de bir göz atalım. Odyssey, kahramanın yolculuğu temasını uzun yıllar süren mitolojik bir anlatıyla bizlere sunar. İlk popüler filmi olan Memento, hafıza kaybı yaşayan bir ana kahramanla bizi tanıştırır. Konu hafıza olunca, zaman öne çıkar. Kahramanın kafa karışıklığını biz de yaşarız. İnterstellar, kara delikle ilgili bir bilimkurgu epiğidir ama filmin başrolü zaman aittir. Zamanın göreliliği, filmde defalarca karşımıza çıkar. Hatta bu filmin tehdit unsuru bizzat zamanın kendisidir, denebilir. Dunkirk, aynı tarihi olayı farklı kahramanların gözünden aynı zaman diliminde sunar. Zamanda öyle bir ileri bir geri gider ki, bizim de tersimiz döner. Tenet ise hiç lafı eğip bükmez, direkt olarak zamanı eğip bükebilen ajanların öyküsüne bizleri konuk eder. Nolan'ın derdi zamanladır. Bir zamanlar bir randevusuna geç kalıp hayatının en önemli fırsatını mı kaçırmıştır diye düşünmeden edemem.
Haftaya, farklı yazar ve yönetmenlerle devam edeceğiz. Bakalım onların derdi neymiş?
