• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Alternatif istihdam arayışları

CAHİT SÖNMEZ

Alternatif istihdam arayışları

cahit.sonmez@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 25 Şubat 2010
Krizin en ağır bedelini işinden olanlar ile konjonktürün bozulması sonucu iş bulamayanlar ödüyor. En son verileri birkaç hafta önceki yazımda vermiş, işsizlik rakamlarının ürkütücü boyutlarını ortaya koymuştum. Gerçekten işsizlik sorunu hem kronikleşiyor hem de derinleşiyor. Krizin ayak seslerinin duyulmaya başladığı 2008 yılına kadar kesintisiz ortalama 6.7 civarında yüksek diyebileceğimiz oranda büyüyen Türkiye ekonomisi ne yazık ki istihdam üretemiyor. Tabi, refleks haline gelmiş bazı dönemlere mahsus "tarım dışı istihdam yükseliyor" söyleminden başka istihdam konusunda kendimizi avutabileceğimiz elle tutar bir şey söyleyemiyoruz.
Kriz öncesini kısaca hatırlayalım... "Neden bu denli büyüdük?" sorusunun yanıtını da verelim...
Başta ABD olmak üzere bir çok "gelişmiş ülke" 2002 yılı itibariyle düşük faiz politikası uygulamaya başladı. Düşük faizler, paranın maliyetini aşağı çektiği için gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere sermaye akımı gerçekleşti. Reel sektörlere giren kaynak, gelişmekte olan birçok ülkenin büyümesini harekete geçirdi. Mali sektöre gelen sıcak para da hem ulusal paraların dolar, euro gibi ana para birimleri karşısındaki değerlerini yükseltti hem de borsaları uçurdu. Dolayısıyla, krize kadar geçen bu dönemde gelişmekte olan ülkeler gelişmiş ülkelerden birkaç kat daha fazla büyüdü.

İSTİHDAMSIZ BÜYÜME
Bu olumlu konjonktürden en az nasibini alan ülkelerden birisi de Türkiye oldu. Diğer ülkelere göre daha az büyürken daha az istihdam yaratabildi. Çünkü, kaynak girişi ile kredi mekanizmasının canlanması ve ithal mallarının ucuzlaması iç talebi uyaran faktörler oldu. Artan talep bir miktar atıl kapasiteyi devreye sokmuş olsa da, talebi karşılayan çoğunlukla ithalattı. Zaten kanıt ortada; o dönemdeki dev cari açık.
Her koşulda istihdam yaratamadığımız için alternatif istihdam kanalları da tartışılıyor son günlerde. Alternatiflerden birisi "geçici iş ilişkisini" sağlayan "özel istihdam büroları." İşverenler açısından oldukça avantajlı görünen bu yöntem işgücü maliyetlerini aşağı çekiyor. Ancak işçi cephesinden baktığımızda önemli dezavantajlarının da olduğunu gözlemliyoruz. Örneğin, kolektif hakların kullanılmasında, işçi örgütlenmelerinde ve toplu iş sözleşmelerinden yararlanmalarda bazı engellere neden olabiliyor. Zaten bu konudaki benzer düzenleme eşitlik prensibine aykırı bulunduğu için uygulamaya girememişti.

YARI ZAMANLI ÇALIŞMA
Diğer bir alternatif ise, esnek istihdam yöntemi. Normal ya da standart çalışma saatleri ve günleri dışında gerçekleştirilen bir istihdam uygulamasını "esnek istihdam" olarak tanımlıyoruz. Esneklik hem fonksiyonel hem de sayısal konuları kapsıyor. Bu yöntemle işveren işe almada ve işten çıkarmada tam etkin oluyor. ABD'de "acil durum", Avrupa'da ise "karakteristik olmayan" istihdam, esnek istihdam olarak kullanılıyor.
Esnek istihdamın en yaygın kullanılan boyutu "yarı zamanlı istihdam." Standart çalışma saatlerinin altında çalışma koşuluyla yapılan istihdam modeli Avrupa'da oldukça yaygın kullanılıyor. Özellikle, mali sektördeki yarı zamanlı istihdam, tam zamanlı istihdamın üçte birine ulaşıyor. Bu yöntemi de işçi tarafından değerlendirdiğimizde, güvencesiz, kolektif haklardan yararlanamayan bir uygulama olacağı gerçeği ile karşılaşıyoruz.
İşçi hakları da göz önünde bulundurulmak kaydıyla belli oranda istihdam esnekleştirmesi söz konusu olabilir. Aynı zamanda, diğer alternatifler devreye sokulabilir. Ancak, büyümenin kaynakları değiştirilmediği sürece, yani, düşük maliyetli yabancı sermaye ve ithal girdilerle üretim yerine montaj yapan model bırakılmadığı sürece işsizlik için bunlar da çözüm olmayacaktır.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.